HAYALLER GERÇEK OLACAK

Bir şehrin içinde yaşamak, o şehre mahkûm olmak hiç de kolay değildir. Üç yıllık, beş yıllık bir ömür değil; altmış, yetmiş yıllık bir ömrün bütün dokularını izbe izbe şehrin içine yaymak ve orada yaşamak, yaşlanmak… Sonra da dört inanmış adamın omuzlarında uhrevi bir yolculuğa çıkmak…

                Bu şehre ilk geldiğim yıl, 1963 yılının yaz mevsimiydi. Meydanın buğday hapanı olduğu yıllar…  Meydan caminin bahçesindeki kabir taşlarının korkulu bir bekleyiş içinde tir tir titredikleri zaman…

                Hiç unutmam, Ali Paşa Camiinin yanından Kuyumcular çarşına girişte bir tanıdık vardı. Şimdi ismini bile hatırlamadığım bu esnaf, öğle yemeği olarak bize güveç ikram etmişti. Güveç diyince, aklıma hâlâ yarım asır önce yediğim güveç gelir. Sulu sokağın o günkü halini hayal meyal hatırlıyorum. Bakırcıların ve bakırcılığın can damarıydı. Sokağın başından Kazancılar Mescidine kadar sıra sıra dizilen bakırcıların çekiç sesleri hiç kulağımdan gitmedi. Ara sıra semerciler, bıçakçılar, anahtarcılar ve diğerleri…

                O sokağın sesi bizi ne kadar çok kendine bağlamış olmalı ki, bir yıl sonra şehre göç ettik. Artık bizim için bu şehir zaman ötesinde bir yolculuk değil, zaman içinde akıp giden uhrevi ırmağın bir parçası olmaktı…

                Tokat: bütün hatıralarımı, bütün sevgilerimi, bütün hayallerimi devşirip beslediğim asude şehir… Sensiz olmak mümkün mü? Asla… Ne zaman senden ayrılsam, ne zaman yola çıksam, geri dönmek için gün değil, anları kolladığım; ey sihirli tarihimin güzel şehri… Yeşilırmak’ında yüzdüğüm, dağlarında çiçekler topladığım, her sokağında zaman ötesi yolculuklar yaptığım; taşına, toprağına, aşkına, sevdana, insanına kul olduğum şehir… Sen gençleştikçe, ben yaşlanıyorum, sen güzelleştikçe ben çirkinleşiyorum…

                Biliyorum yeni güzellikler devşirecekler senin bağrında… "Kanal Tokat" diyorlar…  Ne güzel de söylüyorlar… Biz bu hayali yetmişlerde yaşamıştık. Anlatmıştık bildiklerimize, sevdiklerimizle paylaşmıştık…

                Ne zaman Yeşilırmak’ta kayıklar gezecek, rengârenk balıklar yüzecek, dünyanın en tabii ve en büyük akvaryumu olacak?

                Etrafındaki bağlarda, bahçelerde asude musikilerle insanlar, mutluluğun ve huzurun zirvesine çıkacak?

                İşte yıllar sonra bizim hayallerimizi gerçekleştiren gönlü güzel, ufku güzel insanlar varmış. Proje başlatmışlar "Kanal Tokat" adıyla… İnşallah, bu kutlu hayal gerçek olacak… Şehrim güzelleşecek, sevdam gittikçe artacak, o bana metfun, ben ona metfun…

                Bu sevdayı kimse kıskanmasın, aman ha, aman!...

                Aşkımız sürdükçe, sürecek ebediyete kadar zaman...

MEHMET EMİN ULU

her 6 ayda bir 2 gönüllü faaliyete katılacak olup, toplamda 4 gönüllü faaliyetlere katılacaktır.”