Yazar Sebahat Şahin ile röportaj

Yazar Sebahat Şahin  : “Cahilliğin kararttığı dünyamızın, bilginin ışığı ile aydınlatılması temennisiyle…”

 

SORU-Bize kısaca  kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda  okudunuz? Nerelerde  çalıştınız?

SEBAHAT ŞAHİN- Adım Sebahat Şahin.İlk-orta ve lise eğitimimi İstanbul'da tamamladım. Bütün hayalim Hukuk fakültesine gitmekti. Lakin dönemizin bize dayattığı sistemde, istediğiniz mesleği okuma gibi bir lüksünüz yoktu. Bizim üniversiteye giriş teşebbüslerimiz, macera filmi sahnelerini andırıyordu. O kadar ki, sınavı kazanamamanız üzerine hazırlanmış sorulara karşı donanımlı olmak ve ezbere dayalı öğretim anlayışında, sadece onların istediği doğru cevabı işaretlemeniz gerekiyordu. Öğrenciye muhakeme yeteneği kazandırılmadığı gibi, kontenjan yetersizliğine bağlı kendilerine göre haklı nedenlerle de eleniyordunuz. Sonucunda Anadolu Üniversitesinde İşletme okudum. Hayatım boyunca kendimi sözlü olarak ifade etmeyi sevişim, beni sonrasında Televizyon spikerliğine yönlendirdi. Öncesinde yabancı bir şirkette kısa bir süre çalışmıştım. Bu arada evlendim ve bir oğlum oldu. TV ye başladığım dönemde, çocuğuma bakacak insan sorunu yaşayınca işimden istifa ettim. Bu sorunu çözünce de eşimle birlikte onun işine destek verdim...

SORU-Yazmaya başlama hikayenizi anlatır mısınız? Bugüne kadar kaç eser ortaya koydunuz?

SEBAHAT ŞAHİN-  Benim yazma aşkım, çok küçük yaşlarımda başladı. Yalnız yazdıklarımı kendime saklama kaydıyla. Kalem ve defterle olan dostluğum, kalabalık bir ailenin en küçük çocuğu olmam ve evin her tarafının, kalem kağıt ve kitap dolu olması ve bir nevi oyuncaklarımı bunlardan seçmem. İlkokula başladığım yıl zaten okuma-yazma biliyordum. Evde bana bu konuda önderlik yapmış kardeşlerim ve içimde kocaman bir hevesim vardı. Yıllarca sahip olmaktan büyük gurur duyduğum bir günlük. Ve hep bir gün kendi romanımı yazacağımın hayaliyle büyüdüm. Hep benimle ve bende olan bu aşk için size kesin bir tarih veremeyeceğim ama bu kadar geç kalmış olmam,  büyük kayıptır bana göre. Sonrasında başıma gelen talihsiz olaylar ve bunları duyurma hırsı ile, yazma aşkım depreşti diyelim. Ve aradan geçen uzun yıllar sonucunda, lise öğretmenim sevgili Ümran Hasşerbetçi' ye verilen bir söz.  "Tekrar yazmaya başlamalısın" Bu sözle birlikte tüm yazdıklarım ve yazacaklarım dile geldi ve ilk romanın "Kanatsız Melekler" ve hemen akabinde "ORİON" şiir kitabımla, yazım hayatıma başladım.

SORU-Şu anda  hazırlıklarını yaptığınız eserler neler? Bugüne kadar çıkardığınız eserlerde nelerden bahsettiniz?

SEBAHAT ŞAHİN- Hali hazırda piyasaya çıkmayı bekleyen iki kurgu romanım var. Ama ben "Kanatsız Melekler" Romanımla edebiyat dünyasına "merhaba" dedim. Konusunu tamamen gerçeklerden alan, toplumun büyük yarası kanser hastalığına bir ışık tutmak istedim. Adı dahi korkunç olan bu hastalığın aslında, neden ölümcül olduğuna kendimce ve tecrübelerimce bir yorum getirmek ve insanları bu konuda uyarmaktı amacım. Annemi ve ablamı bir dizi doktor hatasına kurban verdikten sonra gördüm ki, her sektörde olduğu gibi, burada da bazı dolaplar dönmekte. Küçücük , cılız bir ses belki ama "karınca misali" yanan ateşe bir damla su benimkisi. Belki de okurlarım, bu sudan bir nehir doğmasına vesile olur ve bu yangın bu ülkede son bulur. Kim bilir?

Ve "orion" uzun yılların birikimi şiirlerimi paylaştığım ilk kitabım. Şiir yazmaktan bu kadar hoşlandığımı, onları saymaya başlayınca anladım. Yüz-altmış sayfalık şiir kitabıma bir o kadar daha ekleyip ikincisini çıkaracak birikimim var lakin diğer İKİ KİTAP çok yeni olduğu için beklememiz gerekiyor...

SORU-Yazarken hangi kaynaklardan beslenmektesiniz?

SEBAHAT ŞAHİN-  Aslında yazmak için beslenmenizi belli bir seviyeye getirmelisiniz. Bunun bir birikim meselesi olduğuna inanıyorum. Tıpkı dolu bir barajın ona akan nehirlerinin gerekliliği gibi, kaynaklarını asla kesmemelisiniz, aksi takdirde zaman içinde baraj kurur. Ben okuyarak besleniyorum, buna bu yaşa kadar gelen yaşanmışlıkları de eklersek, bu konuda pek sıkıntı yaşamadığımı söyleyebiliriz…

SORU-Hangi tür yazarları okursunuz? Ne tür kitaplar okursunuz?

 SEBAHAT ŞAHİN- Çocukluğum ve gençlik yıllarımda çok zengin bir kütüphaneden beslendiğimi söylemiştim. Dolayısıyla çeşitli yazarları tanıma fırsatı buldum. Bunların arasında Maxim Gorki, John Steinbeck, Agatha Christie ile başlayan roman sevdası, sonrasında felsefe merakına jostein Gaardneer’ ın Sofi’nin Dünyası ile devam etti. Şimdilerde Paulo Coelho,

Adam Fawer, Kafka, Charles Bukowski, Edgar Allan Poe, Umberto Eco…  Ve Türk edebiyatından Peyami Safa,Kerime Nadir,  Elif Şafak, Osman Balcıgil, Orhan Pamuk, Ayşe Kulin vs… Nazım Hikmet Ran, Faruk Nafiz  Çamlıbel gibi. Şu an aklımda kalanlar. Kişisel gelişim kitapları okumayı da severim…

SORU-Okumayı sevmeyen ama yazmayı seven  bir toplum olduğumuz  söylenir. Bu konuda neler  anlatacaksınız?

SEBAHAT ŞAHİN- Yazmayı seven okumayı sevmeyen bir toplumun varlığını tartışabiliriz. Burada size okumayı sevmeyen insanların nasıl yazabildiği ile ilgili bir soruyla karşılık verebilirim. Sanırım sorunuzun cevabıdır bu, lakin, okumadan yazabilmenin imkansızlığını tahmin edebilirsiniz. Yazan insan fikir sahibidir, okuyarak bilgiye ulaşırsınız ama yazmak sizde, sentez yapabilme yeteneğini geliştirecektir. Dolayısıyla bilgiye çok değişik kaynaklardan ulaşabilmeli ve sonucunda kendi fikrinizi akıl süzgecinden geçirerek oluşturabilmelisiniz. Okumadan ve bilgiye ulaşmadan bir fikre sahip olamayacağınız için, yazacak bir şeyler bulmanız da imkansızlaşır. Bu da fikirsiz ve bilgisiz toplumlar demektir…

SORU-Ülkemizde  nerede  ise her yerde Üniversite var ama okuma seviyesi gene de düşük ülkemizde . Okuma seviyesi  neden düşük ülkeyiz?

SEBAHAT ŞAHİN Günümüzde her yerde üniversite olması sevindirici bir gelişme. Siz de takdir edersiniz ki, üniversite diye binaların yapılması, bir toplumdaki okuma oranını yükselmesine yetmez. Bu bir birikim ve geçmişten gelen bir yatırım gerektirir.  Ben bu yatırımın geleceğimize yapıldığının bilinciyle takdir ediyorum. Umarım geçecek elli yılın sonunda, içi boş değil, öğretim görevlileri ve öğrencileriyle dolu-dolu üniversitelerimiz olur…

SORU-Okumayı sevmeyen, okuyanla alay eden, okumayı yazmayı  amaç edinmiş insanlara  “boş işlerle uğraşma” denen bir ülkeden bir yazar olarak  umutlu musunuz?

SEBAHAT ŞAHİN- Okumayı sevmeyen bir toplum oluşumuz, yazık ki her alanda kendini gösteriyor. Sanırım son yıllarda yazmak, insanlara bir statü kazandırıyor. Bunda sosyal medyanın da büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Yalnız yapılan her işte olduğu gibi, balon gibi şişip, patlayanlar değil, bu işi gerçekten yapmayı seven insanların eserleri geleceğe akacaktır. Buna can-ı gönülden inanıyorum…

SORU-İyi bir yazar olmak isteyenlere neler  önereceksiniz?

SEBAHAT ŞAHİN- Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’in ilk ayeti “OKU” emridir.  Maalesef biz müslümanların düştüğü en büyük çelişki de, inandığı kitaba ihanetinden başlıyor. Okumuyoruz, okutmuyoruz. Bize yol göstermek amacıyla inen kitabımızı, allayıp pullayıp bir duvara asmışız. İçindeki mesajlar yerine, kendisini kutsallaştırmış, yazılanları güya okuyanlardan öğrenme yolunu seçmişiz. Yıllarca her gün daha cahil daha korkak bir millet haline gelmişiz. İnsan bilmediği şeyden korkarmış, dinimizi de bilmediğimiz için, ondan korkmayı, onu yaşamaya tercih etmişiz. Bu gün İslam aleminin geldiği bu durumun en büyük nedeninin okuma ve bilgi yetersizliğinden, dolayısıyla da cahillikten kaynaklandığı, yıllardır batının, oyuncağı haline gelmelerinden bellidir. Ben bir uyanışın başladığına inanıyorum. Bu uyanışın nedeninin bilginin ışığı olduğu apaçık bir gerçektir. Umuyorum ki, okuyan okutan bir toplumun ışığı meşalemiz olacaktır. Cahilliğin kararttığı dünyamızın, bilginin ışığı ile aydınlatılması temennisiyle…