Engelli yazar ve aktivist Ali Haydar Koyun ile Röportaj

Malatyalı Engelli yazar ve aktivist Ali Haydar Koyun: Toplumun engellilere karşı önyargılı bakış açısı değişmedikçe hangi yasa çıkarsa çıksın uygulamalarda hep sorun yaşanacaktır.

            *Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz, nerelerde çalıştınız?

ALİ HAYDAR KOYUN: Adım Ali Haydar Koyun. 1968 yılında Malatya’da doğdum. 1980 yılında Hidayet İlkokulunu bitirdim. Çok ağır seyreden hastalığım nedeniyle eğitim hayatıma devam edemedim. Bu nedenle 1996 yılında ortaokulu ve 2016 yılında ise açık öğretim lisesini dışarıdan okuyarak bitirdim. Kendimi dernek çalışmalarına adadığım için herhangi bir işe girip çalışamadım. Şu anda işsiz biriyim.

            *Engelli olma hikâyenizi anlatır mısınız, engelli olmayı kabullenmek zor olmadı mı, zorlukları nasıl aştınız?

ALİ HAYDAR KOYUN: 1972 yılında 4 yaşındayken ayak bileğimde başlayan ani bir ağrıyla hastalığım başlamış oldu.

            Başlayan hastalığımın adı romatoid artritdi. Yani gezici eklem romatizmasıydı. Ailemin eğitimsiz ve bilinçsiz oluşu nedeniyle başvurduğu yanlış tedavi yöntemleri ile doktor hataları sonucunda romatizma hastalığının yol açtığı eklem kireçlenmesi nedeniyle 1979 yılından itibaren bir daha yürüyemedim. Yaşamımı yıllarca dört duvar arasında sürdürdüm. Daha sonra yurt dışında bulunan bir akrabamız tarafından armağan olarak getirilen tekerlekli sandalyeye kavuştuktan sonra dış dünyaya açılmaya başladım. Sandalyem geldikten sonra iki hafta kadar insanların bakışından etkilenerek dışarıya çıkmaya çekindim. Ancak dışarıya çıkma isteğim daha ağır basınca kendimi tutamayarak dışarıya çıktım. İlk çıktığım günden şu ana kadar da çok ağır bir hastalanma olmadıkça bir daha evde oturmadım. Yaz, kış, yağmur, çamur kar demeden mutlaka dışarıya çıktım ve çıkmaya da devam ederim. 2000 yılına kadar normal tekerlekli sandalye kullanıcısıydım. Ancak bu sandalyeyi engelliliğim nedeniyle kendim kullanamıyor ve bir başkasının yardımına bağımlı kalıyordum. 2000 yılından itibaren ilk akülü tekerlekli sandalyem hediye edilince artık tek başıma çıkıp dolaşır oldum.

            *Maşallah, uzun yıllar dernek başkanlığı yapmışsınız, neler yaptınız derneği bırakma sebebi neydi?

ALİ HAYDAR KOYUN: Kendim gibi engelli insanların sorunlarını araştırıp çözüm bulmak amacıyla 1992 yılında dernek kurma çalışmasına başladım. Uzun uğraşlar sonucunda 26 Nisan 1994 tarihinde Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi'nin kuruluşuna öncülük ederek kurdum. 26.04.1994 tarihinden 21.03.2015 tarihine kadar kesintisiz 21 yıl süresince çok başarılı çalışmalar yaptığımız Türkiye Sakatlar Derneği Malatya Şubesi’nin başkanlığını yürüttüm. Malatya da yaşayan engellilerin sesi, kulağı, eli ve ayağı olduk. Sorunlarını araştırıp çözümler ürettik. Bunları yaparken de vermiş olduğumuz mücadelenin haklı ve onurlu bir mücadele olduğunu bilerek yaptık. Tüketen değil üreten bir dernekçilik yaptık. Verdiğimiz mücadele sonucunda ilimizde engellilerin sesi çıkmaya başladı. Toplum içinde hak ettikleri yeri almaya başladılar. Eğitim ve istihdam sorunları başta olmak üzere mimari ve fiziki konularda sorunların giderilmesine yönelik birçok çözümler üretildi. Biri AB, üç tanesi Kalkınma Bakanlığının yürüttüğü SODES ve on bir tanesi de İşkur projesi olmak üzere yaptığımız on beş proje sonucunda yüzlerce engelli arkadaşımızın mesleki anlamda vasıflı hale gelmelerini sağladık, bunların birçoğu iş sahibi oldu, bir tane engelli engelsiz çocukların oyun oynayarak kaynaşacağı oyun parkı yaptık. Bunun dışında bir tane dikiş nakış atölyesi kurduk ve bir de atıcılık ve okçuluk sporu üzerine spor eğitim yeri yaptık. Bu kadar güzel faaliyetleri ve çalışmaları yapmış olsak da son yıllarda artık yaşadığımız sıkıntılar gittikçe artmaya başlamıştı. Başta engellilerin dernekçilik anlayışının gelişmemesi, faaliyetlere yeterince katılmamaları, sadece çözümü kişisel olarak algılamaları bizleri yıpratmaya başlamıştı. Bununla birlikte ilimizde ki seçilmiş ve atanmış yetkililerin özde değil sözde duyarlı olduklarını gördükçe içten içe üzülüyor ve yıpranıyorduk. Gerek kurumlarla, gerek özel kuruluşlarla, gerek toplumun kendisiyle yaşamış olduğumuz sorunlarla uğraşmamız mücadele etmemiz yetmiyormuş gibi birde gün geçtikçe yerden mantar gibi türeyen tabela dernekleriyle ve engelliliğini kullanarak insanları sömüren engellilerle uğraşmaya başlayınca artık yeter demenin zamanı gelmişti. Daha çok yıpranmadan en üst seviyede saygınlığımıza bir leke sürdürmeden dernek hayatımızı sonlandırmaya karar verdik. Bu kararı vermek kolay olmadı tabi ki, iki üç ay sürekli düşünüp durduk ve başta yönetim kurulu olmak üzere üyelerimizle ortak karar vererek derneğimizi kapattık.

            *Kitaplar ve gazete yazıları ile devam ediyorsunuz, kitaplarınızın konusu adı ve ilgi nasıldı?

ALİ HAYDAR KOYUN: Derneği kapattıktan sonra büyük bir boşluğa düşeceğimi biliyordum, bu boşluğu çok sevdiğim yazı yazma ve kitap okumayla azaltmak için çalışmaya karar verdim. Dernek olarak da 8 yıl kadar bir süre kesintisiz dergi çıkarmıştık. Yazı yazma konusunda az da olsa deneyimim vardı. Ayrıca 1999 yılında “Sessizliğim” adında ilk şiir kitabımı çıkarmıştım. Derneği kapattıktan sonra yerel bir gazetede köşe yazıları yazmaya başladım. Aynı zamanda gazetede yazdığım yazılarım 7-8 tane internet haber sitelerinde de yayınlanmaya başladı. Şimdilik hafta da bir yazı yayınlıyorum. Ekim 2015 de ise ikinci kitabımı çıkardım. “Sevginin Gücü” adıyla çıkardığım derleme öykü kitabımın içeriği engellilerin yaşamış olduğu değişik olaylarla ilgilidir. Okuyucuya yaşama azmi, umut, sevgi aşılayan öykülerden oluşan güzel bir kitap oldu. Kısa sürede birinci baskısı tükenerek ikinci baskısı çıktı.

            *Ailenizden bahseder misiniz, onların sizin çabalarınıza bakış açısı nedir?

ALİ HAYDAR KOYUN: Kendi halinde bir ailem vardı. Annem babam ve dört kız kardeşim ve bir de ben vardım. Küçük yaştan itibaren kendime özgüven duygusu aşıladıkları için benim yapacağım işlere fazla karışmazlardı. Aldığım kararların sağlıklı olduğuna inanırlardı. Derneği açacağım zaman maddi manevi yıprandığımı gördüklerinde biraz karşı çıkar gibi olmuşlardı ancak zamanla kabullendiler bu çalışmamı. Daha sonraları yaptığım başarılı faaliyetleri gördükçe benimle gurur duyuyorlardı.

            *Bundan sonra hangi kitaplar yayınlayacaksınız?

ALİ HAYDAR KOYUN: Şu anda üçüncü kitabımı tamamladım, bir aksilik olmaz ve yayınevleri ile görüşerek anlaşabilirsem bu yılsonuna doğru çıkaracağım. Kitabın içeriği ise engellilerin yaşamış olduğu duygusal sevgi konusunda yaşadıkları ve karşılaştıkları olumlu olumsuz olaylarla ilgili. Kitabı hazırlamamda engelli arkadaşlarımın büyük desteğini gördüm. Üçüncü kitabımın da baskısı yapıldıktan sonra ara vermeden yeni çalışmama yoğunlaşacağım. Çünkü o konuda da hazırlık yapıyorum şimdiden.

            *Engellilerin genel sorunları neler çözüm yolları sizce nedir?

ALİ HAYDAR KOYUN: Engellilerin genel sorunları bence eğitim, sağlık, istihdam, sosyal güvenlik, rehabilitasyon, erişilebilirlik ve ulaşılabilirlik vb gibi sıralanabilir. Bu başlıkların altında daha yüzlerce sorun yatmaktadır. Yıllardır savunduğum gibi engellilerin yaşamış olduğu sorunların çözümü toplumun bu konuda eğitimli ve bilinçli olması ve engellilere karşı olumsuz olan bakış açılarının değişmesiyle çözüme kavuşacağıdır. Toplumun engellilere karşı önyargılı bakış açısı değişmedikçe hangi yasa çıkarsa çıksın uygulamalarda hep sorun yaşanacaktır. Malumunuz Anayasamızın eşitlikle ilgili maddesine engellilere karşı pozitif ayrımcılık getirdiler. Peki, bu pozitif ayrımcılığın uygulandığını gören oldu mu hiç? Kendi yaşantımdan örnek vereyim. Günlük yaşantımda bir tek gün dahi bu yasanın uygulandığını görmedim. Yolda gidemeyen beni kaldırımları kullanamayan ben, ulaşım araçlarını kullanamayan ben, duraklardan istifade edemeyen ben, sinemaya, tiyatroya, lokantalara, pastanelere, mağazalara gidemeyen giremeyen ben, tuvaletin gelince altına etmek zorunda kalan ben, ibadet etmek için ne camiye ne de cem evine giremeyen ben şimdi soruyorum nerede bu pozitif ayrımcılık uygulaması. İşte bu nedenle toplum engelliler konusunda eğitimli ve bilinçli olmadıkça bizim sorunlarımız çözüme kavuşmayacaktır.

            *Engellilik konusunda önyargı çok bunu engelliler nasıl yıkabilirler?

ALİ HAYDAR KOYUN: Ünlü bilim adamı Albert Einstein’in dediği gibi “Önyargıları parçalamak, atomu parçalamaktan zordur…” sözlerinde görüldüğü gibi ne yaparsak yapalım toplumda her konuda olduğu gibi engelli konusunda da önyargıyı tamamen ortadan kaldıramayız. Ancak bunu en az seviye çekmek için mücadele edebiliriz. Bu konuda da öncelikli engellilerle ilgili dernek, vakıf ve spor kulüplerine büyük iş düşüyor. Bu STK’lar çok dağınık ve koordinasyonsuz bir şekilde faaliyet yürütüyorlar. Bunlar benzer amaçlı dernekler birer çatı altında toplanmalı daha sonra da bu oluşumlar bağlı oldukları federasyonlara üyeliğini yapmalı ve onlarda konfederasyona. Aşağıdan yukarıya doğru sağlıklı ve bilinçli bir şekilde örgütlenme yapılanması olmalı ve bunlarda engellilerin yaşamış olduğu her türlü soruna çözüm üretici faaliyetler ortaya koymalıdır.

            *Engelliler sizce nasıl gelişme göstersin ki toplum tarafından ezilmesin?

ALİ HAYDAR KOYUN: Engelliler başta kendilerinin de her insan gibi bu toplumun bir parçası olduğunun bilincinde olmalı ve kendilerini yetiştirerek eğitimli ve bilinçli bir hale gelerek yasal haklarını talep etmeleri gerekiyor. Kendini yetiştirmeden eğitimli ve bilinçli bir hale gelmeden haklarını savunamaz ve talep edemezler. Böyle bir topluluk oluşumunu sağlayabilirsek toplum bizi hiçbir zaman ezemez.

            *Bu konuda başka neler anlatacaksınız?

 

ALİ HAYDAR KOYUN: Engellilere son olarak şunu söylemek istiyorum. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var” atasözünün dediği gibi önce eğitimli ve bilinçli olmak için çaba göstersinler. Daha sonra dernek çatısı altında sağlıklı bir şekilde örgütlenerek “Hak verilmez, hak alınır” düşüncesiyle hareket ederek haklarını savunarak almak için mücadele etmelerini istiyorum. Siz olmadan hiç kimse sizin adınıza mücadele edemez diyorum. Bu güzel röportajla bana zaman ayırdığınız için ayrıca sizlere de teşekkür ediyorum.