Çayın alın teri

Çay kırmızı rengiyle sohbetlerin, konuşmaların yorgunluktan sonra dinlenirken içilen sıcak bir içeceğimizdir. Çayı yudumlarken hiç düşündük mü? Bu elimizdeki bardağa gelene kadar kaç safhadan kaç kişinin alın terinin dökülerek geldiğini?

            Türkiye’de çayın ana vatanı Rize’dedir. Rize Doğu Karadeniz’de yer alan bir ilimizdir. Arkasını Kaçkar dağlarının uzantılı dağlarına yaslamış, doğuda Artvin, batısında Trabzon, önünde sonsuz ve engin Karadeniz. Engebeli arazinin her tarafı yeşilin tüm tonlarıyla kaplıdır. Sadece yeşil olmayan ince cılız kıvrım kıvrım bükülen yolların siyahlığıdır. En çok yağış alan il olan Rize’nin toplam nüfusu 328.900 ilin merkez nüfusu ise 111.500 civarındadır.

            Bu ilimizde bir tek çay olmaz, kivisi, ceviz, fındık, kestane, ıhlamur, çilek, armut, taflan (karayemiş), hurma, likaba (yaban mersini), greyfurt, fasulye ve hatırlayamadığım bir sürü ürünler. Çaylar öyle engebeli araziye dikilmiş ki abartısız eğimleri %75-80 eğimli arazide yer alır. İnsanların yürümeye korktuğu ama bakınca manzarasına doyamadığın yeşillikler gözlerimizi de gönlümüzü de doyurmaktadır. Bu bölgede yaşayanların denizden balığı, karadan hayvancılığı eksik olmaz. Gene de insanları gurbetin yolunu tutmuşlar, okumuşlar, iş adamı olmuşlar. Ülke yönetiminde söz sahibi olmuşlar. Çayın karasından adını almışçasına Karadeniz’in güzelliğine de, öfkeli hırçın haline de dayanılmaz. Dağlardaki yeşilliğin en güzel görüldüğü an güneşin yeşille buluşup oynaştığı andır. Yağmurun yağdığı zaman siyah görünümlü karanlığa dönüştüğü, yağmur yağmadığı zaman beyaz pamuk yüklü dumanın dağları ovaları sardığını görürsünüz. Her ağacın bir türküsünü kuşlar gücü yettiğince söyler durur. Bir başkadır bu güzellik içinde yaşayan hayat. Zordur çetindir. Sabır, emek, güç ve bilgi ister yaşamak için. İnsanların geneli zayıf ve hareketlidir. Denizden yukarılara çıktıkça başınız döner, temiz hava ciğerinizi de yüzünüzü de al al eder harekete geçirir. Kısacası buralar anlatılmaz yaşanır.

            Bu bölgeye çay İsmet İnönü döneminde Zihni Derin adında bir mühendis 1930’lu yıllarında getirilip dikilmiştir. Halk arasında, Rusya’dan çay fidanı ve tohumları kaçak olarak getirilip burada üretildiği anlatılır.

            1940’lı yıllarda fabrikada üretime başlanır. Bu gün Çay kur fabrikasının bu bölgede 45 yaş çay işleme tesisi bulunur. Bir paketleme fabrikası yedi pazarlama müdürü, bir tane ana tamir fabrikası, bir adet çay araştırma enstitüsü, çay işletme genel müdürlüğü emrinde çalışmaktadır.

Fabrikaların bu bölgelere dağılımı yaklaşık olarak %65’i Rize’de, %17 Trabzon’da %5’i Tirebolu’da, %13’ü Artvin’de yayılmıştır. Rize’de 100’ün üzerinde özel fabrika vardır.

            Çay fidanının yetiştirilmesi, büyütülmesi yağmurda yaşta yeşillenen filizlerin toplanmasında yağmurla birlikte alın teri damlası var. Engebeli araziden aşağı indirmek için makaralı asansörler kurulmuş bazen de sırtta sepetlerle, çuvallarla taşıtın bulunduğu yere, oradan toplama merkezlerine tartılarak verilir.

            Bir amca anlatmıştı. Yıllar önce kardeşim çay taşırken sırtındaki çuvalla düştü, boynunu kırdı, diye. Kadını, erkeği, yaşlısı genci bu sektörde çalışıp tabiata ve fabrikada çalışanlara can verenlerdir.

            Rize’nin Çayeli ilçesinin Çay kur’un aşıklar çay fabrikasını Ben, Hülya Erkan, Abdullah Demir, Osman Bedri Çil’le birlikte fabrikadaki görevli arkadaş, Özcan Nuraloğlu gezdirdi.  Köylerde çay alım merkezlerinde alınan çaylar kamyon ve kamyonetle yapraklar fabrikaya getirilir. Boşaltılan kamyonlar paletlerle içeriye fabrikaya giriş yapılır. 20-30 cm derinliğinde traf soldurma havuzlarında dinlendirilir. Kıvırma sıkma makinelerinden geçirilerek acı suyu çıkarılır ve kıyım işlemleri gerçekleşir. Paletlerle el değmeden mayalama denilen fermantasyon işleminde 30-40 dk bekletilir. Çayın yolculuğu 100-103 derece ısı işleminden geçirilir. Çay kurutulduktan sonra çayın ince damarları ve kalın çöpleri alınarak değişik eleklerden geçirilerek büyük kağıt çuvallarda ambalaj fabrikasına yolculuğu başlar. Bu yolculukta ambalajlanır, satış bölgelerinin eliyle marketlere mağazalara dağıtılır. Sonra bizlerin mutfağına girer. Misafirlerimizle, eşimiz dostumuzla demleyip çay deriz. Yanımda bulunan bir Çayelili isal olunca bir avuç çayı çiğneyin soğuk su ile için ishaliniz kesilir, dedi. Bu da bana ilginç bir fikir geldi. Çay Kur’un duvarındaki şu yazıyı da görmeden geçemedim. “Kalite Politikası, Çay Kur Türk çay sektöründe öncü olma bilinciyle, ülkemiz çay tanıtımını geliştirmeyi, çevre koruyucu tedbirler almayı, kalite yönetim sistemini sürekli iyileştirmeyi, kaliteli ve güvenli çay üretip pazarlamayı ilke edinmiştir.”

            Fabrikada çay işlenirken beş üretim safhasından geçilir. Renk değişir, koku değişir, sonra çay içilir hale gelir. 100 kg.lık yaş yaprak fabrikaya girdiğinde 20-25 kg. siyah çay paketlemeye hazır elde edilir. Evde, kafelerde, mutfaklarda, bardaklarla dolan sıcaklığıyla camları ısıtır…  

            Çay Kur Aşklar Çay Fabrikası Müdürü Atahan Birben beye teşekkür ederek, oturup bir demli çay içip çayın alın teri hikayesini kısaca anlatma fırsatı verdiği için iyi temenni ve dileklerde bulundum.

           

 

Atahan Birden beye teşekkür ederek oturup demli bir çay içip, çayın alın teri hikâyesini kısaca anlatma fırsatı verdiği için iyi temenni ve dileklerde bulunalım.

 

Süleyman Erkan

14.07.2016

Rize-Çayeli- Aşıklar Köyü