ORDU’NUN KOZMİK ODASINA NEDEN GİRİLDİ?

Son birkaç yıldır Türkiye ile ABD’nin çıkarları çatışıyor ve yeni ittifaklar kurmak gerektiği dillendiriliyordu. Özellikle ordu içerisinde açıktan olmasa da ittifak arayışları dillendiriliyordu.

            Necati Özgen, Doğan Güreş ve İsmail Hakkı Pekin gibi milliyetçi paşalar ABD’nin hareketlerinden hiç de hoşlanmıyorlardı.

            Necati Özgen Paşa; “Gözlerimle gördüm. Irak’ın kuzeyinde durum tehlikeye girince, ABD helikopterleri PKK’ya malzeme atıyordu. ABD, PKK’yı ilk günden beri destekliyor, komutanlar örgüt liderleri ile görüşüyordu…” diyordu.

            ABD de Türk komutanlarının tavırlarından hiç hoşlanmıyorlardı. Bu nedenle TSK’nin “belini kırmayı, halkın gözünde TSK mensuplarını itibarsızlaştırmasını” düşünüyorlardı. Batılı ülkelerin de katkısıyla bu işi yapmaya başladılar.

            Arslan Bulut Yeniçağ’daki köşesinde “Vatanseverlerin listesi’ kime lazımdı?” başlığı ile kaleme aldığı yazısı bu konuyu çok güzel anlatmış. Yorumsuz veriyorum:

            “Anadolu Ajansı’nın Tanju Özkaya imzalı haberine göre eski Seferberlik Tetkik Kurulu Daire Başkanı emekli Tümgeneral Selahattin Kısacık, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ilk adımını, 2009’da Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı’nın kozmik odasında yapılan aramayla attığını söyledi. Kısacık, “Kozmik oda” aramasını yapan yargı mensuplarının devletin kritik planları ile “vatanseverlerin” isim listelerine ulaşmaya çalıştıklarını aktardı. 

                                                              ***           

            Türkiye Cumhuriyeti’nin 26’ıncı Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, Kaynak Yayınları arasında çıkan “Suçlamalara karşı Gerçekler” adlı kitabında, “kozmik oda”nın önce savcı sonra hâkim tarafından aranmasına izin vermediklerini, ertesi gün Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner ile birlikte Başbakanlıktaki toplantıya katıldıklarını, aramanın yapılmasının uygun olacağının kendilerine bildirilmesi üzerine, ilerde “TSK üzerinde şaibe kalmaması için” aramaya izin verilmesinin daha uygun olduğuna karar verdiklerini yazmıştı.

            Başbuğ, daha sonra Hürriyet’e yaptığı açıklamada “27 Aralık’ta Başbakan’dan randevu aldık. Hâkimden o görüşmenin sonucunu beklemesini istedik. Bütün verileri Başbakana ve yanındaki ilgili bakanlara anlattık.”

            “Örtbas etmeye çalışmıyoruz, çekinmiyoruz ama yasal olarak buraya girilmesi doğru değil” dedik Başbakan mahkeme kararına uyulmasını istedi. Aynı gece arama başladı” demişti.

            15 Temmuz darbe girişiminin ilk adımı ise.

                                                          ***

            Diğer taraftan Hâkim Kadri Ayan’nın peşinde olduğu liste için ‘vatanseverlerin isim listesi’ nitelendirilmesi ilk defa kullanılıyor! Devletin elinde, yani kozmik odada ‘vatanseverlerin isim listesi mi vardı yoksa eski Genel Kurmay Başkanı Işık Koşener’in Meclis Araştırma Komisyonu’nda söylediği gibi “kozmik odadan çıkan belgeler arasında memleketin işgal edilmesi durumunda burada kalıp görev alacak personelin listesi” mi?

            İkisi arasında büyük fark var! Vatanseverlerin isim listesinin peşine kim, ne amaçla düşer? Her durumda bu operasyon başlı başına, Türkiye’yi işgal tatbikatı yapan ABD lehine casusluk değil midir?

                                                        ***

            Bir de “CİA’nın Yıldız’daki kozmik odası” vardı. 23 Nisan 2013’te Yasadışı Dinleme Araştırma Komisyonu’nun CHP’li üyelerini hazırladığı raporunda şöyle deniliyordu:

        “Ülkemize 2008’de gelen 35 kişilik CİA Pentagon karma heyetinin, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbaratı’nın Yıldız bürosunda üslendiği, her türlü operasyonları bu merkez vasıtasıyla emniyet istihbaratı üzerinden yürüttüğünün kamuoyunda bilinmesine rağmen, 3 aylığına gelen bu kişilerin Türkiye’de ne kadar kaldıkları, hangi operasyonları yönettikleri, çalışmaları sırasında ülkeye hangi cihazları getirdikleri, bu cihazların envanterlerinin bulunup bulunmadığı, ayrıca Türkiye’de resmi görevi Türk-ABD Savunma İşbirliği olan ODC’nin çalışma alanlarının ve yönetim şeklinin nasıl olduğu, ofiste görevli yabancı ülkelerin istihbarat görevlilerinin hangi ülke adına çalıştığı, yetkileri, görevleri, sayıları ve Türkiye’de katıldıkları operasyonların neler olduğu, tespit edilmesi ve araştırılması gereken konuların başında gelmesi gerekirken komisyonda da bu konuyu gündeme getirmemize rağmen sonuç alınamamıştır.

 

                                                               ***

 

            Şimdi Cumhuriyet gazetesine “FETÖ ve PKK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” ten başlatılan soruşturma çerçevesinde verilen arama, gözaltı ve yakalama kararları uygulanıyor. Fakat operasyon, ‘muhaliflere gözdağı’ olarak gösteriliyor. Böyle olsa da olmasa da 15 Temmuz’un esas sorumluları olan ‘CİA’nın Yıldız’daki kozmik odası”nda çalışanlar ve AKP Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz’ün suç duyurusunda bulunduğu, ‘15 Temmuz’da Büyükada’daki CİA toplantısı’na katılanlar üzerinde hiç durulmaması garip değil mi?”