SAFİYE -5-

Aradan birkaç gün geçince  İrebiç bir fırsatını bularak    oğlu Tahsin   ile Hüseyin’i yanına  alarak aşağı mahalleye   İban  dayısını görmeye gitti. Zaten yakın olan mesafede  hava da güzel olunca  Nisan ayının  güzel   meyve  ağaçlarının   çiçek kokuları arasında  ciğerlerine    çiçek kokularını  doldurarak   yavaş yavaş  İban dayının evine vardığında  Fatma kadın da  ev işlerini tamamlamış ve  komşu kadınlar ile sohbet ediyordu. Yeni doğan  ve  Safiye  adı verilen  çocuk da   odanın  bir  köşesine   konmuş olan ve İban dayının   bizzat kendisinin   yaptığı beşikte uyuyordu.    

             İrebiç  iki oğlu ile  odaya girince gene beklenen oldu   Tahsin hemen  kendi yaşında olan Sadık’ın yanına   koşarken   Hüseyin’in ilgi alanı hemen  yeni doğan Safiye oldu.  Beşikte mışıl mışıl  uyuyan   esmer ve kara kuru  kıza hayran hayran bakan  çocuk güzeli Hüseyin (Sözlükte Hüseyin küçük ve sevimli demek)  Safiye’yi görünce   yüzü gülmüş ve   güzel yüzü bir daha güzelleşmişti. İrebiç  çoğu hısım  ve akrabası olan  kadınlar  ile kucaklaştıktan sonra yanlarına oturdu. Bir yandan da göz ucu  ile  oğlu  yeni doğan bebeğe  zarar vermesin diye  onları süzüyordu. İrebiç    hanım  bunda yanılıyordu. Oğlu zarar vermeyi bırak  kıza  dokunamıyordu bile. Bunu  çocukların bilinçsizce davranışı olarak görseler de  anneler o minik yüreklerde  nelerin  yaşandığını ve yaşanacağını  zamanla   anlayacaklardı.

            Kadınlar sohbete dalında  daha  küçük çocuk olan  Hüseyin’in uykusu gelmişti ve   annesi hemen oracıkta  bulunan   bir mindere  çocuğunu yatırarak  üstünü örttü. Sadık ile   Tahsin de bahçeye çıkmış oyun oynuyorlardı. Kadınlar aralarında sohbet ederken  Fatma kadında  çocukların uyumasını fırsat   bilerek yeğenine  ve komşularına çay yaptı. Kadınlar  çaylarını  içerken zamanın nasıl geçtiğini unutmuşlardı. Çocukların oyuna dalarak   yanlarında olmaması, daha  küçüklerin de  uykuya dalması kadınların sohbetlerini koyulaştırmasına  sebep olmuştu.

          Çayları tazelemek için kalkan  İrebiç  Hanım midesinin bulandığını ve    başını döndüğünü görünce  güngörmüş   tecrübeli 4 çocuk annesi Fatma Hanım, başı dönen  ve midesi bulanan İrebiç hanıma  :

        “Kız sen hamilesin” dedi.

          İrebiç hanım şaşırdı. Çünkü Hüseyin daha  1 yaşını  bile   dolduralı çok  az olmuştu. Hemen peşinden bir  çocuk daha yapmayı istemiyordu.

           Kocası  Arapkirlioğlu  Seyyid Ahmet, iki çocuğunu zor geçindiren onurlu  gururlu ama  asla   kimseye yağ çekmeyen   doğru bildiğini söyleyen insandı. İrebiç Hanım   yeniden  genç yaşta anne  olmayı da istemiyordu   ama  Allah yazınca  o da  bir şey diyemeyecekti. 

           Vakit ilerleyince İrebiç Hanım   bahçede Sadık  ile oynayan  oğlu Tahsin   ile yeni uyanan  ve gözünü uyumakta  olan  Safiye’den bir türlü alamayan   Hüseyin’i de  yanına  alarak  evine döndü. Akşam eve yorgun gelen kocası     Arapkirlioğlu Seyyid  Ahmet’e yeniden baba  olacağı  müjdesini mi dese  yoksa  üzüntüsünü mü dese nasıl haber vereceğini düşünmeye başladı. Çünkü kocası  yakın zamanda  baba  olmayı düşünmüyordu. Kocası ne  derse desin Allah İrebiç’e yeniden  anne  Seyyid Ahmet’e de yeniden  baba  olmayı nasip ettiyse   kimse bir şey diyemeyecekti.  Nasip  kader   her şeyin başıydı.