EY! Türk Kadını Dersine Çalışıyor musun?

Sana verilen “seçme ve seçilme hakkı” tam 83 yaşında. Sana seksen üç yıl öncesini anlatmayacağım. Seksen üç yıl öncesi sen kadın olarak, ana olarak dört duvar arasına hakların, isteklerin hapsedilmiş, yüreğine prangalar vurulmuş bir araç konumundaydın.

                Cumhuriyetle birlikte yeniden doğdun sen. 5 Aralık 1934-05 Aralık 2016, tam seksen üç yıl… Birçok batı ülkelerinde kadınlara bu haklar tam anlamıyla verilmemişken, Atatürk’ün Cumhuriyeti bu güzel ve özel hakları Türk kadınına altın tepside sunmuştur.

                ELBETTE ONA MİNNETTARIZ..!

                O, büyük önder ki, Türk kadınının geleceğinden her zaman umutluydu. O, Türk halkının kadın erkek bölünmüşlüğüne hep karşıydı. Eşi Latife hanımla kadın hakları üzerine yeni fikirler üretip, Türk kadınlarının yücelmesi üzerine sohbetler yapıyordu. Çünkü O, Türk tarihi ve o tarihin içindeki “Türk Kadın” figürlerini çok iyi biliyordu.

                Cumhuriyetten önce dinsel hukukun yanlış yorumları ile yıllarca dört duvar arasına sıkıştırılmış, hakları ellerinden alınmış, duyguları acımasızca bastırılmış olan kadınlarımız hak ettikleri güzelliklere bir an önce kavuşmalıydı.

                Kadının ne denli önemli olduğunu, zor işler başardığını Kurtuluş Savaşının yaşandığı dönemlerde görmüş, ülkeyi zafere ve kurtuluşa kadınların taşıdığına şahit olmuş bir MUSTAFA KEMAL, elbette ki Türk kadınının yerinin çok yükseklerde olduğuna inanmıştı zaten.

                Cumhuriyetin ilanından sonra 05 Aralık 1934 yılında kadınlarımıza Seçme ve Seçilme hakkını veren ulu önder, kılıf kıyafet devrimleriyle de Türk Kadınının modern dünyada yerini almasını sağlamıştır.

                Lakin tüm bu güzellikler halâ günümüze kadar süre gelen ilimsiz ve bilimsiz düşüncelerin, sapık fikirlerin, yanlış yönlendirmelerin gölgelemeleri ile tam anlamıyla yaşanamamaktadır. Halâ…

                *Kadınlarımızın yüzde yirmisinin okur yazar olmadığı, yüzde seksen oranında kadınlarımızın aile içi veya yöresel şiddetlere maruz kaldığı günlerden geçiyorsak; ülke parlamentosunda da yetersiz sayıda kadın olabiliyorsa kendimizi, kadınlar olarak sorgulamalıyız.

                *18 yaşından küçük yavrularımızın evlendirilmesi sonucu ÇOCUK GELİNLERİN sayıları çığ gibi büyüyorsa, kadınlar üzerinden onlarca çirkinliklerin, çıkarların, sömürülerin sağlandığını görmezden duymazdan geliyorsak halâ dersimize çalışmadığımızın göstergesi değil midir?

                Oysa bulunduğumuz konumu güçlü kılmak, aklımızı yüreğimizle birleştirip, bilimsel yolları seçmek, adil ve ahlaki güzellikleri yaşatmak ve sonuçta haklarımızı çok iyi bellemek, dersimize çok iyi çalışmamızın şart olduğuna inanmak mecburiyetindeyiz. Aksi durumda haklarımıza ambargo koymak için bekleyen çarpık zihniyetler iş başına geçecek ve canımız yanacak…

                Kadınlar toplumun, ailenin yapı taşlarıdır. O, emeğin ve ekmeğin neferidir. İşin, çalışmanın, üretmenin cinsiyeti olamaz. Bu insanlığa ve insani değer ölçülerine de aykırıdır.

                21 Mart 1923’te “Bir cemiyet aynı gayeye bütün kadınlarıyla ve erkekleriyle beraber yürümezse ilerlemesine teknik olarak imkan, ilmi olarak da ihtimal yoktur.” sözlerini söyleyen Mustafa Kemal Atatürk “Kadının en büyük süsü faziletidir.” diyen ünlü düşünür Kant’ın sözlerini de sık sık tekrarlardı.

                Eğitimli, çalışkan, cesur, müspet ilimlere inanmış, aklı ve yüreğini dengede tutan, faziletli, aydın fikirlerini kuşaklara taşıyabilen ülke sevdalısı kadınlarımıza minnet ve saygı duyan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK verdiği bu güzel haklarla Türk Kadınını sosyal devletin her kademesinde görmek istemiştir.

                Onun bu isteğini şerefle üstlenen kadınlarımız da tarih sayfalarımızı onurlandırırken geleceğe de çok güzel eserler bırakmışlardır.

                Bundan böyle de Cumhuriyet Türkiye’sinde ülkesine sevdalı, hak ve sorumluluklarını bilen, cumhuriyetin nimetleriyle güzel yerlere gelen, öncü fikirleriyle geleceğe ışık tutan kadınlarımızla çağdaş uygarlık yolunda yürüyerek nesiller boyu seçecek ve seçilecektir.

                Yeter ki dersine çok iyi çalışmayı bilsin kadınlarımız..!

 

                Esen kalın.