ÜLKEMİZ VE BENCİLLİK

Ülkemiz hepimiz için en önemli varlığımız. Özümüz ve özümüze ait nemiz varsa ülkemiz varsa ancak var olabilir. Ülkemizde yaşayan Suriyelileri görünce bunun önemi daha iyi anlaşılıyor. Her şeylerini kaybedip ancak yaşamak denirse canlarını kurtarmışlar.

                Bencillik sadece kendini düşünmek, insanlıktan ve adam olmaktan uzaklaşmaktır. Hayatı tehdit eden bir durumla karşılaşıldığında hayatta kalma içgüdüsüyle yapılan davranışlar hadi neyse ama kamu ve ülke için tek kişinin çıkarı söz konusu olmamalıdır. Zaman akıp gidiyor. Dünya ülkelerinden geri kalmamak için bencillik yapmayıp ülkemiz için çalışmalıyız. Ülkemizde geçtiğimiz 2016 yılı içerisinde üst üste acı olaylar yaşandı ve yeni yıla da acı bir terör olayı ile girdik. Yüreğimiz dağlandı. İktidar ve muhalefet olması gerekeni yapıp birlik ve beraberliklerini dillendirdiler: “Gün kardeş olma günüdür.” “Gün Türkiye olma günüdür.” Oyuna gelip terörün ekmeğine yağ sürmeyelim.” “Alçaklar bu milleti asla yıldıramaz, korkutamaz.”

                Yukarıdaki sözleri vatandaşlarımızın hayatlarını kaybetmeleri ile duyuyoruz. Oysa Nasreddin Hoca meselinde olduğu gibi testi kırılmadan tedbir almak önemli. “Şehit kardeşimi bana verebilir misiniz?” – “Babam neden bunun içinde?” diyen çocuğun feryadından önce tedbir almamız lazım. Böyle günlerde muhalefet, iktidar için ölüyorsa diğer zamanlarda da iktidar muhalefet için hasta olmalıdır. Böylece ülkede birlik ve beraberliğimiz daha sağlam olur.

                Siyasilerimiz ülke çıkarlarını kendi çıkarlarının önünde tutmalılar. Sadece kendilerine oy verenlerin değil bütün vatandaşların vekili olmalılar. Aksi durumda ülke parçalanmaya ve nefrete gider. Sadece kendisi için yaşayanlar nefret uyandırırlar. G. Herbert’in  “Eğer bir örs isen kendini sabit tut, eğer bir çekiç ise zamanında vur.”  Sözü bencillikten uzak olmamızın yolunu gösteriyor. Ülke çıkarında olmamız gereken durumu anlatıyor.

                Bazı millet vekillerimiz kadın ve kızlarımıza tecavüz edenlerin kurtulmasına yönelik kanayan yaramız diye yasa hazırlamaya çalıştılar. Ülkenin kanayan yarası; ahlaksızlık, yoksulluk, kadına şiddet, adaletsizlik, eğitimde gerilik gibi hususlardır..Bu yaraların sarılması ülkeyi düşünmektir. Bu yaralar iktidar ve muhalefetin birliği ile yok edilmeli. Bir elin nesi var iki elin sesi var düşüncesiyle hareket edilmeli, çok akılla yapılmalıdır.

                Terörü destekleyen, benimseyen hiçbir anlayış kabul edilemez. Terör sadece olduğu zaman değil her zaman lanetlenmelidir. Terörü kültürle yok edebiliriz. Kültürlü ülkelerde ara sıra deli bir adamın estirdiği teröre rastlanırken geri kalmış ülkelerde her gün organize bir şekilde terörü görürüz. Kendi ülkeleri yetmezmiş gibi başka ülkelerde de terör estiriyorlar. Ülkemizin her tarafında terör olacak korkusuyla yaşar olduk. Sabahları şehir var mı endişesiyle uyanmak çok feci.

İktidarda olanlar ve muhalefette bulunanlar hak ve adaleti sağlamalı. Bencillik yapılmadan ülke ve millet çıkarı için çalışmalılar. Birlikte terörü yok etmeliler. Ülkemizde korkusuz bir yaşamı inşa etmek onların en önemli görevleridir.  

Saygılarımla.

02. 01. 2017

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen