ATATÜRK’ÜN DİN ANLAYIŞI

Harika Yamak’ın denemelerini okuyunca Atatürk’ün din anlayışını kendime çok uygun buldum. Hiçbir zaman unutmadığımız atamızı anma gününde Atatürk’ü anlamayanlara ve sahte Atatürkçülere onun din anlayışını aktarmak istiyorum.

 

Atatürk hiçbir zaman dine karşı olmamış Kuran’a ve peygambere son derece saygılı olmuş onu daima yüceltmeye çalışmıştır. O sadece dini yanlış anlayan sahte dinciler ve dini çıkarları için kullanan din çıkarcılarına karşı olmuştur. Çıkarları baltalanan bu kişiler de Atatürk’ü dine karşı göstermeye çalışmışlardır.

 

Atatürk “Peygamberimiz Allah tarafından insanlara dini gerçekleri bildirmek için memur ve elçi olarak gönderilmiş. Dinimiz eksiksiz son dindir. Akla ve mantığa uygundur” derken peygamberimizin önemine değinir. İnsanların din hakkındaki bilgilerinin her türlü hurafeden sıyrılıp gerçek bilim ve fenle buluşmasını ister. Saf ve temiz halkı yobazların sömürmesine karşıdır. Softa din adamları tarafından dinin yanlış anlatılmasını önlemek için Kuran’ın Türkçeleştirilmesini istemiştir. Dinin yanlış kişilerden öğrenilmemesi için de ilk İmam Hatip okullarını Atatürk açmıştır.. İslam dininin özüne kavuşması için Diyanet Başkanlığı’nı kurarak dini emin ellere teslim eder.

 

Allah’ın emrinin çok çalışmak olduğunu, çalışmayanın dinle ilgisinin olmayacağını belirtmiştir. Yeniliklere karşı olmanın yanlış olduğunu vurgular. Hutbelerin halka yol gösterici olmasını bu nedenle akıl ve mantığa uygun hazırlanmasını ister. Böyle olmasa İslam son din olmazdı der. Peygamberimizden daima övgüyle bahseder. Onun hak peygamber olduğuna delil olarak Bedir Savaşında bir avuç Müslüman’la mahşer gibi Kureyş ordusunu yenmesini gösterir. Gösterdiği insanüstü çabalarla İslamiyet’in kısa sürede yayıldığını belirtir. 

 

Atatürk laiklik konusunda “Laiklik yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir…” sözleriyle laikliğin dinsizlik olmadığını bilakis insanlara dinini daha özgürce yaşaması için teminat olduğunu vurgular. Yapılan inkılapların milletimizin çağa uygun bir yaşam  sürmesi için yapıldığını belirtir. Mecliste laikliğin ne olduğunu soran hocaya “Adam olmaktır Hocam adam olmaktır” der. Türkiye Cumhuriyeti’nin şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olmayacağını vurgular. Camilerin sadece ibadet yeri olmayıp dini konular yanında dünya işlerinin de konuşulup çözüm üretileceği yerler olmasını istemiştir. Buna gerekçe olarak da peygamberimiz ve dört halife dönemlerinde hutbelerde günün sorunlarının konuşulmasını ileri sürer.

 

Atatürk samimi olarak milletin dindar olmasını istemiştir. Ölümünden az önce “Bütün dünyanın Müslümanları Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak uygulamalıdır. Tüm insanlar ancak bu şekilde kurtulabilirler ve kalkınabilirler” demiştir. Dinimizin ilerlemeye asla engel olmadığını ilerlemenin önünde dinin değil onu yanlış anlayan kişilerin durduğunu belirtir. Bu kişiler yüzünden dinin zarar gördüğünü vurgular.

 

Saygılarımla

 

09. 11.2016

                                                                                  Mehmet Tapar

                                                                                  Emekli Öğretmen