YILDIZ DAĞI

7 Ocak 2017 Pazar günü telefon etti Emre. “Biz Yıldız Dağına kaymaya gidiyoruz sen de gelir misin?” “Kiminle gidiyorsunuz?” “İki kızım, bir de sen, dördümüz gideriz.” İki kızım dediklerinin biri ikiye biri beşe gidiyor. Yetmişimi geçtiğime göre bir çocuk da ben sayılırım. Şu kışta kıyamette üç çocuğu peşine takıp yıldız dağına tırmanmayı göze almak az şey değil hani.

                Kış mevsimine girmemize rağmen yöremiz, uzun zamandır kurak geçiyordu. Son birkaç gündür kış kışlığını yapmaya başladı. Zaten yağışa güvenmiş Emre, bu kar kayak pistini epeyce beslemiştir diye tahmin etmiş. Gidiş geliş yolunu düşündüğü yok ya kayak pistinin yeteri kadar kar alıp almadığının derdinde. Sanki işletme sahibi de…

                Benden önce yeğenlerini de aramış. Biri liseye, diğeri üniversiteye giden yeğenleri, mazeret beyan etmişler. Kendi çocuklarını ruhsal yönden kaymaya hazırlamış, son çare benim arkadaşlığıma asılmış. “Kayacak mıyım bu yaşta?” “Sen sıcak balkona oturur, çayını içerken bizi izlersin. Yarım saate geliyorum, hazır ol!” Geziyi öteden beri severim. Birisi hadi deyince çıt demeden çalıya düşerim.

                Saat on ikiye doğru kar lastikli toyataya kurulduk. Madem uyduk dil-i divaneye dil uydu hevaya. Seyrek sepen atalayan kar taneciklerinin eşliğinde Kızıl İniş'e doğru tırmanmaya başladık. Yakıt göstergesine baktım, üç diş dolu. “Bir benzinliğe sap da yakıt alalım.” “Yıldızeli’nden alırız orada ucuzdur. “Yıldızeli’nin yakınlarına rafineri mi kuruldu ki?” “Orası anayol. Anayollarda yakıt ucuz olur.”

                Yol, kış mevsimini tam yansıtıyordu. Soldaki bodur meşeler, birer kardan meşe heykeli olmuş, sağdaki çamlar ise kar yağışına direniyordu, yeşil yeşil… Kar küreme kamyonları yoğun mesaideler. Kimini geçiyor, kimiyle karşılaşıyoruz.

                Yıldızeli’nde uğradığımız benzinlikte kocaman harflerle bayan tuvaleti yazıyor. Tuvalet bloğunu iki kez tur atmama rağmen erkek tuvaletini bulamadım. Pompacıya sorduğumda erkek tuvaletinin olmadığını öğrendim, şaşkınlıkla. Bayan tuvaleti de bir kabinden ibaret. “Erkekler ne yapıyor?” deyince, buraya kadın gelmez, erkekler de bayan tuvaletinde idare ediyorlar yanıtını aldım.

                Depomuzu da fulledikten sonra ver elini Yıldız Dağı. Çırçır yoluna düştük ama yolda bizden başka Allah’ın bir kulu yok. Yer yer madeni çatılı köy evlerini görüyoruz. Bunun dışında ne insan ne hayvan. Kaptana soruyorum “Daha ne kadar yolumuz var?” nerden baksan elli kilometre vardır. “Akşam yaklaşıyor. Yolda kalırsak?” “Gidemediğimiz yerden geri döneriz sanki bizi bekleyen yok ya Yıldız Dağı’nda… Demeye kalmadı, bir yokuşa tırmanırken kara saplandık. Fırtına yolun çukur yerlerin doldurmuş. Böyle yerlere bizim oralarda kürtük derler araba gitmiyor.  Geri vitesiyle sert bir zemine kadar gittik. “Dönelim oğlum lanet olsun sizin kayağınıza!” tam da burasıymış zarardan dönmenin kâra geçildiği yer. Tekrar Yıldızeli’ne ulaştığımızda karanlık kısmak üzereydi.

                Artık devlet yolundayız. Sulusepken eşliğinde Çamlıbel pide salonuna kapağı attık. Salon yine tıklım tıklımdı maşallah. Kalabalığı görünce insan arkalanıyor, rahatlıyor be…  Artık bildiğimiz yoldayız.

                Geri dönme kararını biraz geciktirseydik, halimiz nice olurdu acep. “Az değildir varmadan vatanına yurduna / Post verenler yabanın hayduduna kurduna” Düşündükçe afakanlar basıyor: Çırçır yolundayken pek aldırmamıştım ama sonra aklıma hiç iyilikler gelmiyor.  Yol kapanabilir, kurdun kuşun hedefi olabilirdik, maazallah! Yer yer telefonlarımız da çekmiyordu. Dara düşsek kime nasıl haber verebilirdik?

                Ne ise sağ salim evimize döndük de hem biz sevindik, hem de bekleyen yakınlarımız… Çağlar önce Âşık Kerem, bu zorlu tabiat şartları için aşağıdaki dizeleri boşuna söylememiş:    

       YILDIZ DAĞI

Yükseğinde yavru şahin beslenir

Yıldız dağı niçin kalkmaz dumanın

Alçağında dudu kumru beslenir

Yıldız dağı niçin kalkmaz dumanın

 

Yükseğinde büyük namlı karın var

Alçağında mor sümbüllü bağın var

Yardan mı ayrıldın ahu zarın var

Yıldız dağı niçin kalkmaz dumanın

…..

 

Her taşlardan çok boyalı taşın var

Şahin yuva yapmış öter kuşun var

Kerem gibi ne belalı başın var

Yıldız dağı niçin kalkmaz dumanın

 

Aşık Kerem