BAŞKANLIK GELMEZSE TÜRKİYE BÖLÜNÜRMÜŞ!

Bir düşünür “Düşünmeden konuşmanın cezası sonradan düşünmeye mahkûm olmaktır.” der. Başka bir düşünürde “On kere düşün bir kere konuş!” diyor.

            Bizde herkes konuşuyor. İşi bilen de konuşuyor bilmeyen de…

            Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmaya çalışanlar o kadar çoğaldı ki bu ülkede herkes uzman ve stratejist kesilmeye başladı. 93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin artık milletin isteklerine cevap veremediği, cumhuriyet rejiminin ve parlamenter sistemin değişmesi gerektiği hususunda yanlı gazetelerde en az yüz yazar ve çizer halkı yönlendirmeye çalışmaktadır. Halkın kafası karıştırılmakta ve bölücülerin ekmeğine yağ sürülmektedir.

            Bu ülkenin iktidar milletvekilleri TV’lere çıkıp “Yunan tarihinde Kurtuluş savaşı olmamıştır” diyebiliyor. Bir başka milletvekili Türkiye Cumhuriyetiyle “90 yıllık reklâm arası” diye dalga geçiyor. Bir başka milletvekili “Sevr anlaşması resmi bir anlaşma değildir. Böyle bir anlaşma sırasında 2,5 milyon metre kare olan toprağımızı Lozan antlaşmasıyla 780 bin metre kareye getirdik. Ve misak-ı milli ile sınırlandırdık.” diyebiliyor.

            Türk milletinin peygamber ocağı olarak gördüğü ordusunun mahremi olan kozmik odasına girildi. Bütün gizli bilgiler deşifre edilip düşman ülkelere servis edildi. Subayları Balyoz, Ergenekon ve casusluk iddialarıyla cezaevlerine atılarak yıpratıldı. FETÖ’nün icraatlarıyla ve bugünkü basının marifetiyle itibarsızlaştırıldı.

            İngiliz ajanı Lawrance , “Türkiye’yi bölüp parçalamak için taşla tüfekle savaş yapan ordusuna DİN DÜŞMANI, ülkesini sevenlere ise TÜRKÇÜ, KAFATASÇI diyeceksiniz. Aksi takdirde Türkleri yenemezsiniz!” diyor.

            Bu ülke 1960 ihtilali,12 Mart muhtırası, 1980 öncesi sağ-sol çatışması ve komünizm hareketleri, 1980 darbesi, 28 Şubat sürecini yaşamasına rağmen dimdik ayakta durmaktadır. 1980’den sonraki süreçlerde yapılan yanlış hareketler dahi ülkeyi bölememiştir.

            DAHASI DA VAR:

            Habur’da kurulan “çadır mahkemesi”in de “pişman değilim” diyen PKK’lı teröristleri ülkeye buyur etmeleri,

            “Oslo’ ya PKK’yla müzakere için MİT elemanları ”nı yollamaları,

            İmralı’ya “Barış elçilerini” göndermeleri,

            Cani Öcalan’ı “kahramanlaştıran”, memleketin huzurunun Öcalan’ın affından geçtiğini savunan bir avuç “akilleri Anadolu’ya yollamaları!

            Yıllarca ülke insanının 36 etnik parçadan oluştuğunu ve “Kürt, Türk, Çerkez, Laz, gürcü, güneyli, kuzeyli, doğulu, batılı” gibi isimlerle sürekli dillendirip ayırmaya çalışmaları…

            Diyarbakır’da Öcal’ın dillendirdiği “özerklik ve federasyon” ile ilgili 7 maddelik manifestosunun açıklanmasına izin vermeleri ve açık hava mitingi düzenlemeleri…

            ABD Dışişleri eski başkanı Condellisa Rice “22 ülkenin sınırları değişecek. Bu BOP çerçevesinde olacaktır.”diyor. BOP projesi içerisinde Libya, Tunus, Suriye, Irak bölündü veya bölünmek üzere… Türkiye üzerinde de FETÖ kalkışmasıyla bu proje uygulandı. Ama ordu içerisinde ki milliyetçi-vatanperver subayların ve halkın direnişi ile karşılaştıkları için emellerine kavuşamadılar. Tüm yapılan bu yanlışlıklar ülkeyi bölemedi de “Ülkeye Başkanlık Gelmezse” mi bölecek?

            Başbakan TV’lere çıkıyor, 80 milyon insanın gözünün içine baka baka “Eğer bu ülkeye başkanlık sistemi gelmezse bölünür.”diyebiliyor. Bu sözü çözüm makamında olan ülkeyi idare eden ve ülkenin başbakanı söylüyor. 93 yıl önce kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu süre içinde bölünmemişte bu gün bölünecekmiş? Vay vay vay!

            Türkiye, “Başkanlık gelmezse” değil, siz “Başkanlık gelsin diye” toplumun sinir uçlarını deşmeye, etnik kökenleri, yaşam tarzlarını, ideolojileri birbirlerinin hedefi haline getirip tahrik etmeye, kontrolünüz altında zannettiğiniz gerilimi sürdürmeye devam ederseniz bölünür!

            Gündemde olmayan ‘Başkanlık sistemini” gündeme taşıyan ve her zaman AKP’nin ekmeğine yağ süren Devlet Bahçeli de her türlü şartlarda bunu destekleyeceğini ve başkanlık sisteminin anayasal zemine oturtulması gerektiğini söylüyor.

            Bahçeli buyuruyor ki; “Ülkenin kurtuluşu rejimdedir. Eğer ilk referandumda başkanlık sistemini getirir, çağın önderi Recep Tayyip Erdoğan’ı ilk kurucu başkan yaparsak… İşte o zaman süper bir ülke oluruz… Gerisi yalandır.” Bu sözün söylendiği sürede:

            Yanlı basın Bahçeli’yi yağlayıp yıkıyor. Bahçeli’nin devlet adamlığını allandıra ballandıra anlatıyorlar.

            Başbakan Binali Yıldırım’ın Başkanlık sözlerine Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Ümit Özdağ, büyük tepki veriyor ve “Başbakan, başkanlık olmaz ise Türkiye bölünür demiş. Niye? Siz gelene kadar sorun yoktu. AKP ile başkanlık parlamento fark etmez siz bölersiniz. Eğer bir başbakan yönettiğim ülke bölünür diyorsa birinci tehdit kendisidir ve beceriksizliğidir ve istifa etmelidir.”diyor.

            Türkiye; günü birlik heyecan ve öfkelerle değil uzun vadeli, akıllı stratejilerle idare edilmelidir. Başbakan nasıl idare ediyor bu ülkeyi bilemem amma;

            Müsterih olsun! Bu ülkeye Başkanlık sistemi de dahil hangi rejim-sistem gelirse gelsin bu ülke bölünmez……..!

            Çünkü:

            Bahçeli’nin kafasında olanlar değil; gerçek Türk Milliyetçileri ve Ülkücüler olduğu müddetçe bu ülke var olacaktır. Bu kulağınıza küpe olsun!

 

            Allah ülkemizi iç ve dış düşmanların belalarından korusun! Ordumuzu kara-deniz ve havada muzaffer eylesin!