GÜZEL, GÜZELDİR (Gezi notlarımdan)

Geziye çıkmaktaki amaçlarımızdan birincisi, gezip görmek ise ikincisi, oralarda yaşayan ve sürekli haberleştiğimiz kimi dostlarla buluşup hasret gidermekti. Buluşmak dedimse niyetimiz; onları rahatsız etmek, onlara külfet olmak değildi, asla değildi. Öğretmen evine yerleştikten sonra dostları arayıp şu saatler arasında görüşmek istediğimizi bildirecektik. Gerisi zamana ve dostların olanaklarına kalıyordu. Özellikle Eskişehir ve Bursa’nın bu günkü halini merak ediyor ve görmek istiyorduk. O yüzden yalnız bu iki şehrimizin öğretmen evlerinde yer ayırtmıştık.

                Öğretmen evi deyince Allah, bin kere razı olsun dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan SAĞLAM’dan. Ordu evi, polis evi var da öğretmen evi neden olmasın mantığıyla kurduğu öğretmen evlerinde çok konakladım. Bir kere temizdir. Müşterileri bellidir. Maddi ve manevi yönlerden güvenirsiniz. Kandırılmayacağınızı bilir, gece gündüz rahatsız edilmeyeceğinize inanırsınız. Kısaca kendi eviniz gibi gurbet ellerde ilk arayacağınız adres, öğretmen evleri olmalıdır eğer öğretmen ya da öğretmen emeklisiyseniz… Yani bu duruma göre her ilde, her büyük ilçede bir evimiz olduğuna inanırız. Teklifsizce, sere serpe dinlenmek, konaklamak için…

                Kolay bulduk Eskişehir öğretmen evini. Resepsiyonda kaydolurken arkadan gelen birisinin “Bunlar müdür beyin konukları” dediğini işitir gibi oldum. Odamızın ayrılmasını müteakip resepsiyonda hayli bekledik ama değdi doğrusu. Resepsiyon duvarındaki monitörde devamlı dönen manzaralar gördüm. Manzaralardan her birinin kentin görülmesi gereken yerlerini işaret ettiğini daha sonra kenti gezince anladım. Benzer bir çalışmayı Ünye’de görmüştüm. Bir yerel harita çizmiş, turistik yerleri işaretlemişlerdi. Tokat’ta öğretmen evinin her bölümüne bir turistik yerin adı verilmiştir: Gümenek Parkı, Ballıca Mağarası, Selemen Yaylası gibi.  

                Akşam olunca oğlumla iki el tavla oynamak istedik. Saat on dokuzda oyun salonunu kapatıldığını söylediler. Bu, bana göre Eskişehir öğretmen evinin tek olumsuz yanıydı.

                Yerli yabancı gezginler, nereleri gezelim diye soracak adam aramasınlar, düşüncesiyle olmalı…    Uzunca bir aradan sonra anahtarımızı alıp çıktığımız odamızda çarşaf ve havlularımız, ambalajlarından yeni çıkarılmış gibiydi.

 

                Görevlilerin profesyonelce yaklaşımları, güler yüzlü davranışları, binanın görebildiğimiz kadarıyla bakımlı bölümleri, her yönüyle övgüye değerdi. Geniş ve zevkle dizayn edilmiş bahçesinde bay ve bayanlar uygar bir görüntü sergiliyorlardı. Çay parasını öderken öğretmen misiniz diye sormaları bahçenin halka açık olduğunun göstergesiydi. Halka açık ama fiyatlar farklı olmalı. Öğretmene çay, elli kuruştu.  Bu denli beğendiğimiz öğretmen evinde yatak ücreti, açık büfe kahvaltı dâhil kişi başına yirmi liraydı. Bahçede bira içen insanlar gördüm. Ancak görevlilere bakarsan restoranda bu seneki ramazandan itibaren alkol kaldırılmış. Acaba bahçesi özelleşti de onun için mi veriliyordu, bira? Anlayamadım. Merak edip kimseye de sormadım.