EYÜP SULTAN

İstanbul'da oturup da Eyüp'ü bilmeyen var mı? Türkiye'deki illerden olsun, yabancı ülkelerin insanları olsun İstanbul'a geldiklerinde Eyüp Sultan'a uğramayan insan azdan azdır.

            Eyüp Sultan Hz Muhammet Mustafa Peygamberimizin yanında yer almış birçok savaş ve cenklerinde bulunmuş. Peygamberimizin katipliğini yapmış çok değerli bir alim kişidir. İslamiyet'in yayılmasıyla birlikte İstanbul'a gelip İstanbul'da ruhunu teslim etmiştir. Defnedildiği yerde türbesi vardır ve bir de cami inşa edilmiştir. Eyüp semti bu değerli insanın adıyla anılmaktadır.

            Birkaç defa ziyaretine gittiğim Eyüp Sultan'a her gittiğimde yeni yerler ve bilgiler elde etmekteyim. Bir tarih kokusu ve hissi buram buram sokaklarında kokar. Temizliği, düzeni insanın gözünden kaçmaz. Halicin biraz kötü kokusu insanı rahatsız etse de Halicin deniz güzelliği ve üzerindeki sandal ve gemileri ayrı bir güzelliğe şayandır. Devletine milletine yüz yıllar önce hizmet etmiş insanların başlarındaki taşlar birer birer sanat eseri gibi durmakta. Keskin çelikten yapılmış bir bıçak, yumuşak ağacı oyarcasına taşlara şekil veren düzenle yatan o mevtayı anlatmış. Saymak olmaz ama seyretmekten de insan bıkmaz, usanmaz. Eyüp Sultan'ın arka sokağı taşlardan yapılmış. Sokaklarda yürürken yüzlerce yıl önceyi hayal eder, o havayı ciğerinize çekersiniz. Piyerloti'ye çıkan taş yolun sol tarafına güzel sözler yazmışlar. Levhaların bir diğer yarısına da İngilizce yazmışlar gelen turistler de okusunlar diye. Sözlerin kimlere ait olduğunu yazmamışlar ama ben o güzel sözleri sizlerle paylaşmak istedim.

            -İnsanın dostu şunlardır, uyumlu eş, iyi evlat, halit arkadaş.

            -Yalandan kim ölmüş ki diyorlar, doğrudur. Yalandan beden ölmez ama gönül ölür, dostluk ölür, güven ölür, insanlık ölür.

            -Büyük konuşma, hayat seni öyle bir noktaya getirir ki kendini sevdiklerinle savaşırken, nefret ettiklerinle selamlaşırken bulursun…

            -Kimseyi kınama! Günahından haberin olabilir ama tövbelerinden haberin olmaz!

            -Toprağın bir karış altında hiçbir dünya otoritesinin tahmin edemeyeceği eşitlik vardır.

            -En garip en çok muhtaç olduğunuz gün, kabre konduğunuz gündür.

            -Seni iki şey anlatır, hiçbir şey yokken gösterdiğin sabır, her şey varken gösterdiğin tavır.

            -Bit yıllık varlık istersen buğday, on yıllık varlık istersen ağaç, yüz yıllık varlık istersen insan yetiştir.

            -Yanında olduğum zaman değerimi bilemezsen, değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın.

            -Söz ağızda iken sahibinin esiridir, söz ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esiridir.

            -Kadın cennettir. Kadın annedir, kadın ailedir, kadın kız çocuğudur, kadın iffettir. Kadın peygamberi doğuran anadır.

            -Sarıldığında huzur hissettiğin bir ailen ve güvenebileceğin üç beş arkadaşın varsa; parayla kazanılmayacak büyük bir servete sahipsindir.

            -Aciz insan şikayet eder, asil insan idare eder, şükürsüz insan dedikodu eder.

            -Param olmadan da çok şey aldım ben; edep aldım, gönül aldım, öğüt aldım, ibret aldım…

            -Ey oğul hizmet yolunda seviyen arttıkça imtihanın daha da artacaktır. Elde ettiğin güzellikler seni asla gevşekliğe sevk etmemelidir. Sorumluluklarını hiçbir zaman unutma ki her daim hizmet istikameti üzere kalabilesin.

            -Eğer bir insan hem çalışkan hem akıllıysa takdir et. Çalışkan fakat akıllı değilse dikkat et. Hem akılsız hem tembel ise terk et.

            -İyiliğe niyet edin, sıkıntıya sabredin. Aza kanaat edin, varken tasarruf edin. Nefsinize inat edin ama Allah'tan başka kimseye kulluk etmeyin.

            -Ölüm herkesin başına gelir ama geç ama erken, ya kazanırken ya kazandığını yerken.

            -Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.

            -Ananızın babanızın kıymetini bilin. Bir gün yanağını değil toprağını öpersiniz.

            İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork.

            -İnsanlarla öyle iyi geçininiz ki! Düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasınlar.

            -Ey oğlum! Dünya malından yetecek kadarını al. Fazlasını ahiret için hayra sarf et. Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekilde tembellik etme.

            -Bak oğul, el alemin yanında dilini koru. Evliyanın yanında gönlünü koru. Namazdayken kalbini koru. Yemekteyken mideni koru. Başkasının evindeyken gözünü koru. Halkın arasında dilini koru. İki şeyi unutma; Allah(cc) ve ölümü. İki şeyi unut, başkasına yaptığın iyiliği, başkasının sana yaptığı kötülüğü.

            -Eğer bir insan sizi sevmiyorsa, iğne ucu kadar sorunları bahane ederek sizi kendinden uzak tutar. Eğer biri sizi seviyorsa dağlar kadar sorunu göz ardı edip sizinle birlikte olur. Seven insanın bahaneleri yoktur.

            -Şu üç kişiye acımak gerekir, cahilin eline düşmüş bilgili kişi, güçsüz insana muhtaç kalmış güçlü kişi, cimriyle arkadaşlık yapmaya mahkum olmuş eli açık kişi.

            -Herkes gülün, gecenin, dostun güzelini ister. Önemli olan gülü dikeniyle, geceyi gizemiyle, dostu tüm derdiyle sevebilmektir.

            -Bakacağın yüze utanacağın söz söyleme.

            Duvarlara yazılmış bu güzel sözleri söyleyenlere, yazıp duvarlara asanlara ve okuyanlara, ders çıkarıp toplum düzenini ahlakını iyileştirenlere binlerce teşekkür ederim. Belki de mezar taşlarının üzerlerinde daha ilginç ve güzel sözler vardır. İstanbul'u İstanbul yapan bu güzel erenlere binlerce teşekkürler.

            Eyüp Sultan hazretlerini seven yüzlerce insan bu sokakları doldurmaktadır. Yerli, yabancı insanlara hizmet eden esnaflar birbirleriyle yarış içindeler. Sokaklar caddeler temiz, düzenli ve eski dokuya uygun pırıl pırıl. Din turizminin bir başka kçşesi de İstanbul'un Eyüp Semtinde atmaktadır. Dua edenler, yalvaranlar, dilek ve temenni dileyenler, evlenenlerin bazıları bu mekanı ziyaret etmektedirler.

            Herkesin gönlünü de sevgi yolunu da açık etsin.

Süleyman Erkan

28.08.2016

Hasköy-Beyoğlu

 

İstanbul