KILIK KIYAFET

Kimsenin kılık kıyafetine karışan bir insan değilim. Herkes istediği gibi giyinir. Sadece gönlümde yaşayan, toplumun olumlu bulacağı milli benliğimize uygun kıyafetten bahsediyorum.

            Allah’ın yarattığı en önemli varlık olan insanların kıyafeti yaratıldığı günden bu yana durmadan değişmiştir. İlk insanlar ağaç yaprakları, hayvan derileri ile kapanmaya uygun şeylerle örtünmüşlerdir. Daha sonra da teknolojinin geliştirdiği libaslarla, giysilerle giyinip süslenmişlerdir.

            Şehirlerde oturanlar varlıklılar şık giyinme yarışına girerek yakışıklı ve güzel olmaya çalışır ve moda hastalığına tutularak durmadan giysi değiştirirler.  Orta gelirliler bütçelerine uygun kıyafetler giyer. Yeni kumaş alamayacak durumda olanlar solan ceketlerini ters yüz ederek yeniden diktirirler. Fakirlere gelince onlarda buldukları ile yetinirler. Eskiyip yıpranınca yama yaparlar. Yama da bulamazlarsa bugünkü modacılar gibi dizi bacağı açılmış yırtık elbiselerle dolaşırlardı. Bugünün zengin çocuklarını yırtık pırtık elbiselerle görünce o günlerin yoksullarını hatırlıyorum. Bugünün o yırtık kotları normal kotlardan daha pahalı olmalı. Yırtık duruma getirmek için de ayrı bir emek harcanıyor çünkü. Çok şükür bugün ülkemizde yamalı ve yırtık elbiselerle dolaşan modacılar dışında kalmadı.

            Eskiden her okulun belli bir kıyafeti vardı. Öğretmenle öğrenci arasında sınırlı bir sevgi, öğrencilerde sonsuz sevgi ve saygı vardı. Giysilerle bütün öğrenciler eşit görünüyordu. Bir yanlışlığımı görür korkusuyla öğretmenlerinden kaçarlardı. Bugünün öğrencilerinde bir berduşluk, dağınıklık, aymazlık yanında saygıdan eser yok. Neredeyse öğretmeniyle laubali davranışlar sergiliyor. Kravatlar sarkmış, yaka paça açık, gömlek dışarıda Abbas yolcu gibi. Hele İmam hatipli kızların giysileri; başörtüleri karma karışık, giysileri pejmürde bir haldeler. Bazı başı açık öğrenciye yaraşır giyinen öğrenciler içimi ferahlatıyor. Anne babalar çocukların giyimini kendi kendilerine karar verecekleri zamana bırakıp müdahale etmeyip yönlendirmeseler ne güzel olur. Bırakın çocuklar 18 yaşına kadar çocukluklarını yaşasın.

            Sokaklarda dolaşan gençler de ayrı bir dert. Saç sakal birbirine karışmış, kendilerinden geçmiş bir görünümdeler. Boş dolaştıklarını görmesem iş güçten elleri değmiyor diyeceğim. Evli erkeklerin de gençlerden farkı yok. Resmi işler dışında olanların da kılık kıyafetlerinde bir azatlık var.

            Yürüyüş arkadaşım Turan Özyurt kılık kıyafetten söz ederken İsmet Paşa’ya değindi: İsmet Paşa sabah ve akşam tıraş oluyormuş.  Yakın bir arkadaşı “paşam günde iki kere tıraş olmanızı anlayamıyorum” deyince “sabah tıraşımı milletime akşam tıraşımı eşime oluyorum” demiş. O faik insanın müşkülpesent, mualla bir insan olduğunu biliyordum. Tıraş meselesini duyunca sosyal bir insan olarak gözümde daha da yükseldi. Bugünün insanına örnek olması bakımından yazıma aldım. Hem milletine hem de aile yapısına ne kadar saygılı olduğunu gösteriyor.

            Bugünün insanının ne çevresine ne de ailesine saygısı var. Zaman akıp giderken bizler ileri değil geri gidiyoruz. İnsanlarda ilkellik, ceberutluk, insanları depresyona sürükleyen giyimleri ile kendini gösteriyor. Şaşa kalıyor insan.

            İnsanların dikkatini çekmeyecek şekilde giyim kuşam en iyisi olmalı bence. Mini etek giyinerek, ya da çarşaf giyinerek dolaşmak dikkatleri çekiyor. İkisinin ortasında giyinen kadının ise kimsenin gözüne görünmeden yürüdüğünü görüyoruz. Babaannem ve annem başlarını çember denilen bir örtü ile kapatırlardı. Başlarından geçirdikleri entari denilen bir elbise ile de vücutlarını örterlerdi. Saçları alınlarında görünse de vücut hatları belli olmazdı. Bugünün bayanları saçlarını göstermemek için alınlarına bir kuşak bağlıyorlar, Kuşak görünsün diye de eşarplarını alınlarında iğne ile kaldırıyorlar. Vücutlarının hatları belli sanki sadece saçlarını göstermek günah.

            En çok şaştığım mesele de dinimi yaşıyorum diye hala sarık ve entari ile dolaşanlar erkekler. O giydiklerin Arap dünyasının İslam’ı kabul etmeden önce giydiği milli giysileriydi. Dinimizle ilgili bir giyim değil. Herkes milli giysileri, medeniyetin getirdiği giysilerle dinini yaşasa daha iyi değil mi?

Saygılarımla.

28. 10. 2016

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen