Muammer Çam ile röportaj

İngilizce alanında boşluğu dolduran Grammer Kitabı yazan Hemşerimiz Muammer  Çam: Yabancı dilin önemi konusuna, buz gibi havada kalın giysileri sayesinde yüzü gülen insanla üzerinde hiçbir şey olmadığı için zangır zangır titreyen insan arasında ne fark varsa dil bilenle bilmeyen arasında da o fark var, dersem sanırım abartmış olmam!

            *Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız, hangi okullarda okudunuz, nerelerde çalıştınız bugüne kadar?

MUAMMER ÇAM: 1969 yılında Turhal’da doğdum. Ancak babamın görev yeri nedeniyle yine tüm çocukluğum Pazar nahiyesinde geçti. Özellikle “nahiye” diyorum, çünkü Pazar İlçesinde hiç bulunmadım. İlk ve orta okulları Pazar’da okuduktan sonra Tokat Teknik Lisesine geçtim. Burayı KOÇ Vakfının maddi durumu elverişli olmayan öğrencilere verdiği karşılıksız burs ile okudum. 1986 yılında meslek bölüm birincisi olarak 52 bin aday arasından kazandığım Hava Teknik Okullar Komutanlığından 1987 yılında Hava Astsubayı olarak mezun oldum. Mesleğe başlayınca ilk işim, sayesinde liseyi okuduğum karşılıksız bursu KOÇ Vakfı Yönetimine vakfetmek oldu. İzmir, Kayseri, Diyarbakır ve Ankara’da görev yaptım. Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdim. San Antonio/Teksas’ta Amerikan Savunma Bakanlığı Dil Enstitüsünde (DLI), İngilizce Öğretmenliği eğitimi aldım ve Hava Kuvvetlerine bağlı, öğrencileri Subay ve Astsubaylardan oluşan Lisan Eğitim Merkezlerinde emekli olduğum 2012 yılına kadar İngilizce öğretmenliği yaptım. Yurtdışı NATO görevlerine ve milli kadrolara yüzlerce personelin gitmesine vesile olduğum için işimi hep severek yaptım. 2012 yılının Ocak ayında emekli olup yabancı dil eğitimindeki deneyimlerimi sivil hayatta uygulamak amacıyla Ankara Kızılay’daICON Akademi’yi kurdum. Bu yıl da “GrammarforAll” adlı kitabımı tamamladım.

            *Böyle bir kitap çalışması nereden ihtiyaç oldu?

MUAAMMER ÇAM: Turan Bey, orta ve ileri düzeyde İngilizce dil bilgisini bu şekilde anlatan bir kitap, kendi kurumumuzda verdiğimiz YDS kurslarında mutlaka olması gereken bir kaynaktı. İlk yıllarda daha çok günlük ihtiyaca cevap veren “Genel İngilizce” kursları verdik. Daha sonra üniversite hazırlık atlama, YDS, LYS-5 gibi sınavlara hazırlık amaçlı İngilizce kurslarına yöneldik ve bu alanda çok kısa sürede büyük bir başarı yakalayarak tanınır bir marka haline geldik. Genel İngilizcede yerli kaynaklardan ziyade tüm dünyada bilinen Longman, Cambridge, Oxford menşeili yayınlar tercih edilir. Ama özellikle ÖSYM tarafından uygulanan akademik sınavlarda kendi eğitim prensiplerinizi yansıtan ve kendi metodolojinizi destekleyen kaynak kullanmanız gerekir. Bu nedenle zaten uzun yıllardır almış olduğum notlar, biriktirdiğim materyaller kitap haline dönüşüverdi. Bu kitabı önce özel baskı yaptırarak kendi kursumuzdaki öğrencilere ve benzer programı veren arkadaşlarımızın kurslarında tatbik ettik. Bu şekilde yaklaşık 3 dönem pilot uygulamalardan olumlu sonuçlar alınca yurt genelinde yayınlamaya karar verdik.

            *Kitabınız genelde hangi kitleye faydalı olacak?

MUAMMER ÇAM: Kitap öncelikle YDS ve üniversite sınavına dilden girecek LYS-5 öğrencileri ile birlikte üniversite hazırlık öğrencilerine yöneliktir. TIPDİL sınavına girecek hekim ve hekim adayları da şu ana kadar bu kitaptan istifade etmişlerdir. Bunun haricinde lise ve üniversite öğrencileri de kitaptan rahatlıkla faydalanabilmektedirler. Tabi İngilizce öğretmenlerimizin ellerinin altında bu tür kitapların tümünün zaten bulunması gerekiyor.

            *Kitabınızın  genel çerçevesini anlatır mısınız?

MUAMMER ÇAM: Biraz önce bahsetmiş olduğum sınavlara girecek öğrencilerin hepsinin mutlaka ve mutlaka bilmesi gereken standart dilbilgisi konular vardır; Tense’ler, NounClause’lar, IfClause’lar gibi. Bunlar hemen hemen tüm gramer kitaplarında mevcuttur, orta ve yüksek öğretimde de okutulmaktadır. Ama 10 senelik okul hayatında, örneğin geçmiş zaman konusunu gören bir kişi, bir yıl önceki tatilini anlatan 2 tane cümleyi artarda yapamadığı gibi sınavlarda da kolaylıkla hata yapabilmektedirler. Bu o konuyu tam pekiştiremediğini gösteriyor. İşte bundan hareketle herkesin kolaylıkla anlayabileceği, bu bilgileri sınavlarda kullanabileceği bir kitap yazmaya karar verdim. Tüm konuları “Acaba nasıl anlatırsam, okuyucu daha net anlar? Acaba nereleri daha çok vurgularsam bu tür sorularda zaman kaybetmeksizin doğru seçeneği işaretler?” i irdeleyerek kitaba aktarmaya çalıştım. Her bir anlatımı bolca örnekledim, bolca test ve alıştırma ile destekledim ve bu sayede hep birlikte güzel sonuçlar aldık. Yine farklı olarak şunu yaptık: bahsetmiş olduğumuz pilot uygulamalarda kursa gelip kitabı kullanmaya başlamadan önceki öğrencinin sınav sonucu ile sonraki sonucu “sınav sonuç belgeleriyle” istedik ve bunları sosyal medyadan paylaştık. Bu da hem kitaba hem de kursa güveni arttırdı.   *Siz dil öğrenmenin önemini ne zaman fark ettiniz.  Bunu fark ettiğinizden bugüne duygularınızda nasıl değişimler oldu?

MUAMMER ÇAM- Bu soru benim için çok özel Turan Bey, şöyle ki; bizim dönemimizde 80 ihtilali sonrasında, çoğu illerdeki liselerde branş öğretmeni bulunmuyorken bizim Pazar “nahiyesinde-burayı tekrar tırnak içerisinde söylüyorum” İngilizce branş öğretmenimiz vardı: Abdullah OKAY hocamız. Derste kesinlikle Türkçe konuşmaması, vücut dilini kullanması,  kısaca ilk defa görüp duyduğumuz bir şeyi bize sevdirmesi beni çok etkiledi ve bu işe özendirdi. Ve bu andan itibaren hayatımda İngilizce hep oldu. Hayatım boyunca tüm öğretmen arkadaşlarıma bu örneği verdim ve mesleğiyle barışık olan bir öğretmenin bir çok öğrencinin hayatını tamamen şekillendirebileceğine inandırmaya çalıştım. Hiç beklemediğiniz bir öğrencinin, ummadığınız bir şekilde hayatı boyunca unutamayacağı bir kahramana dönüşebilirsiniz. Ben böyle düşünüyorum.

            *Dil eğitimi sizce ne zaman başlamalı?

MUAMMER ÇAM: Yabancı dil eğitimine başlama yaşı gelişmiş ülkelerde farklı farklı. Çoğu dilbilimciler arasında da bu konuda bir konsensüs bulunmamaktadır. Kimine göre 3, kimine göre 5 yaş, kimine göre doğduğu andan itibaren. Benim kendi çevremden gözlemim anne ve babanın iki dilli olduğu ailelerde ev içinde ikinci dil kullanıldığı taktirde en güzel sonuç alınıyor. Ebeveynlerden birinin o dili bilmemesi halinde dil eğitimine başlama yaşının önemi daha önem kazanıyor. Bu durumda evde verilemeyen eğitim okul öncesi eğitim şeklinde kreşlerde,ana okullarında veriliyor. Bence de yabancı dile okul öncesi dönemde başlanması gerekiyor.

Devlet okullarında ise artık 4'ncü sınıf yerine 2'nci sınıfta başlanıyor, bu güzel  ama uygulama eksiklikleri yüzünden yeterli değil. Dünyada dil eğitiminde sınıfta kalmış ülkeler arasında ilk sıralarda olmamızın nedeni başlama yaşı değil.

            *Nedir?

MUAMMER ÇAM: Öncelikle eğitim sistemimizdeki değişkenlik. Sonra sırayla kalabalık sınıflar, yetersiz ders saatleri, motivasyonu düşük öğretmenlerimiz, dünya standartlarının çok gerisinde olan kaynaklarımız, dil eğitimini sadece gramer öğretmekten ibaret gören metodolojimiz, öğrenilen konunun pratiğe döküleceği ortamın olmaması ve hatta dil bilmeyen anne babalarımızı sayabiliriz.

            *Dil bilenle bilmeyen arasında ne farklar var?

            MUAMMER ÇAM: Buz gibi havada kalın giysileri sayesinde yüzü gülen insanla üzerinde hiçbir şey olmadığı için zangır zangır titreyen insan arasında ne fark varsa dil bilenle bilmeyen arasında da o fark var, dersem sanırım abartmış olmam!

            *Yabancı dil öğrenmek zor mu, isteyen her insan yabancı dil öğrenebilir mi?

MUAMMER ÇAM: Bu sorunuzdan dolayı özellikle teşekkür ederim. Bazı insanlarda dil yeteneği çok üst düzeyde olabiliyor. Örneğin benim de eğitim işbirliğinde bulunduğum İran’da, bazı seminerlerde  16-17 dil konuşan insanlar tanıdım. Avrupalılar ortalama 4 dil konuşabiliyor. Bunlar istisna. Amerika’da bu oran düşük, İspanyolcayı saymazsanız birden fazla yabancı dil bilen Amerikalıya kolay kolay rastlamazsınız. Bence, kesinlikle orta zeka düzeyindeki her insan bir yabancı dili kolaylıkla öğrenebilir. Yeter ki doğru zamanda, doğru yerde, doğru ellerde yoğrulsun. Yıllardır ana dili İngilizce olan ülkelerin ambargosunda can çekişen İran’da İngilizce eğitimi çok üst düzeydeyken bizde niye böyle? Bizim insanlarımız daha az zeka düzeyine sahip değiller ki! Bunu tekrar tekrar düşünmek lazım.

            *Kursa gitmeden iyi yabancı dil öğrenmek mümkün mü?

MUAMMER  ÇAM: Benim uzmanlık alanım İngilizce olduğu için İngilizce hakkında yorum yapabilirim. Diğer diller için yorum yapmam doğru olmaz. İngilizce eğitiminin, telaffuz zorluğu nedeniyle bir öğretmen nezaretinde veya ana dili İngilizce olanların ortamında olması çok önemli. Bu bakımdan özellikle yabancı eğitmenler devlet okullarında olmadığı için ve buralardaki eğitim, dil yeterliliğinden ziyade genel kriterlere göre denetlendiği için öğrenciler kurslara yöneliyorlar. Yoksa dil öğrenmenin tek yolu kursa gitmek değildir. Eğitim ortamı veya bunun muadili neredeyse en iyi sonuç orada alınır. Bugün Workand Travel Programlarıyla Amerika’ya giden binlerce öğrenci kurs almaksızın dillerini geliştirebilmektedirler. Hatta hiç yurt dışına gitmemiş, hiç kurs almamış, ama bir nativespeaker düzeyinde İngilizce konuşan arkadaşlarımıza da rastladım. Bunlar da istisna tabi.

            *Sizin İngilizce öğretmenliği ve dershanecilik dışında da bazı özellikleriniz olduğunu biliyoruz, söyleşimizi bitirmeden önce kısaca bunlardan bahseder misiniz?

MUAMMER ÇAM: İzmir’de ilk mesleğe başladığım yıllarda futbol hakemliğine de başladım. 2'nci lig hakemliğine kadar yükseldim. 2002 yılında Genel Kurmay Başkanlığı tarafından tüm asker hakemlere futbol branşında hakemlik yasaklandı ve maalesef çok başarılı olmama (bunu gözlemci raporlarına göre söylüyorum), üst düzeyde yabancı dil bilmeme, o dönemin MHK’sı tarafından gelecek vadeden hakemlerin başında gösterilmeme rağmen 32 yaşımda bu işi noktalamak zorunda kaldım. Hakemlik bana ayrı bir kişilik kazandırdı. Bunun dışında Türk Sanat Müziğiyle ilgilendim. Kendisi de müzik öğretmeni olan eşimle birlikte amatör korolarda ney ve tanbur sanatçısı olarak görev alıyoruz. Bunun dışında kısa bir dönem resimle ilgilendim, 7-8 ay kadar bir süre. Bu esnada yaptığım yağlı boya resimlerden bazıları başta İstanbul Harbiye müzesi olmak üzere bazı sergilerde yer aldı. Hatta 20-25 tane tablom satılarak yurtdışına gönderildi. Diğer uğraşlarım ve mesleğimden geriye hiç zaman kalmadığı için bu meşgaleyi devam ettiremedim. Şu an sadece işimle ilgilenebiliyorum.

            Bana bu şekilde kendimi ifade etme fırsatı verdiğiniz, hemşerilerimle buluşturduğunuz için ayrıca teşekkür ederim.

            Güzel bir röportaj oldu verimli ve faydalı bir ömrü faydalı işlerle değerlendirdiğiniz için sizi tebrik ederim.