SEVDA KUŞU YARASI OLMAZ

Geçen gün, hasret kuşunun yüreğimi yakıp kavurduğu doğduğum topraklara doğru bir yolculuk yaptım. Mamu belinden öteye döndüğümde yüreğim, bir kuş yüreği gibi çarpmaya başladı. “İşte doğduğum topraklar!” diye bir çığlık attım.  İnanın bu çığlığı ben bile duymadım. Zira bu coşkulu çığlık dudaklarımın ucuna gelmeden bir şeyler engel oldu… Geçmişe doğru uzandım, çocukluğumda birlikte oynadığım arkadaşlarım aklıma geldi. Birçoğu toprağın kokusuna bulanmış uhrevi âlemin soğuk dünyasında kim bilir hangi hengâmenin içinde uğraşıp durmaktaydılar… Bense onlarsız, pervasız hatta patavatsız bir tavırla günümü gün etmekteyim. Dilimi dişimi kilitledim. Kapattım gönül örtüsüyle bütün dünyevi sevgileri… Dua sadağımda ne kadar aşk, ne kadar sevda, ne kadar heyecan varsa bir anda O’na yöneldim.

            Ey Allah’ım daha dün bin kilometre uzakta, memleket hasretiyle içim dışım kavrulurken, şimdi buradayım… Beni kanatsız bir kuş gibi memleketime ulaştıran, sevdiklerime, doğduğum topraklara kavuşturan Sensin. Senin rahmetin, bereketin, şefkatin olmasa, hasretler vuslata dönüşür mü? Elbette dönüşmez… Öyleyse Sana yönelmekten, sevdiklerini sevmekten, dost bağında gül dermekten daha güzel ne olabilir?

            Âlemde Senin aşkını hecelemeyen bir varlık bir zaman dilimi yoktur ki, o aşka kanat açanlar güneşe kavuşmamış olsunlar. Bir kere sevgi ummanında yıkanan gönlü, sevmeyen kimse kalır mı? Yeter ki Senin sevgi pınarından bir damla su içmiş olsun.            Ey Allah’ım Senin sevgin bütün sevgilerin ruhudur. Bütün bu güzellikler, bütün bu haseneler, bütün bu keremler hep o nur pınarından çağlar. 

            Biliyorum Allah’ım, zaman zaman bu sonsuz güzelliklere arasında gam seline kürek çektim, fakat tez kendime döndüm, tövbe ettim. Senin namütenahi merhametine ve affına sığındım. Gördüm ki, huzur da, mutluluk da;  yönünü Kelimullah’a çevirmektedir. Gayrı bundan böyle ruh dünyamda, Seni sevmekten, Seni sevenleri sevmekten başka sevgiye yer yoktur.  

            Şimdiye kadar yaralı bir kuştum. Bu onulmaz yaramı bundan sonra Senin sonsuz sevginle tedavi edeceğim. Kibrim, malım, mülküm, dünyalık neyim varsa ayaklar altındadır.  Dost gönlü yapmak, kırılan kalpleri onarmak, savrulan sevda bulutlarını toplamak boynumun borcudur. Allah’ım, işte elim, işte dilim, işte gönlüm… Hepsi de sana emanet. Bu mukaddes emanete ihanet etmekten sana sığınırım…

            İçimdeki duyguların fırtınasını dindiği zaman, Çatak yaylasına çoktan varmıştım. Arabadan indim. Şöyle etrafa bir baktım. Sessizliğin ve sakinliğin yine sessiz ve sakin bir şekilde koyun koyuna sokulduğu bir an, bir mekân… Tıpkı ölüm sessizliği gibi…  Tabiat ölmüş… Ne bir dirilişe hazırlanıyor…

            Ne sular şırıl şırıl akıyor,

            Ne bülbüller şen şakrak şakıyor.

            Ne çocuklar gülüp oynuyor,

            Ne de koyun kuzu meleşiyor…  

            Ölüme hazırlanmış, bir tabiatın kucağında, ben garip, duygularım garip, düşüncelerim garip…

            Dedim ya… Sevda kuşu yarasız olmaz.   

            İnşallah haftaya buluşmak üzere…

 

Mehmet Emin ULU