KARARLAR BAZEN KİBRİT GÖREVİNİ YAPAR

“Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu sorar, ‘Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?’

                Kral ‘Elbette.’der. ‘Kaç bacağın var senin?’Adam soruya şaşarak ‘İki efendim.’der. Kral ‘Pekâlâ, tek bacağın üstünde durabilir misin?’Elbette.’diye cevap verir adam.

                Kral ‘O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver.’

                Adam biraz düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir, ‘Tamam,’der kral ‘Şimdi de öteki bacağını kaldır.’Adam şaşırır ‘Bu imkânsız kralım.’der.

                ‘Gördün mü?’ der kral, ‘Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakla özgürsün. Ondan sonrasında değil.’

                Hayat kararlardan ibarettir ve kararlar birer kibrittir. Doğru yerde ateşlendiğinde seni ısıtacak, çorbanı kaynatacak ateş olur, yanlış yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte seni de yakar.”

                Ortalıkta toz duman almış başını gidiyor. Bazı valiler, kaymakamlar, rektörler, spor yazarları, sanatçılar referandum sandığından evet çıksın diye kampanya başlatmış. Olacak şey değil… Bu tür çıkışlar AKP’nin işine geldiği için biri bile kampanyacı vali ve kaymakama “Resmi sıfatınız var, suç işliyorsunuz.” demedi.

                Kaymakam ve diğerlerinin tavırları ne memuriyetle, ne devletin ciddiyetiyle, ne de toplumun hukuk anlayışıyla bağdaşıyor. Bu yıllara kadar devleti temsil eden memurlar ve bürokratlar siyasetin içine müdahil olup siyaset yaptıkları görülmemişti.

                Sadece kaymakamlar değil, valiler, savcılar, polisler, öğretmenler ve diğer devlet çalışanları da çizmeyi aşıp referandum çalışmalarında kampanya düzenleme işlerine karışırlarsa memleketin hali ne olur?

                Eğer "evet"çi kaymakamlara, valilere ve diğer devlet memurlarına kampanya yapma imkânı tanınacaksa hayır diyeceklere de aynı imkân sağlanmalıdır.

                Evetçilerin sırtını okşayıp hayırcıların arkasına tekmeyi vurursanız eğer, toplum düzenini bozarsınız ve terörün ekmeğine de yağ sürmüş olursunuz. Ülkeyi evetçi ve hayırcı diye ikiye bölersiniz. Bu yavaş yavaş yapılıyor da… Hatta sessizce de el altından teşvik de ediliyor. Nerede kaldı 15 Temmuz ruhu…

                Yarın öbür gün… Öğretmenler, milli eğitim müdürleri, profesörler, savcılar, hâkimler de…

                Kampanya evet deme yarışına girince ne olur. Düşünebiliyor musunuz?

                Hayır diyene FETÖ’cü, PKK’lı ve hain gözüyle bakılacak…

                AKP milletvekillerinin çoğu neden anayasa taslağını incelemeden imzayı basıp açıktan evet diyeceklerini söylediler. İçime sinmedi diyenler bile oldu. Ayrıca hiç itiraz da gelmedi. Neden? FETÖ’cü damgası yememek için…                 

                Facebook ve twitter’e yazı yazanlar hep birbirini hainlikle ve kâfirlikle suçluyor. Hainliği ve kâfirliği ölçen ölçü aletleri mi var?

                Facebook’ta iki genç hayır diyeceklere tabanca göstererek açıktan tehdit ediyor. Ve bu iki gençle ilgili herhangi bir idari işlem yapılmıyor.Bu ne anlama geliyor sizce..?

                II. Abdülhamit’in 5.ci kuşaktan torunu Nilhan Osmanoğlu referandumda “Evet” diyecekmiş. Ayrıca da “yüz senedir ne çektik bu cumhuriyet rejiminden… ” diyor.

                Ölçü ve üsluplarımıza dikkat etmeliyiz. Kaş yaparken göz çıkarmamalıyız.

                Hukuk devletinde yeri ve yetkisi ne olursa olsun yasalara uymak mecburiyeti vardır.  Asla bunu gözden uzak tutmamalıdır.

                Verilen kararlar bazen hikâyede ifade edildiği gibi kibrit görevi yapar. Yerinde kullanmazsak bizi de yakar ülkeyi de...

                Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık. Birileri de hediye etmedi.

                Türkler bu devleti bir bağımsızlık savaşı sonunda kurdu.

 

                Yaşatmak görevimizdir.