ÇOCUKLARA ZARAR VERMEYEN DOSTLUK

Değerli dostum,

     Mektubumun başlığını okuduğun zaman “ Nasıl yani, hiç kimse çocuklarına zarar vermek istemez ki” diyerek itiraz ettiğini hissediyorum. Tabii ki her anne ve baba duyguları ile çocuklarına zarar vermediğini düşünür. Anne ve babalık duygularımız da bunu gerektirmiyor mu? Ancak işin içine “bilgi” girdiği zaman bilmediğimiz için çok şey kaybettiğimizin çok insan farkına varmaz. Sonuçta olmaması  gereken  düşmanlıklar, soğukluklar miras gibi bilinç altından nesillere  doğru akar gider.Bu mektubumda yaşanmış hikayeleri örneklerle sana anlatmak istedim dostum.

    Değerli dostum,

    Eğitimi az olan gelin zamanında kocasının evine gittiği zaman baktı ki kocası biraz pısırık ve sevgide de hassas. O’nu seviyor görünerek her istediğini yaptırabileceğini sandı. Bunda başarılı oldu da. Görümünü kıskanmaya başladı. Görümcesi evlenince uğraşacak elti de olmayınca zaten yakınlarda olan görümcesi ile uğraşmaya her daim O’na atıp tutmaya, her konuda en doğru olanın kendisi olduğuna kocasını da inandırmış hatta çocukları da annelerinin telkinleri ile halalarını değil de teyzelerine ve onların çocuklarına kendilerini yakın hissetmeye başlamışlardı. Bu çocukların Üniversite eğitimleri bitip torun tosuna sahip olmalarına kadar devam etti. Çünkü bilinçaltı eğitimi her zaman insan dikkat etmezse Üniversite eğitiminin bile önüne geçiyor kişilik oluşumunda ben bile bunu çok olgun yaşlarımda yaşayarak öğrendim.

     Değerli dostum,

      Kitap okumayan, anne ve babasının her dediğini doğru kabul eden ya da anne ve babasına asi olma korkusu ile onlar anlattıkça dinleyen insan zamanla Üniversite eğitimi alsa da evlenip başka ailelere gitse de bilinçaltında anne ve babasından farklı kişilik geliştiremedikleri gibi, çoğu bir ömür boyunca bunun farkına bile varamıyor. Biz anlatmaya çalıştığımız zaman da “bilmiyorum” diye geçiştirerek, öğrenmek için de çaba harcamıyorlar. Bunu bazı akademisyenler de dahil olmak üzere üzülerek gözlemledim.

     Değerli dostum,

      Toplumumuz özellikle engelli, eğitimsiz kadın, taşralı, mevki ve makamı olmayan insanlara saygı ve sevgi göstermekte son derece cimri ama herkesin kendisini sevmesini ve saymasını isteyecek kadar da açgözlü. Çok sahip olduğun bir şeyi başkaları ile paylaşmayacaksın ama sen onların her şeyini paylaşmak isteyeceksin. Bunun adını dostum sen koy.

      Değerli dostum,

       Asıl bilgisizlik o kadar kitap okuyarak ünvanlar almamıza rağmen bizim göremediğimiz gerçekleri görenlere saygı duymayacaksın, dinlemek istemeyeceksin. Böyle her şeyi bildiğini zanneden adam çocuklarına zarar verir de verdiğinin farkına varamaz tabii ki. Çocukluğumdan beri  “oğluma laf etme, kızıma laf etme” diyenleri gördüğümüzden bunları yadırgamamayı da öğrendik artık. Bir defa anlatalım. Anlamak istemeyen olursa o da kendi sorunları. Başkalarının sorunlarını kendileri sorun yapmıyorsa bizim üzerimize alınarak sorun yapmamız sadece bize zorun olmaz mı? Bu konu üzerine ben uzun uzun düşündüm. Anlamayana anlatmanın anlamı yok.(!)

     Değerli dostum,

     Aile bizim her şeyimiz. Tabii ki ailede konuşulanlardan etkilenilecek ama anne ve babanın gereksiz olarak kıskançlıklarına bakarak akrabalarımızdan da onların telkinleri ile uzak kalmak, belki de çok faydalanacağımız insanlardan farkına varmadan uzak kalmamıza sebep oluyor. İnsan aynı zamanda psikolojik varlıktır. Bir mesleği olan evi ve arabası olan insan her zaman mutlu olamıyor. Sevmek ve bilmek de önemli. Güzel şeyleri sevmek doğrulukları bilmek insana maddi şeylerden daha çok şeyler katar. Anlayan anlar tabii bunu. Mutluluğun, başarının para ile servetle olmadığını uzmanlarda söylüyor zaten. Bizlere de burada doğru bildiklerimizi karşımızdaki insanı sıkmadan, usandırmadan anlatmak ve yazmak geliyor. İsteyen dinler, isteyen okur. 

     Değerli dostum,

     Anne ve baba da olsak sevmediğimiz akrabalarımızı çocuklarımızın da telkinler ile sevmemesini sağlamak ve çocuklarımıza bilinçaltından “ benim sevdiğim akrabayı sende sevecek ve sevmediğimi de sende sevmeyeceksin” demek bunu da bilinçaltında çocuklarımıza yerleştirmek çocuklarımıza zarar vermektir. Olabilir ki bizim sevmediğimiz ve faydalanmak istemediklerimizden çocuklarımız faydalanabilir. Alimler  “ En çok sevdiklerimiz en çok bize benzettiklerimizdir” diyerek buna parmak basıyorlar. Psikologlar “Çocuklarımızı kendi durumumuza göre değil, onların kabiliyetleri ve yeteneklerine göre yetiştirtin” diyerek fikir beyan ederken kitap ve konuşmalarında ve Hz. Ali “Çocuklarınızı kendi çağınıza göre değil, onların çağına göre yetiştirin” derken, yani gerçek tek ve  1500 yıl önceden  yaşayanlar bile  bunun  önemine  işaret ederken insanların   ısrarla   kendi kafalarına göre  çocuk yetiştirmek   için çaba harcamaları  çocuklarımıza  ve torunlarımıza  en büyük kötülüğü yapmak değil midir?,

      Sevgili dostum,

      Bir dost olarak seni gerçek manada o kadar çok seviyorum ki, tüm dostlarım gibi, sana yazdıkça yazasım, konuştukça konuşasım  geliyor. Gerçek dost s enin gibi dostunu dinleyerek, O’nun yazdıklarını okuyarak, başkalarına istekli olanlara, faydalı olacak olanlara okutarak O dosttan herkesin faydalanmasını sağlar. Bunu yaparken de ısrar etmez, baskı yapmaz. Tıpkı senin yaptığın gibi. O dostun kitaplarına herkesin ulaşmasını ister, konuşmalara davet edilmesini sağlar. Tabii ki dostluk değdin zaman maddi şeyleri anlayan insan bu anlattıklarımızı anlamakta zorlanır. Gönlünde güzelliklere yer vermek istemeyene bizlerde bir şey katamayız tabii ki. 

       Değerli dostum,

       Hep aynı akrabalarla, hep aynı arkadaşlarla, arkadaşlıklara dostluklara devam etmek, insanın gelişmesine engel olur. Bu yüzden eski dostluklarımıza devam ederken, yeni dostluklarda kurmaya, evlenme gibi kurumlarla oluşturulan yeni akrabalıklardaki akrabalarımızla da tanışmaya, onları anlamaya, önyargıları yıkarak hep ileriye ve yeniliklere bakmak bizi manevi olarak zenginleştirir. Bunu çocuklarımıza aşıladığımız zaman da onlar bizlerden daha manevi zengin olur. Kıskançlıkları cehaleti aşıladığımız zaman da çocuklarımıza maddi imkanları olan ama manevi olarak fakirlik bırakırız. Maneviyat sadece ibadetleri yapmakla da olmaz. 

        Sevgili dostum,

        Mektubumuzun sonuna gelmişken duamızı da yapalım.

 

 “Allah’ım , ‘Ben insanı en güzel şekilde yarattım’ dediğin insanı zamanla anne ve babasının cehaleti ile nasıl canavara dönüştürdüğümüzü görüyorsun.  Sen bizlerin sevgi ve bilgi sahibi olmamızı isterken bizler şeytanın peşinde  “en kötü insan “ olmaya nerede ise yuvarlanmaktayız. Bizi bu gafletten kurtar ve bizi çocuklarımızı bizden daha manevi olarak gelişmiş ve sevgi ve bilgi dolu insan yap. Bunu yapacak olan sensin sen. Bizi bu amacımıza sevk edecek insanları sen bizlerden daha iyi bilirsin. Böyle insanlarla tanışmamızı ve dost olmamızı sağla. Sen bizi biden iyi bilirsin.Bu  içten samimi duamızı kabul eyle..Amin