ÇOCUK AKLI

Dün gölgede 35 derecede kavrulmuştuk. Sabahın altısında spor için yola düştüm. Buz gibi temiz havayı ciğerlerime çekerek yürürken kaldırımda bir gurup serçeye rastladım. Ben deyim sekiz siz deyin on yavru kuş, iri bir serçeye eşlik ediyorlardı. Ben onları anne ve yavru serçeler diye düşündüm. Anaydı. Çünkü onların kaldırımdan asfalta çıkmasına izin vermiyordu.

            Durdum, izledim. Hepsi de iki adım kadar hoplayarak yürüyor, bir adım havalanıp iniyorlar. Kaldırımda onlarla beraber oynayan anne, asfalta niyetlenen olursa hemen engelliyordu. Ana yüreği işte, az mı gördük civcivlerine kötü gözle bakan bir köpeğe önünü sonunu düşünmeden gözünü karartıp saldıran anne tavukları…

            Bana göre anne, çocuklarına hayat eğitimi veriyordu. Ama çocuklar yaramaz. Birisi annenin bir an dalgınlığını fırsatlayıp kanada kalktı. Asfalta doğru uçarken hızla gelen bir otomobil’in rüzgârına kapılıp yıldırım gibi geri döndü. Bu kez oyun alanını da şaşırarak kendisini bir apartmanın saçağında buldu. O kurtuldu kurtulmasına ya gel de anne ile bana sor, yüreğimiz yerinden çıkacaktı, nerdeyse…

            Asi civciv gibi çocuklarımız da söz dinlemiyorlar. Pikniğe gitmeye niyetleniyoruz, yedi yaşındaki velet:

            -Ben gitmiyoyum!

            -Neden?

            -İşte.

 Üniversite adayı:

            -Birkaç tercih daha yap çocuğum!

            -Hayır, bir tercihten başka yapmam. Kazanacağıma inanıyorum. Sonuç: fiyasko!

  Eş seçen genç:

            -Bu başka. Bundan başkasıyla olmaz.

            -Elde bulunan beyde bulunmaz. Biraz daha düşünsen.

            -Hayır, ya o ya hiç!

            - Sonuç iyi olur inşallah! Atalarımız, uzun deneyimlerden sonra söylemişler: “Sarhoşu bırak, yıkıldığı yere kadar gitsin.” Ya da “Ulu sözü dinlemeyen ulur…”

 

*********************************************************

            Kuş demişken;

            Karga, yavrularına “Yedi gününüzü yetirdim, bıyıklarınızı bitirdim. Bundan böyle siz şu dağa, ben bu dağa.” diye son öğüdünü verip vedalaşırmış. Alman usulü yani, Almanlar, on sekiz yaşından sonra çocuklarını serbest bırakırken biz, bir ömür boyu takip ederiz.

            Bir başka öyküyü de şöyle anlatırlar:

            Kuş, yavrusuna,

            -Karşılaştığınız adam sizi görünce yere eğilirse ondan sakının. Çünkü sizi taşlayabilirler.”

            -Ya adam taşı cebinde getirdiyse?”

            -Siz, öğüdünüzü yuvanızda almışsınız yavrum. Bildiğiniz gibi yapın…

            İster kuş, ister insan canlıların tümüne yüce tanrıdan akıl sağlığı ve isabetli kararlar dilerim. Son pişmanlık fayda etmiyor. “Aldanmışım” demekle kimse kurtulamıyor