ÖRNEK BİR SİTE

Ülkemizin karma karışık durumunu herkes yazıyor.  Bunalımlar içindeyken kafaları biraz dağıtmak için kısa bir süre konuk olduğum başkentimizin beğendiğim bir sitesini anlatmaya çalışacağım. Belki başka sitelere de örnek olur umuduyla…

Asfalt yolun hemen kıyısındaki meyilli arazide yükselen çok katlı on blokta 500’ü aşkın hane yaşıyormuş. Öyle ki tatlı bir meyille doğu batı istikametinde yükselen araziye bloklar, bir bahçıvan titizliğiyle yerleştirilmiş. Güney kuzey doğrultusunda ve hiza gözetilerek dikilen blokların arasında en az ellişer metre mesafe var.

            Sağlam ihata duvarı, çift telle desteklenmiş. Nizamiyede bir kulübenin içindeki görevliler yedi yirmi dört esasına göre çalışıyorlar. Tabii nöbetleşerek. Masalarında bilgisayar, telefon ve gerekli başka araçlar. Kulübenin iki yanında iki otomatik kapı, araçların giriş çıkışı için. Onların yanında birer yaya kapısı. Hepsi otomatik. Site sakinleri kapıları kendi kumandalarıyla açıp kapatıyorlar.

Yabancı bir araç girmek isterse görevliye gideceği evi bildiriyor. Görevli evi arıyor. Onay alırsa geçişe izin veriyor. Aksi halde geri çeviriyor üzülerek…

Nizamiye girişinden itibaren parke kaplı genişçe yol, bloklara yaklaşınca sağlı sollu otopark çizgileriyle süslenmiş. Blokların önünde kuzey güney doğrultusunda parkeli bir yol daha. İki yol arası çimenlik. Yukarıdaki yol boyunca ağaçsı bahçe bitkileri dikilmiş. Gölgelerinde Etimesgut belediyesince hediye edilen birer bank. Yan yana yerleştirilen banklardan birisi 2010, diğeri 2015 tarihlerini taşıyor. İnsanlar ikisini de aynı derecede korumuşlar. Eskisinin verniği ve vida başları biraz kararmış. Yenisi pırıl pırıl eskisine bir vernik atılsın, yenisinden ayıramazsın. Ne çizgi, ne sevgili adı kazılmış.

GOP lisesinden ayrıldıktan sonra taşındığımız ortaokulun sıra ve oturakları da bu banklar gibiydi. Titiz müdürümüzün teşvikiyle sınıf öğretmenleri, sıraları öğrencilere zimmetlerdik. Ve o kalabalık sınıflarda sıra ve oturakları yıllarca ilk yapıldığı tazeliğiyle kullandık. Yazılı yoklamalarda kâğıdın altına bir şey koymadan yazardı, çocuklarımız.

Hiç unutmam itiş kakış sırasında bir masanın kapağını düşürüp zedelemişlerdi.  Ertesi gün velinin koltuğuna sıkıştırılan kapak gönderilmiş, sanayiden yenisi getirtilmişti. Okulumuzdaki sıraları, idare ve öğretmenlerin titizliği koruyordu. Bu, en az bin kişinin yaşadığı sitenin banklarını kim korudu? Herkesin peşine bir polis takılamayacağına göre insanların polisi, kendi vicdanları olmalıymış. Banklar yüzünden site ahalisinin önünde şapka çıkardım. Bakalım daha ne için kimlerin önünde şapka çıkaracağımJ))

Her bankta da rahat oturulmuyor. Kentimizde hangi banka otursam yaslanınca sırtımı kesiyor. Bunlar çok rahat. 2015’liklerde saatlerce oturabilirsiniz. 2010’da kilerin oturaklarında bazı ahşaplar çap almış. Onlar da insan hatası değil. Doğanın tahrip etmediği ne var ki…

Eşimle bankta otururken sekiz on yaşlarındaki dört çocuk bisikletlerini yanımıza park ettikten sonra başladılar ellerindeki poşetlere çimlerin arasından bulduklarını doldurmaya.  Çocuklardan ikisi BJK’lı, biri GS’lı birinin takımı belirsiz. Ne topladıklarını sordum. Gönüllü mıntıka temizliği yapıyorlarmış. Çimi temizledikten sonra yanımıza geldiler. Bankların yanına yöresine atılan ağabey ve ablalarının izmaritlerini de toplayıp çöpe boşalttılar.

            İşlerini bitirdikten sonra güzel çocuklar, güzel bisikletlerine binip görevini başaranların iç huzuru ve gönül rahatlığıyla yanımızdan uzaklaştılar, güle oynaya. Hadi, sen, sen ol da bir şapka da bu amatör çevrecilere çıkarma bakalım…