İşaret Dili kursu

Tokat Gençlik Merkezi İşaret Dili kursiyerlerinin sorularına cevaplarımız

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Merkezi Müdürlüğünün düzenlediği ve Levent  Türkmen Hocanın verdiği İşaret Dil kursuna konuşmacı olarak katılmıştık. Kursiyerlerin sorduğu sorulara  verdiğimiz cevapları kalıcı olsun ve herkes faydalansın diye her zamanki gibi  köşe yazısı haline getirerek burada sizlerle paylaşmak bana mutluluk verecek.

            *Sizi yazarlığa iten sebep neydi. Kaç yaşında yazmaya başladınız. Yazar olduktan sonra sizdeki değişimi söyler misiniz? (Kamuran Özdemir)

CEVAP: İşitme engelli olduktan  bir süre sonra kendimi göstermem ve topluma kabul ettirmem için bir şeyler yapmam gerektiğine  işitme engelli  olduğum 12 yaşında  düşünmeye başlamıştım. İşitme engelli olduktan 2 sene sonra  Atatürk'ün doğumunun 100. yılı münasebeti ile şiir yarışması açılmıştı. Ben bir şiir yazdım. Türkçe Hocam Selma Pala bir türlü benim yazdığıma inanamadı. Ben de ona inat yazmaya başladım. Bu şiirim Tercüman Çocuk dergisinde yayınlanınca şevkim de arttı. Salih Gencer hocamızda beni yerel basınla tanıştırınca o zaman kadar varlığını bile bilmediğim yerel basında yazmaya başladım ve yazış o yazış 38 seneden beri yazıyorum. Takdir edilmenin de kıskanılmanın da  küçümsenmenin de her türlüsünü  ilk yazmaya başladığım zaman da  şimdi de yaşıyorum. Zamanla olumsuz düşünen ve konuşan insanlara kulak asmayınca yazarlığımız yavaş ama derinden ve sağlam adımlarla ilerliyor. Olumlu düşünen ve  motive edici olan insanlarla konuşmak ve arkadaşlarla daha  çok  zaman geçirmek, boş ve münasebetsiz konuşan insanları  hem  gerçek manada hem de manevi anlamda duymamak onlardan uzak kalmak; okumak gibi güzel bir duyguya daha çok zaman ayırmak ve yazmaya da zaman ayırmaktan dolayı daha  çok kişiye ulaşarak faydalı olmak duygusu bizi mutlu ediyor. İnsanların teşekkürü bizi her zaman mutlu etmiştir. Okuyucularımızın kitaplarımızı okuyarak çevrelerine tavsiye etmeleri  ve hediye etmeleri kitaplarımızı daha çok insanın okuması  faydalanması açısından önemli.

            *Dudak okumayı biliyor musunuz?(İmran)

CEVAP: Kendi imkanlarımla öğrendim ve az çok biliyorum. Yalnız dudaklarını güzel hareket ettirmeyen insanların dudaklarını okumamız  zor. Dudaklarını güzel hareket ettiren insanların ne söylediklerini daha rahat anlıyorum. İşitme engellilerin çoğu da dudaklarını güzel hareket ettiren insanların söylediklerini az çok anlar sanıyorum.Çevremizde  dudaklarını güzel  hareket ettiren insanlar ile kolay anlaşıyoruz.

            *Bir süreden sonra işitme kaybı  geçirmek, duyarken duymamak nasıl bir duygu; hayatınızda neler değişti, duymak mı  güzel duymamak mı?(Nilgün)

CEVAP: Tabii ki insan ilk duymamaya başlayınca üzülüyor ama sonra hayatın devam ettiğini anlayınca hayata kendini adapte etmek zorunda kalıyor. Ben bunu işitme kaybım olduktan birkaç sene sonra   anladım ve bunu da çok okuyarak avantaja dönüştürmeye baktım. Sonrasında duymak için çok çaba harcamama  ve gayret etmeme rağmen cihazla duymaya başlayıp insanların yalanlarını, tutarsızlıklarını baştan savmalarını  görünce şu an duymamanın duymaktan daha  güzel olduğunu  anlıyorum. Hayat seslerden ibaret değil; insanları aldatıyor, yalan söylüyor ve  yapamayacağın şeylerle insanları aldatıyorsan duymak ne ifade eder? Yalan duymamak duymaktan daha güzel. Bizi seven insan olduğu gibi kabul ederek duymadan da severse  gerçekten onlar da mutlu olur. Yazdıklarımız  ve konuşmalarımızla insanlara faydalı olduğumuzu  görmek  beni  çok mutlu ediyor.  Duymak da duymamak da  Allah'ın takdiri. Onun takdirine boyun eğmek insanları olduğu gibi kabullenerek seven  ve onlara Allah için gücü oranında destek olan insanlara Allah mutlaka ödülünü er ya da geç verecektir.

            *İşitme  duyunuzu kaybettikten  sonra  çevrenizin size yaklaşımı nasıl oldu, hayata küstünüz mü? (Şerife Uyan)

CEVAP: Okuyamaz, yapamaz, hayata   tutunamaz önyargısı her zaman çevremizdeki insanlarda vardı.  Çevremizdeki insanların eğitim seviyesi düşük olduğundan olumsuzluklara göğüs germek zorunda kaldım. Bunu sadece ben değil ailemde yaptı. Çünkü çevremizde okumamız gerektiğini söyleyen olduğu kadar okuyamayacağımızı söyleyen daha çoktu ve ben de bunlara inat sülalemizde tek  üniversite okuyan ve kitaplar yazan insan olarak cevap verdim.

            *Kitaplarınızı ne kadar sürede yazıyorsunuz?

CEVAP: Bu  işe odaklanmamıza bağlı. Kafamızda oluşan düşünceleri kağıda dökmek  zaman ayırarak bunu yapmamıza bağlı, senelerdir yazdığım ve yarım kalan kitaplarım olduğu gibi “Engelleri Aşanlar” kitabımızı 3 ayda tamamladım. Araştırmayı seven bir insan olarak kitap konusu belirlendikten ve kafada oluştuktan sonra kağıda dökmek kolay iş yetenekli insana.

            *Bulunduğunuz ilde karşılaştığınız  sorunlar veya olmasını istediğiniz şeyler için belediye başkanı veya vali tarafından tarafınıza herhangi bir davet talebinde bulunuldu mu? (Şeyma  Karaca)

CEVAP: Belediye başkanı, vali veya milletvekillerimiz ile her rastladığımız toplantıda Tokat'a kitap fuarı düzenlenmesi, kitaplarımızın  öğrencilerle buluşturulması engelli yazarın desteklenmesinin önemi konularını her zaman dile getirmekteyiz.  Bu konuda biz duygu ve düşüncelerimizi her zaman anlatmaktayız. Bu  konuda yetkililerden bizimle görüşme dertlerimizi dinleme talepleri zaman zaman olsa da düşüncelerimizin hayata geçirilememiş olmasını görmek bizi gerçekten de üzmektedir.  Zaman zaman sorunlarımızı dile getirmeye devam edeceğiz yazmak ve okumak  her  insanın yapması gereken bir şey ama özellikle işitme engelli bir insan bunu yaparsa sanırım daha  çok desteklenmesi gerekir  ki   belki de  gençlerimiz engelli insanları örnek alarak hayata daha gayretle tutunmaya bakarlar.

 

            Sizinle gurur duyduk. İyi ki geldiniz. Bizi teşvik ettiniz. Çok memnun olduk. (Melike)