YARAMAZLIK YAPAN KIZIM

Sevgili Kızım ,

Anadolu da gelenek ve göreneklerimizde  kız çocuğunun ve erkek çocuğunu terbiye edilmesi,( bu tabir bana biraz kaba gelmekte  o yüzden ben eğitilmesi tabirini kullansam daha iyi olur,)  önemli bir yer tutmaktadır. Aslında  buna tevriye veya eğitim değil de anneden ve babadan görmek dermek lazım. İnsanlar büyüdükleri zaman anne ve babalarının sevdiği bir davranışını kapmışlarsa “ Biz anne ve babamızdan böyle gördük “ demekteler Bu anne ve babanın  davranışlarının çocukları üzerinde ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. 

Canım kızım,

Bizim yaşadığımız ortamda kız ve erkek çocuklara farklı muamele edilirdi. Bizim sülalemizin kızları  ilkokuldan (o zaman ilkokul 5 seneydi)  sonra okula yollanmaz. Bir aile kızı olarak ilerde ,  kendisini isteyecek ,   gence gelin olarak hazırlanırdı. Benim amca kızları ve ablalarımın hepsinin de ev hanımı olduğunu ne yazık ki  sen de bilmektesin. Hatta mahalle  imamımız bir kız istemede. “Bu sülaleye kız istemeye gelene , hiç hayır denmez “ diyerek  bir espride de bulunmuştu. Bizim sülale çalışacak kadın yetiştirmez, ev hanımı yetiştirir. Zaten sadece  amca kızları değil, amca torunları , bizim yeğenlerden de  onca kız arasında çalışan bir kişi var. O da bu hakkını kolay elde etmedi. Bir mücadele ve bir  direnç gösterdi geleneklerimize göre.

Canım kızım,

Bu espri bu sülale kızlarını önüne çıkanla evlendirir ve eş seçimine dikkat etmezler , koca olsunda odundan olsun cehaletinin , ön yargısının , bir göstergesiydi bana . Çocukluğumda , gençliğimde fark edemediğim bu gerçek bugün baba olarak fark etmeme sebep oldu. Ben de duygularımı sana yazmaktayım işte sevgili kızım.

Canım kızım,

Anne ve babamın  kızlarını yetiştirirken  yaptığı yanlışları  ben seni yetiştirirken yapmak istemem. O yüzden daha ana okulundan itibaren senin okumana çaba harcamaktayım. Senin içine kapanık değil de ara sıra yaramazlık yapan , özgür ve  düşüncelerini acık şekilse ifade eden , gerekirse anne ve babasına  saygı çerçevesinde karşı çıkan ve onlara  yanlış bildikleri gerçekleri de anlatmasını bilen kızım olmasını isterim. Bu yüzden senin ana okulundan itibaren gerek okulda , gerek evde  yetişmen için derslerinde sana yardımcı olmanın dışında sana hediyeler getirerek , gazetelerin verdiği  çocukları eğitici ekleri sana vermekteyim. Okuyasın , gelişesin diye. Ben senin ilerde hem evinde hem de işinde sorumlulukları yerine getiren  ailesini ve işini seven bir kız olacağına candan inanmaktayım.

Canım kızım,

 Bizim geleneklerimize göre  yaramazlık yapan kızlar cezalandırılmalı. Hatta en ağır cezalar verilmeli. Kızların ön plana çıkması engellenmeli.  Evde kitap okuması , gelişmesi yerine , kapı önünde oturarak  dedikodu yapması  tercih edilir. Ama ben senin öyle olmanı istemem.  Okul dışında da kitaplar okumanı , evi ve işi dışında da sosyal ilişkileri güçlü ve   bir kız olmanı isterim. Sende bu yetenek var. Daha ilkokulda sınıf başkanlığı yapmanda bunu göstermekte.

Canım kızım,

Bizim geleneklerimizde , yaramazlık yapan, anne ve baba sözü  dinlemeyen kızlar ilerde   anne ve babasının canını çok yakar diye düşünülerek , anne ve babaların çocuklarını döverek cezalandırmasını isteyen bir anlayış vardır. Bunu da atasözlerinde saklamışlardır. “ Kızını dövmeyen  dizini , oğlunu dövmeyen kesesini döver”  diyerek bunu açıkça ifade etmişlerdir ama dayakla  insanları terbiye etme artık bence tarihe karışmıştır. İnsanlar , özellikle kızların eğitimi sevgi ile ilgi ile ve bilgi ile olursa ilerde hem evinde hem işinde başarılı insanlar yetişmiş olur.  Kadın güçsüz değil ki , onu güçsüz yapan , onların sırtından  geçinen, onları çıkarları için kullanmaya kalkan erkek egemen  toplumun erkek bireyleridir.

Canım kızım,

Anadolu’da yaygın olan bir inanışta  kız okur ve iş sahibi olursa ,  ailesini ihmal eder, çocuklarını iyi yetiştiremez diye düşünmekteler. Ne kadar yanlış bir düşünce. Bence  yetişme anne veya babanın maddi imkanları ile değil, anne ve babanın çocuğuna vereceği bilgi ve sevgi ile olur.  Çalışmayan anne ve babalar sanki çocukları ile ilgileniyormuş zannederiz ama babalar kahvede , anneler kırsal kesimde de  ya yapı önü dedikodularında  ya da  başka  şeylerdeler.

Canım kızım,

Okumasınlar, gözleri açılmasınlar diyerek okumalarına , çalışmalarına izin verilmeyen kadınlar , ne yazık ki çocuk yetiştirme konusunda   fazla bir şey yapmadılar. Onlarda okumayan , öğrenmeyen , kaba , saba dayılarına ve amcalarına  selam bile vermeyen nesiller yetiştirdiler. Ama eleştirmeye gelince herkes  eleştirme hakkını kullandılar. Gelişime bakmayan insanlar eleştiriye olunca herkeslerden önce davranmaktalar ne yazık ki.

Canım kızım,

Gelişim dedim de aklıma geldi. Gelişmek ne güzle bir şey. Peygamberimiz bile “ İki günü birbirine denk olan (gelişmeyen ) ziyandadır dediği halde   gelişmemekte direnen , ama Müslüman geçinmekte üzerlerinde boy ölçüşemediğimiz insanlara sadece acımak ve gene acımak lazım.

Sevgili kızım,

Sendeki gelişim, ağabeyindeki gelişim ve  annende meydana gelen gelişim , hep babanın gelişmesi , onların birbirini etkileşimi ile oldu. Yani anne ve baba gelişmeye and içerse sizlerde gelişmek için çaba harcamaktasınız yani.Gelişim bence ailede başlar , okulda şekillenir , toplumda ,insanın kendi gelişim çabası ile olgunlaşarak hayata  renk katar.

Sevgili kızım,

İşte bu yüzden senin yaramazlıklar yapmanı , ben ilerde yaramaz kız olacağın , aile geleneklerine karşı çıkacağın  insan olarak değil, gelişeceğin, haksızlıklara karşı çıkacağın ve  sana karşı ilerde ailenin , toplumun dayatmalarına karşı çıkacağın ve insanlara  yardımcı olacağın , onların uğradıkları haksızlıklara   destek olacağın olarak yorumlamaktayım.

Canım kızım,

Ben yaramaz çocukları severim. Bu yaramazlıklar bence onun akıllı olmasının , ilerde yaşayacağı hayatın sosyal bir hayat olacağının , sevgi ile dolu olacağının, herkese  yardımcı olacağının güzel işaretleri.  Bunu ancak okuyan , ileri gören , eleştiren ancak eleştiriden de çok kendini geliştiren insanlar anlar değil mi ama güzel ve yaramaz kızım ?

Sevgili kızım ,

Bende senin gibi küçükken çok yaramazdım. Beni de senin gibi başkalarının anne ve babası , akrabalarımız yaramazlığımı çok eleştirirlerdi. Beni eleştirmekten , kendi çocuklarını geliştirmeye fırsat bulamadıkları için , o insanlar yaşlanınca çok sıkıntı çektiler. O zaman anladım ki, insanlar başkalarının çocuklarını eleştirmek yerine kendi çocuklarını geliştirmeye baksınlar. Okumuş aydın akrabalarını , komşularını sevdirsinler ki çocuklarına , onlarda  o gelişmiş insanları örnek alsınlar. Ama bizde ne yazık ki gelişmiş insanı örnek almak yerine , kıskanmak ve en ufak hareketlerini eleştirerek ,  kendilerini tatmin etmeye bakarlar. Ama gelişmiş insanlar eleştiriden çok olumlu eleştirilere bakarak  hayatı yaşamaya  çalışırlar.

Canım kızım ,

 Sen de yaramazlık yap , ben hoşgörü ile bakarım ama yaramazlıkların , enerjin kötülükleri kovmak , engellemek , iyilikleri  dünyaya hakim kılmak ve iyi insanları sevmek  için olsun . İnsanlar seni  kıskandıkları kadar takdir de etsinler. İyi kariyer sahibi , iyi anne , aynı zamanda da yardıma muhtaç olanlara  da yardım eden insan. Bilgisi ile insanları aydınlatan insan olarak tanınmanı isterim. Bunun içinde bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da her zaman yanında olacağımı zaten sende bilmektesin. Sadece sana değil, aynı zamanda seninde seveceğin , güveneceğin insanlara da yardım etmek bizim görevimiz olmalı.

Canım kızım ,

 İnsan  hayata geldiği zaman   zayıftı ama zamanla güçlendi ve gelişti. Ama bu gelişme herkeste aynı olmadı . Herkes vücut olarak geliştiği halde  bazıları beyin olarak da kariyer olarak da  gelişmekteler . Sen de gelişebildiğin kadar gelişirsen hayat herkese güzel olur

Selamlar ve sevgilerimle..

 

Baban