Hayat yaşamaya değer mi?

Bu soruyu hemen hemen herkes sormuştur kendine. Kimine göre hayatı değerli kılan sadece kendisidir; kendi için yaşar, kimine göre ailesidir, kimine göre işi, kimine göre de hayalleri… Nitekim bu hayatta var oluşumuzun hep bir amacı vardır. Mutlu olmak, hayatı layıkıyla yaşamak elbette insanın kendi elindedir.

Sağlığınız yerindeyse, etrafınızda size değer veren, varlığınızla mutlu olan insanlar varsa ve bunun için şükretmeyi biliyorsanız, işte bu hayatı yaşamaya değer kılan en güzel etkenlerdir. Benim için de durum bundan ibaretti. Mutluluk, hayatımda sahip olduklarımı düşündüğümde dilimdeki şükürdü. Yaşadıklarımdan pişman olup üzülmemekti. Ben istedim ve ben yaşadım sonuçta, diyebilmenin hep ferahlığı içerisindeydim. Yaşadıklarım ve gördüklerim benim sınavımdı. Aldığım dersler sayesinde çok şükür ki çizgimi bozmadan yaşamaya devam ettim. Çoğu zaman üzüldüm, kırıldım belki ama hayatı yaşamaktan asla yorulmadım. Kaçırdım diye düşündüğüm fırsatların aslında bana yeni fırsatlar sunduğunu gördüğümde anladım hayatın daha anlamlı ve yaşamaya değer olduğunu. Hiçbir zaman başkalarının acılarından, mutsuzluklarından keyif almadım. Bunu yaptım diyen insanlara kolay kolay rastlanmaz ama her insan kendiyle yüzleşir, kendini dinler.  Doğruyu da bilir aslında.

 

Son olarak da şunları söylemek istiyorum. Her gün güneş doğar, yeter ki açık olsun perdeleriniz. O güneşi görebilmeniz için belki o kadar çok şükretme sebepleriniz vardır ki… Hayatın kıymetini bilip, her güne hayatınızın en güzel günü olması için şans verin. Sevmekten, gülmekten ve dua etmekten asla vazgeçmeyin…