TÜRKİYE - GÜRCİSTAN BEKTAŞÎ KÜLTÜRÜ VE OZANLAR SEMPOZYUMU (2)

01 Haziran 2016 Çarşamba günü kahvaltı sonrası Borçalı bölgesine doğru hareket ediyoruz. Âşık Hüseyin Saraçlı’nın doğumunun 100.yıl jübilesi için Saraçlı Köyünde ve Marneuli ( Sarvan) şehrinde programa katılacağız.

            Yol boyunca köyler. Yemyeşil sebze ve meyve bahçeleri ortasında evler.

            Soğan ve patates tarlaları, meyveler, sebzeler, üzüm bağları. Büyük ve küçükbaş hayvanlar ve atlı çobanlar.  İmece usulü tarlalarda çalışan köylüler.

            Seyahatimiz boyunca bize bölge hakkında bilgi veren görevlimiz sürekli anlatıyor. İşte, Arıklı köyünü görüyorsunuz. Büyük köydür. Bu bölgede bir yılda üç mahsul almak mümkündür. Karapapak köyleri. Hasan Hocalı, Sayalıoğlu, Taşlıkcıllar, Koçlu, Emir Hasan köyleri. Her köyün ünlüleri var. Şairleri, yazarları ve âşıkları var.

            Hıran çayının üzerinde beş yüz yıldan artık yaşı olan bir köprüden geçiyoruz. Koçlu köyü sağ tarafta. Suların ağaçlarla muhabbeti ancak bu kadar olur.

            Borçalı bölgesinde köylerin tamamı tarım ile uğraşıyor.

            Saraçlı Köyü mezarlığına ulaştığımızda bizi bekleyenler var. Kabri başında ziyaret ediyor, dualar ediyor, köye geçiyoruz.

            Köyün tam ortasında Saraçlı’nın anıtı var. Köylüler toplanmışlar. Ev sahibi olarak hoş geldiniz yapıyor, köyde olmamızdan mutlu olduklarını ifade ediyorlar. Program gereği değişik yönleriyle Âşık Hüseyin Saraçlı anlatılıyor. İlk kez konu ile ilgili bilgi sahibi oluyor, Türkiye’de hakkında kitap yayınlanmadığını öğreniyorum. Konuşmam esnasında bu görevi üsleniyor, Celal Demir, Hayrettin İvgin ve Nail Tan hocaların desteğini alıyorum. Celal Demir hoca ile birlikte oğlu Âşık Ali Saraçlı’nın evini ziyaret ediyor, genel bilgiler alıyoruz. Türkiye’ye döner dönmez çalışmalara başlıyorum.

            Köyde hazır bulunan iki ülke âşıkları programı unutulmaz kılarken her yaştan köylülerle sohbet ediyorum. Anadolu’da bir köy ziyareti kadar rahat ve serin, gözlerim ufukların ardını görecek kadar engin. Vakit, söz ile bütünleşirken, güneş yeryüzünden öte, yüreğimize gülümsüyor.

            Programın ikinci bölümü için,  Borçalı bölgesinin merkezi olan Marneuli ( Sarvan) şehrine gidiyoruz. Öğle yemeği, konuşmalar, müzik ve folklor.  Şair ve yazar, Gürcistan Âşıklar Birliği Başkanı Derviş Osman Ahmedoğlu’nun sunumuyla, Gürcistan - Ukrayna Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Kamaloğlu’nun katkılarıyla dolu dolu bir program bizi mutlu ediyor. Şehri yönetenler, âşıklar, öğrenciler, akademisyenler, şairler ve yazarlar bir arada.

            Gürcistan’da devlet sanatçısı olarak kabul edilen tek Türk Âşık, Hüseyin Saraçlının hayatı ve çalışmaları anlatılıyor. Öğrencilerden folklor ekipleri ve âşıklar programa katkı sağlıyor.

            1916- 1987 yılları arasında 71 yıl yaşayan Âşık Hüseyin Saraçlı doğumunun 100. Yıl Jübilesi üst seviyede tamamlanıyor.

            Borçalı’da âşıkların meclisinde

            Türküler dile geliyorken tellerde

            Birlikte olmanın huzuru dillerde

            Kardeş bayraklara rüzgâr oluyorum.

            Bölgede ziyaretlerde bulunan Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı Seyfullah Türksoy da aramıza katılıyor. Bir de konuşma yapıyor. Kısa süre de olsa görüşüyoruz. Bölge ile ilgili önemli bilgiler aktarıyor.

            Dönüş yolundayız. Borjomi’de otele yerleştiğimizde Karadeniz’i hatırlatan doğa güzelliğiyle günün tüm yorgunluğunu atıyoruz.

            Kura nehri buraya da hayat vermiş. Yemekten sonra Mustafa Özcivan, Hayrettin İvgin, Celal Demir, Mustafa Berçin, Necdet Kurt, Mehmet Yardımcı merkeze iniyor, su sesinin geceyi teslim aldığı anları paylaşıyor, yürüyüş yapıyoruz. Hemen her akşam nerede olursak olalım birlikte yürüdüğümüz bu ekiple, muhabbeti yol arkadaşlığıyla bütünleştiriyoruz.         

            Sabah ilk kez kuş sesiyle uyanıyorum. Yıllar var ki ben bu sohbete, bu seslere hasretim. Doğduğum köyde kalan güzellikler.

            Gözlerim kapalı dinliyorum. Sağa sola dahi dönmeden. Her ne konuşuyorlarsa konuşsunlar bana öylesine huzur veriyor ve mutlu ediyor ki bu benim için yeterlidir. İster akşamsefasını tazelesinler, ister şarkı söylesinler, isterse yeni bir günün programını yapsınlar. Bana ulaşan bu güzel seslerin sabahımı unutulmaz kıldığını ifade etmeliyim.

            Sabah kahvaltımızı uzun tutuyoruz. Balkon sefamızı Kura nehri ve yemyeşil dağlar destekliyor. Dumanlı dağlar ifadesini burada da kullanıyorum. Doğduğum mekânlardaki dağ köylüsüne götüren duygular ve görüntüler burada da yüreğime oturuyor. Yağmur sonrası tüm oluşumlar doğayla birlikte kendine merhaba diyor. Dakikalar süren resim çekimlerimiz. Tekli pozlar. İkili ve çoklu çekimleri izliyor.

            Özel çekim düşünen herkes Necdet Kurt’a yaklaşıyor. Elindeki cep telefonuyla âdete sörf yapan sanatçı dostum tüm talepleri karşılıyor.

                                                                       ***

            02 Haziran 2016 Perşembe günü sabah Borjomi’den Ahıska’ya doğru yola çıkıyoruz.

            Ahıska, Gürcistan sınırları içinde yer almaktadır. Türkiye sınırına 15 km. uzaklıktadır.

            Ahıska Kalesi’ndeyiz. Kaleden şehre uzun uzun bakıyorum. Ahıska Türklerinin 1944 sürgünü ile ilgili ne kadar bilgim varsa hepsini yeni baştan hatırlıyor ve yaşıyorum. Yazacak o kadar çok şey var ki. Gezi boyunca birlikte olduğum Hayrettin İvgin hocamla da duygularımı paylaşıyorum.

            Öğle yemeği sonrasında görevli arkadaşlara rica ederek otobüsle şehir merkezinde küçük bir tur atıyoruz.  Ahıska’dan üzgün ayrılıyorum.

            Akşam saatlerinde Batum’a ulaşıyoruz.

            Akşam yemeği sonrası kendimizi sahile bırakıyoruz. Karadeniz. Dalgalarıyla, kıyıya vuruşuyla, çıkardığı sesiyle o kadar tanıdık ve bizden ki her şey gülümsüyor. Çay ve Karadeniz ne kadar yakışıyor ve bütünleşiyor.

            Caddelerde ki tabelalar tanıdık. Oteller, lokantalar ve marka işyerleri… Türk işadamlarının Batum’da çok ciddi yatırımları olduğu öğreniyorum. Çok sayıda turistik tesislerin sahibi olmuşlar. Yine Gürcistan’ın dünyanın en güvenli 6. Ülkesi durumuna geldiği bilgisi hem şaşırtıyor, hem de mutlu ediyor. Rüşvet, yolsuzluk, mafya gibi her şeye son verilmiş. Yapılaşma izni verilirken doğanın korunmasına dikkat ediliyor. “AB adayı” olduğunu da öğreniyorum.

                                                                       ***

            3 Haziran 2016 Cuma günü sabah kahvaltısından sonra şehirde yürüyüşe çıkıyoruz. Tarihi doku, meydanlar görevlimiz tarafından en ince ayrıntılarıyla aktarılıyor.

            Şehrin merkezinde bulunan Orta Camiinde Cuma namazı öncesi, cemaatle sohbet ediyorum. Camiinin arka caddesinde çay ocağındaki ziyafet için teşekkürler, damak zevkimize uygun çay beni ve arkadaşları dinlendiriyor, rahatlatıyor.

            Botanik park gezilmeye değer önemli bir güzellik.

            Batum için bir gün yeterli değil. Ama dolu dolu güzel bir gün yaşıyoruz.

            Tiflis ve Batum modern şehirler. 

            Hayali bırakıyorum. Batum bütün gerçeği ile benimle birlikte. Tanıdık, bildik, gülümseyen harika bir şehirde bulunmanın mutluluğunu yaşıyorum. Gürcistan ziyaretimizde Batum’da finali yaşıyorum.

            Yarınları aydınlık görüyorum,

            Gözlerim şehir oluyor Batum’da. 

            Güneşi sabahında bekliyorum,

            Ötesi şairin mısralarında.

            Yazacak ve söyleyecek sözün çokluğuyla gümrükten geçiyor, kendimizi Karadeniz’e bırakıyoruz.

            T.C. Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığının desteğinde; Hacı Bektaşî Veli Kültür Derneği Başkanlığı ile Ukrayna–Gürcistan Uluslararası Eğitim Bilim Üniversitesinin birlikte düzenledikleri 30-31 Mayıs tarihlerinde yapılan “Türkiye Gürcistan Bektaşî Kültürü ve Ozanlar Sempozyumu” ve kültür gezimizi tamamlıyoruz.

            Düzenleme ve yürütme kurulu;  Y. Müh. Mustafa Özcivan  (Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği Genel Başkanı), Prof. Dr. Omari Tabusadze (Ukrayna-Gürcistan Beynelhalq Üniversitesi Rektörü), (Prof. Dr.) Hayrettin İvgin (Dünya Söz Akademisi Başkanı), Prof.Dr. Mahmut Kamaloğlu (UGUEBÜ Rektör Yardımcısı), Mustafa Korkmaz (TİKA Tiflis Program Koordinatörü), hepinize çok teşekkür ediyorum. Son derece başarılı bir program ve kültür gezisini gerçekleştirdiniz.

            TİKA Başkanı Dr. Serdar Çam Bey’e teşekkür ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

            Mustafa Özcivan Bey ve Hayrettin İvgin hocam, sağlığınız ve başarılarınız daim olsun. İyi ki davet ettiniz.

            Gidişi ve dönüşü muhteşem bir yolculuğun huzuru ve rahatlığıyla, duygularım okuyucularıma ulaşıyor.

            Karadeniz; gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve aldığımız nefeslerin dalgalarla beslendiği,  nimetin serinliğinde yol alıyoruz. Karadeniz olmak için bölgeye ulaşmak yeterlidir. Yeşili, yeşilin tonlarını, şelaleleri, gölleri, akarsuları, dereleri, tarihi yerleri velhasıl mavinin ve yeşilin bütün tonlarını bir arada görmek mümkündür.

            Doğanın tahrip olmadan, olduğu gibi kalması dileğiyle…

            Dumanlı dağların gökyüzüyle buluşurken,
            Vuslatında dünya cennetine ulaşırım.
            Yüreğime hece hece aşkın dokunurken,
Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

            Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.     Sen, şiir olsan mısralarında ıslanırım.

Osman BAŞ

20.06.2016 /Ankara…