EĞİTİMCİ YAZAR

28 Ekim 2016 akşamı İşeri tesislerinde Atatürkçü düşünce derneğinin yemeği vardı. Kocaman salon tıklım tıklımdı. Hepsi de eski öğrencim olan yöneticiler iyi çalışmışlar. Atatürk adının unutturulmaya çalışıldığı şu günlerde bu kadar adam toplama başarısını gösterebildikleri için hepsini ayrı ayrı içtenlikle kutlarım.

            Bir ara aramızda bulunan konuklar ile kentimize emeği geçmiş hayatta olan ve olmayan önemli kişiler anons edildi. Başta milletvekilimiz sevgili Kadim durmaz, Turhal ve Niksar ADD başkanları, duayen gazeteci ve eğitimci yazar, eski politikacılar anıldı. Bu, bir kadirbilirlik ve toplum için emek verenlere bir vefa örneğiydi. Mutlu olduk ve her ismi ayrı ayrı alkışladık. Bu anons, nedense bana Mahzuni’nin bir dörtlüğünü çağrıştırdı: “İndim yeşilden sarıya / Sordum ölüye diriye / Çiçeği verdim arıya / Ballarda seni aradım.”

            Yıllar önceydi. Günevi köyünden Sadık Eş, Gazi Osman Paşa Lisesi’nin öğretmenlerinden bir kısmımızı Topçam Yayla’sına davet etmişti. Yedik içtik eğlendik. Sohbet sırasında şöyle bir cümle kurmuşum Yeşil Irmak Mahallesi’nin eski muhtarlarından saygı değer Ali Çelik yeri geldikçe sıkça tekrarlar: “Siz bize değer verdiniz. Yaylanızda ağırladınız. Teşekkür ederiz. Yarın sizin çocuklarınız da okuyup önemli mevkilere gelerek bizleri fersah fersah geçecekler, ancak onlara aynı değeri verip yaylara davet etmeyeceksiniz. Ama gençlerimiz yurdun başka köşelerinde görev alırlarsa oraların insanları gerekli ilgi ve saygıyı gösteriler.” Nedense insanların değeri yetiştikleri yerde bilinmiyor.

            Televizyonda dinlemiştim: ünlü bir doktor, annesini muayene etmiş. Gerekli açıklamayı yapmış ama annesi tatmin olmamış. “Beni iyi bir doktora götür” demiş. İyice tanımadıklarımıza gereğinden çok değer veririz de evimizde, mahallemizde yetişenleri beğenmeyiz. Sanki aynı meslekten olup da başka yerden gelenler, analarından doğduklarından beri o mesleği yapıyorlar gibi...

            Örnekleri çoğaltabiliriz. Yaptığınız görevden dolayı saygı görmek istiyorsanız çevrenizden uzakta çalışacaksınız. Rahmetli Sabri Kalender, köyümde öğretmenken, falanın oğlu, ilçemde, bizim köylü öğretmendim, buralara gelince Sabri Bey oldum demişti.

            Öğrencelerimin gözünde ne eğitimci olabilmişim ne de yazar. Oysaki ADD yöneticilerin hepsinin dersine girmeme, iyi kötü sayısız köşe yazıları yazmama ve iki kitap yayınlamama rağmen bir türlü EĞİTİMCİ YAZAR olamamışım. Eğitimci yazarlar, benden farklı ne yapıyorlar ki bu unvanı hak ediyorlar acaba?  Halkımız “Ev danasından öküz olmaz” derken. Bu durumlara mı vurgu yapmışlar?

            Hayatın bir gerçeği de böyle tezahür ediyor besbelli…

 

            Not: bu gün yazıda adı geçen Yeşilırmak eski muhtarı Sayın Ali Çelik’in hakka yürüdüğünü öğrendim. Kendisine gani gani rahmet, sevenlerine sabırlar dilerim. R. C.