YAZAR ERHAN GÖK İLE RÖPORTAJ

Yakında ilk kitabı çıkacak olan Yazar Erhan Gök: Ülkemizde okuma seviyesinin düşük olmasına rağmen ciddi sayıda yazarlarımız var. Bence inançlı olan hikâyesine, hayal gücüne güvenen herkes kitap çıkarmıştır. Veya bunun hazırlığındadır.

            *Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız, hangi okullarda okudunuz ve nerede çalıştınız?

ERHAN GÖK: Erhan Gök, 33 yaşındayım. İlk emirden beri halen okumaktayım. Uzun yıllar İstanbul’da ısı sistemleri üzerine özel sektörde çalıştım. Beş yıldır yine ısı sistemleri üzerine Erbaa'da kendi iş yerim var.

            *Bugüne kadar tek bir kitap mı çıkardınız, kitabınızın konusu nedir?

ERHAN GÖK: Evet, ilk kitabım. Daha önceleri yerel bülten ve dergi çalışmalarım oldu. Kitabımızın konusu ise, toy bir Anadolu delikanlısının, aşkı ve gururu arasındaki gidiş gelişlerini ve kocaman sanılan o dünyanın bazen küçücük bir üçgenden ibaret olduğunu, bir köşeden diğerine koşuşturduğunu göreceksiniz.

            Hüznün, acının ve mutluluğun bir arada yaşandığı, aşkın şiir halini aşkın renginin kahverengi olduğunu göreceğiz. Kimi zaman bir çift gözde, kimi zaman bir çift sözde olduğunu, görünüşe, makama ve zenginliğe göre yaşanan aşklara inat; görmeden, duymadan yaşanan bir aşk çıkacak bazen de karşımıza. En önemlisi herkes yüzyıllık ömrüm dediği yaşanmışlıkları bulacaktır romanımızda.

            *Yazma ya başlama hikâyenizi anlatır mısınız?

ERHAN GÖK: İlk yazdığım kompozisyon sanırım hala aklımda. Daha üçüncü sınıftayken başladı bu merakım. İlkokul öğretmenimizin tavsiyesidir kesinlikle yazmalısın her ne olursa olsun yaz demesi cesaretlendirmiştir. Benim için daha özel olanı yine o dönem özel bir televizyon kanalının teleteks programında yapılan şiir yarışmasıydı. Gönderdiğim şiir birinci seçilip yayınlanmıştı. Günlerce heyecanla sonucu beklemiştim oradaki iki kelime daha da teşvik etmişti beni. Şairimiz Erhan Gök diye başlayan cümlenin gerisi çokta önemi değildi. O her şeye yetiyordu yazmam için.

            *Yazarken hangi kaynaklardan besleniyorsunuz

ERHAN GÖK: Hayat. Öyle ki içinde her türlü yaşanmışlığın olduğu dünyadan başka gezegen düşünmüyorum. İki marslının aşkını anlatabilir misiniz? Veya aydaki sefaleti… Hayal gücünün sınırı yoktur belki yazıla bilir. Romanlarda kurgu çok önemlidir. Ben hikâyemde bilinçli olarak sıradanlaşmışlığa önem verdim. Yazarken en önemli temam insandır.

            *Beğenerek okuduğunuz ve etkilendiğiniz yazarlar kimlerdir. Çok kitap okur musunuz hangi tur kitaplar okursunuz?

ERHAN GÖK: Bu yemek ayırt etmek gibi bir şey sanırım. Kendimden örnek vereyim. Kabağın hiçbir yemeğini sevmezken, bal kabağının her çeşidini yerim. Bugün beğenerek okuduğum yazar yarın duygularıma hitap etmeyecektir. Onun için şu yazarı çok beğeniyorum diyemem. Bir kitap yazılmışsa mutlaka okunmalı yazılmış olması güzeldir, buna inanırım. Kitap kişinin kendini geliştirmesi için en iyi rehberdir. İyi veya kötü kitap var mıdır? Elbette vardır yine bunu anlamak için her yol okumaya çıkıyor.

            Etkilendiğim kesinlikle Necip Fazıl Kısakürek. Peki, Nazım Hikmet’i okumak tezatlık mı olur? Hayır, yazar bence her kitabı okumalıdır.

            *Çok insan kitap çıkarmak istemekte çoğu da yeni baskı yapmıyor bu konuda ne anlatacaksınız?

ERHAN GÖK: Ülkemizde okuma seviyesinin düşük olmasına rağmen ciddi sayıda yazarlarımız var. Bence inançlı olan hikâyesine, hayal gücüne güvenen herkes kitap çıkarmıştır. Veya bunun hazırlığındadır.

            Yeni baskıların oluşması için burada iş tamamen yazara düşüyor. Her birimiz kitabımızın tanıtımını gerektiği şekilde yapıyoruz. Peki, kitap okumanın tanıtımını yapıyor muyuz? Elbette hayır. Ne yapıla bilir sorusuna âcizane fikrim kültür ve turizm bakanlığının, milli eğitim bakanlığının desteğini de alarak her haneye bir kitap veya beş kitap kampanya yapılabilir. Bu işe öncülük edecek kişiler yazarlardır. Bu konuda her fikir değerlendirilmelidir. Kitap okumak apayrı bir şeydir. Akşama kadar gazete okuyan birine kitap okutamazsınız buda başka bir anekdot.

            *Okumadan yazan insan da çok bu konuda neler anlatacaksınız.

ERHAN GÖK- Okumadan yazan kişilerin hikâyelerinin gerçekçiliğine inanırım. Araştırmadan yazan kişiler bu işin hüsran tarafa muhatap kalacaktır.

            *Yazmak size hangi duyguları yaşatmaktadır?

            Yazmanın bana verdiği heyecan, yeni biriyle tanışmak gibi bir şey sanırım.

            *İyi yazar olmak isteyenlere neler anlatacaksınız?

ERHAN GÖK: Bugün kitap bile çıkarıyor olsanız kesinlikle bu bile ekip işidir. Gözünüzü korkutmasın sakın bahsettiğim öyle 10-15 kişilik bir ekip değil. Tek kişilik bir ekiptir.

            Gözümüzü kitap görselliğiyle eğitip kelimelere aşina kılmalıyız. Aklımızı beynimizi yazacağımız kitabın karakterlerine eşit seviyede tutacağız. Hayal gücümüz hem ızdırap çekmesini bilecek hem de acıdan bir haber olmalıdır. Dilimizin telaffuzuna ellerimizde hâkim olmalıdır. En önemlisi bir kelime için aylarca bekleme cesaretini göstere bilmeliyiz. Kitap seçmeden ayırt etmeden okuma erdemine sahip olmalıyız.

 

            Gazetenize ve Turan Yalçın Hocama nezaketinden ötürü teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.