YİNE SAKAL

Kocaman ters şemsiyeleri, altlarında sıralanan banklarıyla bir âlemdir kapalı çarşının üstü. Emeklilerin, işsiz güçsüz insanların durak yeridir de aynı zamanda. Burada kimler nasıl vakit geçirirse geçirsin kaplı çarşı deyince akla ilk önce ters şemsiyeler gelir. Çünkü onlar buranın tek sembolüdür. Görenlerin anlam veremediği şemsiyeler, ne güneşten korurlar insanları, ne yağmurdan. Hani yelden yana duldan, günden yana gölgen olayım derler ya bunlar ne dulda olabilirler kimseye, ne de gölge…

            Bir kuş bir çalıya sığınır. Ters şemsiyelerin ahaliye çalı kadar bile faydası yoktur. Bu ucubelerin dikiliş amacını ve de hâlâ neden ısrarla kaldırılmadığını kimse anlamaz.

            Bir gün nadir bulunan gölgelerden birisinde oturan iki ihtiyarın yanına iliştim. Karşıdan birisi, gözünü bana dikmiş, doğrulayıp geçti karşıma. Selamlaştık. Yer vereceğim ama bankımız üç kişilik. Boş yer yok, anlayacağınız. Ben oturuyorum, o ayakta.

            -Beni tanıdınız mı hocam?

            -Kusura bakma.  Çıkaramadım maalesef.

            -Biraz konuşalım, kesinlikle tanıyacaksınız.

            -Konuşalım bakalım.

            -Erken vefat eden fötr şapkalı bir arkadaşınız vardı.

            -Eyy?

            Düşündüm, anımsayamadım. Adını söyleyince arkadaşım gözümün önüne geliverdi. Öğretmenliğimin ilk yıllarıydı. Yakınlığını gördüğüm birkaç kişiden biriydi.

            -Tanımaz olur muyum canım şimdi hatırladım. İyi arkadaşımdı. Işıklar içinde yatsın.

            -Ben onun oğluyum. Hatta dersimize de girmiştiniz. Adını da söyledi. Sisler dumanlar arasındaki öğrenciliğini gözümde canlandırmaya çalışırken:

            -Şimdi ne işle meşgulsün?

            -Öğretmenim hocam. Kentin iyi okullarından birinde görevliymiş. Yüzüne tekrar baktım alıcı gözle. Ağarmış bir karış sakal.

            Hemen aklıma ayakkabı boyacısı delikanlının sözleri geldi. “Sakalınız olmadığı için öğretmene benzetemedim” demişti.

            Demek ki sakal bırakmak da moda olmuş. Bir şeyin moda olmasını mı istiyorsun, hemen istediğin şekli mankenlerde artistlerde uygulayıp televizyona çıkaracaksın. Onu gören herkes modayı uygularsa manken ya da artist olacağını sanıyor. Sakal moda da genç kızların yırtık dizli pantolonları moda değil mi? Gerçi “Güzel bir çul giyse ipek tül olur / Salınıp gezişi göze hoş gelir.” İstediğin kadar modayı takip et aslın güzel olmadıktan sonra…   

 

            Ne günlere kaldık yarabbi, eskiden en güzel, en çağdaş giyinenler öğretmenlerdi. Şimdi sakalsızları öğretmene benzetemiyorlar… En kısa zamanda sakal bıraksam diyorum, öğretmen olduğum belli olur mu ki…