GENÇ YAZAR MUHAMMED MÜNZEVİ İLE RÖPORTAJ

HEMŞEHRİMİZ GENÇ YAZAR MUHAMMED MÜNZEVİ:

''EDEBİYAT DERSLERİ ŞİİRSİZ OLMAZ!''

 

-Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Bugüne kadar hangi okullarda okudunuz?

 

Muhammed Münzevi: Doğum adım Muhammed Yıldırım. İlköğretimi Ali Osman Tepe Kardeşler İlköğretim Okulunda, liseyi Atatürk Anadolu Lisesinde tamamladım. Muhammed Münzevi benim mahlasımdır. Öğrenim hayatıma Bursa, Uludağ Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde devam etmekteyim. İncir Çekirdeği Dergisi yazarıyım. Şiirlerim aynı zamanda Şairane, İmsak ve Kalender gibi dergilerde yayımlanmakta.

 

-Edebiyatı sevmeye ve yazmaya başlama hikayenizi anlatır mısınız? Neden edebiyat? Neden Bursa? Bu okulu tercih etmeden önce ve sonraki duygularınız arasında ne farklar var?

 

Muhammed Münzevi: Edebiyatla tanışıklığım ortaokul sıralarında başladı. Türkçe derslerinde yazdığım denemeleri hocalarım beğenip üslubumun özgün olduğunu söylerlerdi. Liseli yıllarda Yılmaz Erdoğan filmi Kelebeğin Rüyası'nı izledikten sonra şiir yazmaya karar verdim. Edebiyat ve de özellikle şiir benim için ergenlik çağımdan itibaren bir sığınak görevi gördü. Bursa'da bulunma sebebim şehirde başta edebi olmak üzere her alanda aradığım her şeyi bulmam olabilir. Tarihi ve kültürüyle hala ayakta olan şehir bana ilham verir. Okulumu tercih etmeden önce daha önce Bursa'ya ayak basmamıştım. Okul vesilesiyle şehre adımımı attığım ilk günden bugüne edebi manada kendime çok şey kattım. Dergilerde yazmaya, antolojilere şiir vermeye, radyolarda programlar yapmaya başladım. İlk zamanlar derslerde başarısızdım. Bunun sebebi konferanslardan, söyleşilerden ayağımı çekmememdi. Şimdi derslerimi çok şükür düzelttim. Bundan sonra bölümüme odaklanacağım.

 

-Ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar? Kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin çabanıza bakış açısı nedir?

 

-Muhammed Münzevi: Ali ile Zübeyde'nin ikinci çocuğuyum. Ablamın adı Sema, kız kardeşimin adı Seda. Babam emekli oldu. Annem özel sektörde çalışıyor. Kız kardeşim lise öğrencisi, ablam Turizm bölümünü okumakta. Ebeveynlerim, Anadolu'nun her ebeveyni gibi çocuklarından sakınır. Aman siyasete bulaşma, aman şuraya gitme buraya gitme gibi. Ancak benim bu işe nasıl bir tutkuyla bağlandığımı gördükten sonra desteklerini esirgemediler. Bugün bir şeyleri başarıyorsam ya da yarın başaracaksam onların duaları sayesindedir. 

 

-Edebiyat alanında nereye gelmek istersiniz? Neden?

 

-Muhammed Münzevi: Gelecekte edebiyat alanında akademik kariyer, yayınevi imtiyazcılığı, televizyon programcılığı gibi ideallerim var. Nedeni şu ki şüphesiz bizim en hayırlımız başkalarına yardımcı olandır şiarıyla yola çıktım. İnsanlara faydalı olabilmek için de severek yapabileceğimiz işlerde bulunmamız gerekir. Ben bu işi seviyorsam, severek yapacaksam insanlara bir şeyler katarım. Vatana millete hayırlı bir evlat olmak bunu gerektirir.

 

-İncir Çekirdeği Dergisinin hikayesini anlatır mısınız? Kimler? Ne zamandan beri çıkarıyor? Okur kitlesi nasıl? Derginin ne gibi sorunları var? İncir Çekirdeği'nin gelişmesi için ne önereceksiniz?

 

-Muhammed Münzevi: Dergimiz Uludağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü menşeilidir. İnternet üzerinden yayımlanır. Fırsat buldukça baskı da yapar. İmtiyaz sahibi Ayşe Bengisu Akdağ, Yazı işleri müdürü Sirdem Kemiksiz, editörler Kübra Tarakçı ve Sultan Demir'dir. Dergi ekibi arasında öğretmen olduğu gibi, yüksek lisans ve lisans öğrencileri de mevcuttur. Şu sıralar 3. yıldönümümüzü kutlamaktayız. Okur kitlemiz her sayı 3000-4000 civarındadır. 29. sayıya kadar aylık çıkan dergimiz 30. sayı ile birlikte iki aylığa geçmiştir. Sorunlarımıza gelince baskı yapmakta sıkıntı yaşıyoruz. Bazı verilen sözler tutulmuyor, sponsorlar güvenilir olmuyor. Zaten öğrenciyiz ders kitaplarının parasını zor denkleştiriyoruz. Güvenilir sponsor, matbaa var ise bütün sayılarımızı neşretmek isteriz.

 

-İyi bir edebiyatçı nasıl olmalı? Yani edebiyat öğretmeni, edebiyatı gençlere anlatan insan?

 

-Muhammed Münzevi: Bu sorunun cevabı uzundur. Ancak ben size güzel bir örnek vereyim. Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society) filminde John Keating karakterine can veren Robin Williams bu sorunun cevabını da o filmde vermiştir. Bana göre iyi bir edebiyatçı derslerde şiir okumasa da şiir okutmalıdır. Edebiyat dersleri şiirsiz olmaz. Özellikle Türkiye'de. Çünkü çobanından padişahına şair olan bu millet ancak ve ancak şiirle kalkınır. İsmet Özel, bir zamanlar TRT'de ''Şiir Türkün İklimi'' adlı bir program yapardı. Bu durum bu kadar basittir. Yani şiir Türkün iklimidir.

 

-Bölüm, fakülte ve üniversitenizin gelişimi için ne önerirsiniz?

 

-Muhammed Münzevi: Okulumuzun hatırı sayılır bir eğitim düzeyi var. Bildiğim kadarıyla Türkiye'deki üniversiteler arasında zorluk derecesi göze alındığında özellikle bizim bölüm en başlarda geliyor. Bu yüzden akademik kariyer dışında okula gelen öğrenciler bu durumdan mustarip oluyor. Bölüm eğitimi akademisyen yetiştirmek amaçlı olduğu için öğrenciler derslerde zorluk yaşıyorlar. Gelişim konusunda ise akademik araştırma ortamlarının daha donanımlı olmasını tavsiye edebilirim ve de kesinlikle bu işi gönülden yapabilecek insanlar bu işin içinde olmalı.

 

-Pek çok genç edebiyat dergisi çıkarıyor. Ama okumayı seven gençlerin sayısı az. Gençler tecrübelilerden de faydalanamıyorlar ya da faydalanmak istemiyorlar. Sizce bu onlar için ne demek?

 

-Muhammed Münzevi: Eskiden çıkarılan dergilerdeki ürünler daha kaliteliydi. Çünkü bu işi sevmekten de öte tutkuyla yapmaktalardı. Ancak günümüzde herkes dergi çıkarabilir, kitap yazabilir durumda olduğu için bu işin kalitesinin esamesi okunmaz hale geldi. İnsanlarda anlaşılmaz halde mütekebbirlik var. Herkes her şeyi biliyor. Herkes her şeyi biliyorsa neden dergiler var. ''Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım.'' diyen Mevlana'yı neden duymaz duyamaz hale geldik? İncir Çekirdeği yazarları olarak bu durumdan şikayetçiyiz. Popüler dergiler kapaklarına aldıkları yazarlar hakkında yazıya, eleştiriye yer vermiyorlar. Böylece gençler de daha çok popüler kültürden beslendikleri için dergilerin içini açtıklarında yeni şeyler göremiyorlar. Böylece taklit taklidi doğuruyor. İncir Çekirdeği Dergisini elinize aldığınızda muhteviyatta kapaktaki yazarla alakalı yazı bulmanız mümkündür. Biz bir yazarı konu edindiğimiz zaman o yazarın dilini, yaşamını, eserlerini araştırarak yazılar kaleme alıyoruz. Bize gelen eleştiriler fazla akademik olmamız yönünde oluyor. Ama kapağı açtıklarında şiir, hikaye, mektup, röportaj görünce şaşırıyorlar. 

 

-Gençler iletişimi fazla sevmiyor. Siz ise seven insansınız. Bu size ne katıyor?

 

-Muhammed Münzevi: Bu yalnızca gençlerin değil toplumumuzun genel sorunudur. İnsanlar karşıt görüşündeki insanla neden bir şeyleri konuşamasın? Benim Bursa'daki yakın arkadaşlarımın görüşleri benim zıddımda olan görüşler. Ama ben onlarla bir şeyler konuşabiliyorum. Yeri geliyor geyik yapıyoruz yeri geliyor ağlıyoruz. Hepimiz bu toprakların çocukları olduğumuzu unutmuşuz sanki. Kaybettiğimiz şeyleri hatırlamamız gerekiyor. Çok sevdiğim bir şairin de dediği gibi: ''Yolumuz birbirimizi anlamaktan geçmiyorsa hiçbir yere varamayacağız demektir.'' Mesele tamamen bu şekilde. İnsanlara kendimizi anlattıktan sonra onları da dinlemeliyiz. İnsanlar bana sigaranın zararlarından bahsediyorlar. Ben de onlara televizyonun zararlarından bahsediyorum. İletişim bu kadar önemli. Dinimizin ilk emri ''OKU!'' ise neden kitap açmıyoruz da televizyon açıyoruz? Bu gibi düşünceler bana bazı şeylere bağnazca bağlanmamam konusunda çok şey kattı. En önemlisi de insan olabilmeyi öğretti, öğretiyor.

 

-Özelde Bursa Uludağ Edebiyat, genelde edebiyat bölümü okumak isteyenlere ne önerirsiniz?

 

-Muhammed Münzevi: Üniversite olarak Bursa, Uludağ Üniversitesini kesinlikle tavsiye ederim. Şehirde arayıp da bulamayacağınız materyal sayısı yok denecek kadar az. Genelde edebiyat okumak isteyenlere ise tavsiyem şudur: Öncelikle insan kendini sorgulamalı. Neden edebiyat okuyayım? Neden bu işi yapayım? gibi sorular sormalı kendine insan. Bu her meslek için geçerli. Eğer bu soruların cevabını kolaylıkla verebiliyorsa ve de bu işi gönülden yapabileceğine inanıyorsa buyursun gelsin edebiyat okusun.