AH ÖĞRETMENİM SENİ DE UNUTTULAR!

Kutlanan o kadar gün var ki Türkiye’de her gün birisi gündeme geliyor. Kimi es geçiliyor ve kimisi de şaşalı resmi törenlerle kutlanıyor. Kimisi de var ki neredeyse unutturulmaya çalışılıyor. Öğretmenler günü de bunlardan birisi. Bir haftayı geçti her şey eskisi gibi ‘Sen sağa ben selamet…’

                Öğretmenler günü kutlamaları neyse ki okullarda ‘kendin çal kendin oyna’ misali yıllardır kutlanmakta… Alışılmışın dışında yapılan bir şey yok. Resmi kutlamalar gittikçe önemini kaybederken hamasetten öteye geçemiyor. Öğretmenleri öven bir sürü kuru sözler, şiirler ve hikâyeler…

                Aslında bu gün öğretmenlik mesleğini icra eden kimseleri onurlandırmak için çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir kutlama günü olmalıdır.

                Türkiye’de her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu kutlama 1980 darbesinden sonra 1981 yılında başlamış bir uygulamadır. 24 Kasım 1928,Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği’ni kabul ettiği gündür.

                Pek çok ülkede 1994’ten bu yana her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle Öğretmenler Günü olarak kutlanıyor. Milletlerin kendi tarihi ve kültürel değerlerine göre farklı tarihler Öğretmenler Günü olarak belirlenmiştir.

                Günler ve aylar değişse de dünyanın her yerinde öğretmenler değerlidir. Ne demişler; “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. Öğretmenlik mesleği Tanrı mesleğidir.” Onun için bu meslek kutsal sayılır.

                Atatürk, ta! O günlerde öğretmenin değerini anlamış. Ve “Öğretmenler: Yeni nesil, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini, sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Cumhuriyet sizden ‘fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesiller ister.”Der.

                Ama bugün öğretmene gereken değer verilmemekte ve “oğlum-kızım hiç olamasan da eğer bir öğretmen ol!”Mantığı hâkimdir.

                Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanının 24 Kasım Öğretmenler günü dolayısıyla yayınladıkları mesajları okudum.

                Cumhurbaşkanı, konuşmasının başından sonuna kadar FETÖ’ nün 15 Temmuz’da yaptığı darbe girişimi ile PKK’nın yaptığı terör eylemlerinden başka konulara hiç değinmemiştir.. Öğretmenlerin sorunlarından bir kelime bile etmemiştir.

                Başbakanın mesajını da sonuna kadar okudum. O’da; eğitime yapılan yardımlar, Fatih Projesi, kitapların bedava verilmesi, İmam-hatip okulları sayılarının artırılması,4+4+4 sisteminin önemi, çift öğretimin teke düşürülmesi, eğitim ve öğretimin kalitesi gibi konulara yer vermiştir. Konuşmasında öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunlarına bir satır bile yer vermemiştir.  

                Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın konuşması daha kısa...O da kısa konuşmasında; Fatih ve Yavuz gibi tarihi kahramanları yetiştiren Hoca’lara yapılan övgülerden ve öğretmenlik mesleğine verilen önem ve kutsallığından bahsetmekte ve Öğretmenlerin sorunlarına bir satır bile değinmemiştir..

                24 Kasım Öğretmenler Gününde, öğretmenlerin ekonomik ve sosyal sorunları, eğitim- öğretim ile ilgili bilgiler medyada da fazla yer almadı. Öğretmen sendikaları ve özellikle hükümete yakın sendikanın siyasetin dışında öğretmen sorunlarıyla ilgili hükümete vereceği tavsiyesi bile olmamıştır.

                Öğretmenler Günü unutulmuş ve bu günde TEOG sınavları yapılmıştır. Bu konuda sendikalar sessiz kalmış ve yılda bir defa da olsa kutlanan öğretmenlerin günü ellerinden alınmıştır.

                Bir ülkenin gelişmesi ve kalkınması eğitime verilen önemle ölçülür. Rahmetli Atatürk’ün: “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.”diyerek verdiği değeri gösterdiği öğretmenler ne durumdadır. Sorumlular bütçeden en büyük payın milli eğitime ayrıldığını söylüyorlar, ama görünen köy kılavuz istemez her şey ortada…

                Çeşitli fakültelerden mezun 300 bin öğretmen adayı tayin bekliyor.10 yıldır mezun olan Kimya-Fizik öğretmen adayları var. Bunlar Ortadoğu ve Hacettepe Üniversitelerinden mezun…14 yılda 5 Milli Eğitim Bakanı değişti. Her bakana göre eğitim sistemi değişen bir ülkede eğitimin kalitesi ve öğretmenin sorunları halledilebilir mi?

                Eğitim sendikalarından birisi 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesi yaptığı bir ankete göre:

                Öğretmenler borç batağı içinde kıvranmaktadır.

                Öğretmenlerin %52’si kredi kartı ve bankaya, %22’si esnafa,%25’i ise şahıslara borçlu olduğunu söylüyor.

                Öğretmenlerin %25’i ek iş yapıyor.%8’inin maaşına haciz geliyor. Öğretmenlerin %60’ninin gelecekten ümitli olmadığını söylüyor.

                Yüzde 24’ü her ay borç para bulması gerektiğini söylüyor.%60’ı son bir yıl içerisinde tiyatroya,%35’i ise sinemaya gidemediğini,%70’i haftada bir kez ailesiyle bir defa yemeğe gidemediğini,%80’ni bir gazete alamadığını,%62’si her ay bir kitap alamadığını,%24’ü okul yönetimi tarafından kendilerine siyasi baskı yapıldığını söylüyor

                Emekli öğretmenlerin durumu daha içler acısıdır. Doların, faizin ve enflasyonun yükseldiği, paranın değerinin %10 düştüğü ve piyasaların allak-bullak olduğu şu ortamda daha da kötü durumdalar.

                Öğretmen sadece öğrencilerimizi yetiştiren bir insan değil, çocuklarımız içinde birer rol modeldir.

                Öğretmenler, bir ülkede en iyi şartlarda varlığını sürdürecek imkânlara sahip olmalıdır.

                İşte o zaman kendisini geliştirebilir ve tüm enerjisini eğitim ve öğretim için harcayabilir. Çünkü toplumda bütün bireyleri yetiştiren öğretmenlerdir.

                Öğretmenler ekonomik sorunlar yaşamamalı, ek iş yerine ek bilgiler edinmeli ve en yüksek ücreti almalıdır. Bugün toplumda saygınlık alınan ücretle kazanılmaktadır.

 

                Başta eşim, ilkokul öğretmenim, emekli olan tüm öğretmenlerimin ve çalışan meslektaşlarımın geçmiş öğretmenler gününü kutlar saygı ve sevgilerimi sunarım. PKK terörü sonucunda şehit olan öğretmenlerimizi ve ahirete intikal edenleri rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun!