MUTLAK GERÇEK

Bunca acının, bunca sancının olduğu bir dünyada, insanın kendi iç muhasebesini yapması, doğru olmaz mı? Diye yıllarca kendi kendime sorup durmuşumdur.  Bu duygu yıllar önce bana aşağıdaki şiiri yazdırdı.

Yorgun argın günlerim tez geçecek

Dostlarımla selamı keseceğim

Dizlerim gözlerim moraracak

Titreyip yatağıma düşeceğim

 

Eşim dostum “Yasin”e başlayacak

Besmeleye yavaşça alışacağım

Soğukla ateşlenip yarışacak

Sevenlerimle halelleşeceğim

 

Evlatlarım başımda ağlaşacak

Bir damla suyu yudumlayacağım

Ah ü figan birbirine karışacak

Tevhitle gözümü kapayacağım

 

Dudaklar kuruyup yüzüm solacak

İçimdeki acıyı dindireceğim

Soğuk ter birdenbire boşanacak

Yatağıma upuzun uzanacağım

 

Bir avuç su tenimi okşayacak

Mermerden taşlara ısınacağım

Altıma üstüme tahta çakılacak

Bir tabuta sessizce uzanacağım

 

Bir ulu mabette salâ verilecek

Dostlarımla son kez buluşacağım

Kendi namazımı kendim seyredecek

Omuzlar üstüne taşınacağım

 

Kabrimi üç-beş garip derin kazacak

Bin bir dua ile uğurlanacağım

Üstümü örtmeye herkes yarışacak

Toprağın kokusuna alışacağım

 

Adım adım gelen çekip gidecek

Ben “Yeni Dünya” ile barışacağım

Bir inanmış adam “talkın” verecek

Münker ve Nekirle tanışacağım

 

İşte “Mutlak gerçek” denen gerçek

Ben onunla böyle konuşacağım

Sessiz kuyu dibi sonsuz dek uzayacak

İnşallah Rabbime böyle kavuşacağım

 

Mehmet Emin ULU