DÜNYA BARIŞ GÜNÜ ve KÜRESEL BARIŞA ÇAĞRI

                Her yıl 1 Eylül'de Dünya Barış Günü ilan edilmiştir. Bu önemli günde İkinci Dünya Savaşı'nın kanlı tarihinin unutulmaması amacıyla, etkinlikler düzenlenmektedir.

                Tarih tekerrürden ibaret demişlerdir. Eğer ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi. Bu gerçekçi ve kanıtlanmış olan ifadeye söylenecek hiçbir söz bulamayız. Zira asırlar boyu devam eden savaşlar, katliamlar, çatışmalar, terör, şiddet ve cinayetler bitmek bilmiyor. Tarihin sayfalarına baktığımızda, yüreğimiz buruk bir şekilde, hüzünlenerek acı tabloları görmekteyiz. Ne yazık ki zalim dünya tarihten hiç ders almamıştır.

                Şu anda ülkeler, milyonlarca insanın açlıkla ve sefaletle karşı karşıya olmasına duyarsız kalarak, bu insanlara yardım eli uzatmak yerine, kaynaklarını silahlanmaya ve savaşlara ayırmaktadır.

                Doksan üç yıl önce Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, bütün dünyaya haykırarak "Mecbur kalmadıkça, haklı sebepler olmadıkça savaş cinayettir" demiştir.

                Atatürk'ün gösterdiği "Yurtta Barış Cihanda Barış" hedefini ilke edinen ülkemiz, dünya barışının korunması için üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmektedir.

                İnsanlığın ortak ideali olan barış için her bireye büyük görevler düşmektedir. Barış ve adaletin tesisi için gereken gayreti göstermek, hem insani, hem de ahlaki bir sorumluluktur. Barışın dünyanın dört bir tarafında aynı günde hatırlanarak daha fazla seslendirilmesi, herkesi mutlu etmekte ve heyecanlandırmaktadır. Zira barışla kuşatılmış adil bir dünyada yaşamak, insanlığın en eski ve en vazgeçilmez özlemidir. Ancak bu özlem, savaşlar ve çeşitli insan hakları ihlalleri yüzünden çoğu zaman ertelenmiştir. Savaş ve şiddet olaylarının bedeli her zaman için ağır olmuştur. Savaşların yol açtığı acıyı, yoksulluğu, mahrumiyeti, tamamen onarmak hiçbir zaman mümkün olmamıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, uluslararası kamuoyunun barış yanlısı sesini her geçen gün daha fazla yükseltiyor olması, dünya barışının geleceği adına ümit verici bir durumdur.

                Bugün insanoğlunun barışa her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Herkes, barış dolu bir dünyada yaşamak idealini kurmuş bulunmaktadır.

                İnsani acılara son verme arayışlarının, barış ve hoşgörüyü, insanlığı, en büyük özlemi, en yüksek ideali haline getirmiştir. Bu özlemin ifadesi olan Dünya Barış Günü son derece büyük bir anlam ve öneme sahiptir. Sadece tarihin değil, günümüzün acı tecrübelerinin de bizlere öğrettiği gibi barış, dilek ve temennilerle gelmemektedir. Barış için herkesin, üzerine düşen sorumlulukların bilinci içinde aktif rol üstlenmesi gerekmektedir. Şüphesiz barış olmadan refah olmaz. Refah olmadan da barış olmaz. Onun için bütün insanlar, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin, dünya nimetlerinden eşit olarak yararlandırılmalıdır. Herkes temel hak ve hürriyetlere eşit şekilde sahip olmalıdır. Ancak o zaman küresel barışı tesis etmek ve refah içinde bir dünya kurmak mümkün olacaktır.

                Şiddet ve çatışma eylemlerinin barış ideallerimizi her zamankinden daha çok tehdit ettiği küreselleşen dünyamızda, insanların barış ve refah içinde yaşamasının temel şartlarından biri de, bütün ülkeler terör ve şiddete karşı işbirliği ve dayanışma içerisinde olmalıdır. Terör, şiddet ve çatışma eylemlerine karşı ortak bir duruş sergilemek, gerek ulusal, gerek bölgesel ve gerekse küresel ölçekte barış çağrılarının ön şartı haline gelmiştir.

                Türkiye'de ve dünyada terör, insan hakları ve demokrasiler için büyük tehdit oluşturmaktadır. Terör insanlık suçudur. Terörün doğrudan hedefi insandır. İnsanların yaşama hakkını ortadan kaldırmaktır. Teröre karşı bireylerin, kurum ve kuruluşlar ile bütün devletlerin mücadele ederek birlikte davranmaları zorunluluktur. Terör örgütlerinin kullandıkları araç, gereç, silah ve mühimmatın devletlerin tekel ve denetiminde olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Terörle, mücadele de devletlere önemli görevler düşmektedir. Devletler silah ve mühimmatın terör örgütlerinin eline geçmesini önleyici tedbirleri almak zorundadırlar.

                Adalet barışın teminatıdır. Daha güzel bir dünyada ve ülkede yaşamak istiyorsak terörü bitirmek için herkes görevini eksiksiz yerine getirmelidir.

                Yüce Allah'ın emri ve İslamiyetin temeli barışı korumaktır. Bu emirler insanların mutlu olması, refah içinde yaşaması, halkların kardeş olarak birlikte yaşamlarını sürdürmesi için verilmiştir.

                Değerli okurlarım!... Cenab-ı Hak'tan, bütün ülkelerin başına aklı başında, inançlı, insan haklarına saygılı, güzel ahlaklı lider ve yöneticilerin gelmesini, gerek cennet gibi ülkemizde ve gerekse bütün dünyada insanların barış ve refah içinde yaşamalarını nasip etmesini yürekten diliyor, sizlerin yaşam boyu barış içinde olmanızı niyaz ediyorum.

                Barışı korumak için yazdığım bir şiiri aşağıda takdim ediyorum.

                Hoşça kalınız...

 

KÜRESEL BARIŞA ÇAĞRI

               

                Doksan yıl önce Yüce ATATÜRK,

                Dünyaya mesaj veren en büyük Türk;

                "YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ" dedi,

                Yazık ki savaşlara son verilmedi.

 

                İkinci mesajı da verdi nihayet,

                "MECBUR KALMADIKÇA SAVAŞ CİNAYET",

                Dedi, ATATÜRK dünyaya haykırarak,

                Terör, şiddet insanlığa ihanet.

 

                Barış olmazsa, refah da olmuyor;

                Refah olmayınca barış gelmiyor,

                Savaşlara artık son verilmezse;

                Yaşadığımız dünya huzur bulmuyor.

 

                Tarihle barışık ol ve insanlarla!

                Kimseyle kavgalı olma ve komşularınla!

                Diğer ülkelerle dostluk kurarak,

                Barışı korumalısın bütün dünyayla.

 

                Tarih tekerrürden ibaret derler;

                Tekerrür eder miydi, ders alınsaydı,

                Unutuldu katliamlar ve cinayetler,

                Zalim dünya tarihten hiç ders almadı.

 

                Ülkeler kaynaklarını heba ediyor,

                Savaşa ve silahlanmaya ayırıyor,

                Aç insanlara yardım etmek yerine,

                Teröre, çatışmaya devam ediyor.

 

                Dilek ve temenniyle barış gelmiyor,

                Savaş ve yıkımları tarih yazıyor,

                Barış ve hoşgörü olmayınca da,

                İnsanı acılara son verilmiyor.

 

                Dil, din ve ırk ayrımı yapılmamalı,

                Dünya nimetleri eşit paylaşılmalı,

                Temel hak ve hürriyete sahip olmalı,

                Dünyadaki bütün insanlar için.

 

                Barış güvercinini öldürmeyelim!

                Acı tecrübelere bir son verelim!            

                Savaşlarla  yıkımlarla insanlığı!

                Açlığa, sefalete düşürmeyelim!

 

                Mevla'nın emri, dinimizin temeli,

                Barışa daima önem vermeli,

                İnsanlığın mutlu olması için,

                Artık savaşlara son verilmeli.

 

                Bütün ülkeler işbirliği yaparak,

                Terör ve çatışmaya karşı durarak,

                Ortak bir duruşla, birlik olarak,

                Küresel barışı korumalıdır.

 

                1 Eylül 2016 Tokat

 

                Hamdi ERTÜRK