ATEŞLE İMTİHAN

ŞU SICAK AĞUSTOSLAR Kİ;

 

"TÜRK MİLLETİNİN ATEŞLE İMTİHANI"dır HEP!

 

Milletlerin tarihlerinde önemli günler ve aylar vardır. Bunlar geçmişten geleceğe ışık tutan, doğru ve yanlışlarıyla, günah ve sevaplarıyla çoğu kez ders alınması, bazen de gururla yaşatılması gereken oluşumların resimleridir. Tarih asla unutmaz bunları. Her yaşanılmışlığı not eder ve derinliklerinde özenle saklar. Zaman zaman ait olduğu topluma kendini hissettirirken uyarılarını, hatırlatmalarını da acımasızca yapar. Böyle olunca da ülkenin ve insanların canı yanar, ağır bedeller ödenir.

            Biz Türk Ulusuyuz. Ortak sevdalarımız, ortak ülkülerimiz vardır. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu laik, demokratik ve çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin fertleri olarak onun güzellikleri ile yaşıyorsak tarihimizi de çok iyi anlamak, anlatmak ve bilmek zorundayız. Çünkü cumhuriyet bizlerin yaşam felsefesi, vazgeçemeyeceğimiz sevdamızdır.

            Tarihimizi unutup, unutturduğumuz vakit doğacak boşlukları şer güçler mutlaka dolduracaktır ki, dahili ve harici bedhahların desteği ile oluşacak işbirliğinde ülke "fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilecektir."

            Bu duruma asla fırsat vermemeliyiz.

            Türk Milleti sıcak kanlıdır. Sevecen ve insani değerleri ön planda tutan, dostlarına güven, düşmanına korku verendir daima. Bu yüzdendir ki, tarih dönem dönem sınava almıştır bu milleti. Genellikle de sıcak Ağustos aylarına rastlayan bu dönemler "Türk'ün Ateşle İmtihan" aylarıdır sanki…

            Bunların ilkidir 26 Ağustos 1071. Türk'ün Anadolu'ya doğuşudur. Malazgirt Ovasından, Anadolu'nun bozkırlarına uzanan ve buraları vatan yapan yüce milletin öyküsüdür Malazgirt…

            Zamanın akışında büyüyerek kıtalara yayılan çağ kapatıp, çağ açan bir devrin imparatorluğa dönüşmesiyle, bin yıla yaklaşan yaşanmışlığın yine zaman akışı içerisinde tarihin derinliklerinde yer alışı… Bir devrin bitişi..

            O vakitler ki, millet olamamanın yarattığı sıkıntılarla vatan topraklarına sahip çıkılamaması, ihaneti, zulmü, talanı oluşturmuş ve emperyalist güçlerin ülkeyi işgaline taşımıştır.

            Tarihin bile ağladığı bu dönemler Mustafa Kemal'in doğuşunu tetiklemiş, yeniden yazılacak bir tarihin de müjdecisi olmuştur.

            Böylelikle "Türk'ün Ateşle İmtihanı" yeniden başlamıştı topraklarımızda. O Ağustos ki tüm cehennemi ile abanmıştı Türk Milletinin üzerine.

            26 Ağustos 1922'yi gösteriyordu zaman dilimi. Çanakkale'de, Conk Bayırında yok edilemeyen o yüce ruh ve inanç, Afyon Ovasında şahlanmıştı

            Aşılmaz denilen "Müstahkem Mevkiler" aşılmış zafere koşuyordu millet ordusuyla. Ve bu millet yine tarih yazıyordu.

            Lakin imtihan henüz bitmemişti.

            30 Ağustos sabahı adına Başkomutanlık Meydan Savaşı dediğimiz ve Mustafa Kemal'in askerlerine ilk hedef olarak Akdeniz'i gösterdiği tarihi emri ile sarsılıyordu yer gök. Ve bir Ağustos ayının deli sıcağı daha tanıklık ediyordu bu milletin vatan sevdasına. Şahitlik ediyordu Ateşle İmtihanına. Tarih sayfaları bir kez daha yazıyordu bu destanı.

            Milletin azim ve kararı, Gazi Mustafa Kemal'in önderliği ile vatan toprağı kurtulmuş, bir yıl sonrasında da bu zaferlerin tümü Cumhuriyetin ilanı ile taçlandırılmıştır. Devletin gerçek adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti olurken tarih sayfalarına yeni bir dönem de açılmıştır artık.

            Lakin şer odaklarının topraklarımız üzerindeki çirkin emelleri hiçbir zaman tükenmemiştir. Onlar dün vardı, bugün de var, yarın da olacaklar.

            Yine bir temmuz-ağustos sıcağını seçti gafiller. Yakın tarihimizde Kıbrıs Barış Harekatı adı ile yer alan bu mücadelede Türk Ordusunun başarısı sonucu Akdeniz'in sıcak sularında gömülü kaldı. Ve bir kez daha Türk'ün Ateşle İmtihanı denenmiş, şer odakları emeline ulaşamamıştı.

            Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yaklaştığımız günümüz Türkiye'sinde onun değerlerini korumak ve kollamak onunla doyasıya yaşamak ülke insanımızın birinci vazifesidir tabi ki.

            Zira ülkemizin coğrafi konumu yüzyıllardan beridir birilerinin hep iştahını kabartmıştır. O birileri ki ülkedeki siyasi boşlukları, manevi değerlerin yozlaşmasını, insani değerlerin kopukluğunu ve en acısı da milli ruhun uykuda olduğunu fırsat bilmiş ve sabrımızı zorlamaya kalkmıştır.

            Sıcak bir Temmuz sıcak bir Ağustosa hazırlanıyordu zaman diliminde. Emperyalizme sapkınlık derecesinde hizmet eden dahili ve harici bedhahlar milletin abideleşmiş göğsünden öteye geçemediler. Milletin sesi, nefesi, cumhuriyete ve demokrasiye bağlılığını haykırıyordu meydanlarda.

            Türk'ün Ateşle İmtihanı bir kez daha tarihin sayfalarına düşecekti. Böyle olunca, "Batı Türk Milletinden boşuna nefret etmiyor. Tarihin çeşitli dönemlerinde tüm planlarını alt üst eden bir başka millet yok..!" diyen Banu Avar'a hak vermemek mümkün mü.

            En önemlisi de "… İstiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler…" diye uyarı sistemi sözleriyle Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabını anlamamak mümkün mü..!

            İşte bu yüzden akıllı olmak, uyanık kalmak zorundayız. Türk'ün Ateşle İmtihanı bitmiş değildir. Birlik, beraberlik, dostluk, arkadaşlık çerçevesi dahilinde milli birlik ve milli benlik duygularımızı daima diri tutma çabası içinde olmalıyız. Zira yine ısınan bir Ağustos günleri yaşıyoruz. Türk ordusunun vatan sever Mehmetçikleri FIRAT KALKANI harekatı ile hadsizlere haddini bildiriyor güney sınırlarımızda. Milletçe artık barış ve huzur istiyoruz.

            Bunun için de izlenecek tek yol Atatürkçü düşünce sisteminin ışığında onun gösterdiği yolu takip etmektir. Laik, çağdaş bir yaşam felsefesi olan bu güzellikler yaşanası bayramlarımızla milli coşkuyu güçlendirecek, ülkeyi en güzel yerlere taşıyacaktır.

            O milli bayramlarımız ki ülkesi ve milleti ile bölünmez bütün olan Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmezlerindendir.

            İşte 30 Ağustos Zafer Bayramı. Meydanlarda el ele, yürek yüreğe olalım. Demokrasi nöbetleri milli coşkuya kucak açsın. Ülke tek ses, tek nefes olsun. Asım'ın nesli, Mustafa Kemal'in nesli…, Çanakkale ruhu, Kuvayi Milliye ruhu şahlansın..!

            94 yıl öncesi gibi

            Vatan..! Önce Vatan..! diyelim..

            30 Ağustos Zafer Bayramı Yüce Türk Ulusuna kutlu olsun.!

 

            Esen kalın.