Sevgili öğretmenim, 14.10 2016

Mektup Yazsam Okur musun? Adlı kitabınızı büyük bir dikkat ve ilgiyle okudum. Öğretmen okulunu aynı yıl bitirmişiz. Siz, bir tahta bavulla Mardin’in ben bir kat yatakla Konya’nın yolunu tutmuşuz. Size nereyi istediğiniz sorulmuş. Bize kimse bir şey sormadı. Yani diyeceğim o ki, hayata aynı yıllarda ve aynı koşullarda atılmışız. O nedenle kitabınız daha çok çekti ilgimi.

            Olayları kronolojik bir sırayla anlatmışsınız. Dil sade ve akıcı. Bitişik el yazısı biraz zor okunsa da öğrencilerimizin kargacık burgacık yazılı kâğıtlarını okuma alışkanlığımdan dolayı şahsen zorlanmadım. Ama başka okuyucular için bir şey diyemem.

            İdealistliğiniz, işinizdeki titizliğiniz, abartıya kaçmadan ölçülü verilmiş. Kitapta sanki köy enstitüsü çıkışlı yazarların eserlerindeki bir karakteri izliyorum duygusuna kapıldım. Haklı mücadelelerinizdeki dik duruşunuz, övgüye değer. Ancak bunun bedelini de ağır ödemişsiniz. Bedeli yalnız ödeseniz ne ise de çok değer verdiğiniz eşiniz ve sevgili çocuklarınızla birlikte çekmişsiniz çileleri. Mücadeleden kaçan bir memurun: “Viran olası hanede evladı âyal var” sözü ünlüdür.

            Ben şahsen eşimin ve çocuklarımın benim yüzümden acı çekmesini göze alamazdım. Çünkü onlar üzüldükçe ben kahrolurdum. Tabii bu durum kişisel tercihidir. Herkesin tercihine saygı duyarım.

            Eşinizin kaybına kadar realist, hayatta kendisini hiç bir güçlüğün yıldıramadığı öğretmen gitmiş, yerine duygusal, şair ruhlu, biçare bir öğretmen gelmiş. Bu nedenle zirve yapan duygusallığınızı dile getirmeniz, gayet başarılı idi. (Tabii kitaptaki anlatıma göre konuştum. Yoksa şimdilerde kendinizi toparlayıp eski günlerinizi yakaladığınızı biliyorum.)

            Kız istemeleri için babanıza karşı direnmenize neden olan sevginizi daha ayrıntılı anlatabilirdiniz,  belki mektuplarınızdan bazılarına da yer verseydiniz anlatım daha mı doyurucu olurdu ki? Çünkü okuyucu biraz romantizm ister…

            Kayınpederinizin evi ve toplumdaki yerini merak edebilir, okuyucu. Sizin evle kıyaslamak ve gelinin nasıl bir ortamda yaşarken kendisini nasıl bir ortamın beklediğini bilmesini de merak edebilir. Hani buralarda çok söylenir: “Çorbası çorbamdan değil, dolması dolmamdan” diye…

            Sonuç olarak okumasını ve görmesini bilene hayli mesaj var. Genç öğretmenlere, nasılsa bir makam kapmış basiretsiz yöneticilere, genç kızlara delikanlılara, oğlan ve kız babalarına. Ve aklıma gelmeyen nicelerine…

            Kitabınızı okudum. Yararlandım. Muhterem eşinize gani gani rahmetler diliyor, size sevgiler sunuyorum… 

 

            Kitabın isteme adresi: Mustafa Kaya Osmaniye Mahallesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi No: 42- Reşadiye -Tokat