BİR FİDAN, KURTARICI BEKLİYOR

Karlar üzerine uzanıp yatan bir genç çam fidanı, üstüne yağan yoğun kar kütlesine dayanamayarak yan yatmış. Hem de köklerinin bir bölümünü ancak sökebilmiş, bir bölümü ise hâlâ toprak altında. Güçlü kuvvetli birkaç kişi doğrultup ayağa kaldırsa yaşamını sürdürecek zavallı.

                Karşılıklı altışar daireden oluşan sitemizde hepimiz emekliyiz. Çamı ayağa kaldıracak bir ya da bir kaç babayiğit yok, sitemizde. Aklıma belediyeden tanıdığım Mehmet Akif Erten’den yardım istemek geldi. İsteğim, başkan yardımcısı ve bahçeler müdürlüğüne iletilmiş.

                Bir yetkili beni aradı. Adresimi aldı. Eleman göndereceğini söyledi. Elemanlar gelmiş incelemişler. “Ağaç özel mülkiyet alanındadır. Tekrar dikilemez. Taşınıp başka yere dikilse bile tutmaz” diye rapor vermişler.

                Bahçeler müdürlüğünü aradığımda yetkili, aldığı raporu aynen bildirdi ve ilave etti. Eğer ağacı kesmek istiyorsanız orman müdürlüğüne başvurup izin almalısınız dedi. Ben ağacın kurtarılmasını istiyorum. Yetkili kesilmesi için yol gösteriyor.

                Burada kafam karıştı. Biz dikip büyütüyoruz. Kesilmesine orman müdürlüğü karar veriyor. “Eken de yok, diken de yok. Yiyen de ortak Osmanlı” diyenler bunu kastetmişlerdir herhalde… Mademki özel mülkiyetteki ağaçların kesilip kesilmemesinde orman müdürlüğü yetkili. O zaman ağaçların yaşatılmasına da omuz vermesi gerekmez mi? Üç beş işçi gönderse genç fidanın yaşamasını sağlayabilir. Böylece zamanı gelince onun kesilmesinde haklı bir karar sahibi olabilir diyorum.

                Boylu boyunca uzanan genç fidan, yardım bekliyor…