TÜRKİYE VARLIK FONUNU KONUŞUYOR

Ülkede siyasetin girmediği kurum kalmamıştı. Özellikle devlete ait işletmeler ağzına kadar işçi ile doldurulmuş ve yol geçen hanına döndürülmüş çalışamaz haline getirilmişti. Dolayısıyla bu işletmelerin çoğu zarar ediyordu. Bu nedenle Turgut Özal başbakan olur olmaz bu işletmeleri özelleştirilmeye başladı.

                20–25 yıldır özelleştirme yapılmaktadır. Kâr yapanlarda satılmakta, zarar yapılanlarda satılmaktadır. Hatta SHP genel başkanı CALP boğaz köprüsü için “sattırmam da sattırmam” diye kendini yırtıyordu. Yapılan özelleştirme sonucunda elde edilen gelirler kurulan bazı fonlara aktarılmaktaydı. Bu fona aktarılma işi Turgut Özal döneminde başlamıştı.

                15 yıllık AKP döneminde 60 milyar TL üzerinde özelleştirme yapıldı. Çok fabrikalar özelleştirme sonucunda kapandı ve binlerce işçi işsiz kaldı. Tokat sigara fabrikası bunlardan sadece birisi… Yaprak tütün ve tekel satıldı onlar da yok oldu. Özelleştirme sonucu elde edilen gelirler çarçur edildi.

                Bu Varlık Fonu birden niye ortaya çıktı. Ne amaçla kullanılacak. Bunun iyi bilinmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu Varlık Fonu işini Türkiye’nin geleceği için çok tehlikeli görüyorum.

                ‘Varlık Fonu şirkete doymuyor.’ Ziraat Bankası, Halkbank, THY, TPAO, BOTAŞ ve ÇAYKUR’un devredildiği Varlık Fonu’na TRT’den TMO ‘ya, TOKİ’den TKİ’ye kadar çok sayıda kamu kurumunun da dâhil edilmesi bekleniyor.

                Varlık Fonu gelişmiş ülkelerin hepsinde vardır. Yanlız bizdeki bu Varlık Fonu dünyadaki örneklerine benzer bir varlığa dayalı değil…

                Varlık Fonu, gelirleri giderlerinden fazla olan ülkelerde kurulur. Devlet, fazla olan parayı yabancı sermayeye de açarak daha çok kazanmak için bu fonu kurar. Bizde ise tam tersidir. Yabancı, parayı getirecek, 20–30 senelik garantisi olacak. Bu aslında denetimi olmayan yokluk fonudur.

                Esfender Korkmaz Yeniçağ’daki köşesinde: “Türkiye Varlı Fonu, Dünyadaki örneklerinden farklıdır. Kamuya ait herhangi bir fazla kaynağı değil, borç alarak, eldeki kamu işletmelerini, özelleştirilecek bazı kurumları ve satılacak veya teminat verilecek kamu arazilerinin devriyle oluşturuldu. Bir nevi devlet holding şirketidir.

                Hükümet üyelerinin açıklamaları vatandaşı tatmin edecek düzeyde değildir. Sinerji olacak deniliyor. Neden ve nasıl? Tersine hantal kamu kurumlarının hisseleri bu fonda olacağı için gerek kurullar ve yönetim ve denetim kurulları tayinleri nedeni ile hantallaşma da daha fazla olabilir. Bütçe komisyonu denetleyecek deniliyor… Bu da hiç doğru değildir.

                Fon devletin dolayısıyla halkındır. Doğru çalışması ve etkin olması için önce doğru ve etkili bir halk denetiminin olması gerekir. Kamu da halk adına denetimi doğrudan meclis ve meclis adına Sayıştay yapar. Fonda Sayıştay ve Meclis denetimi yoktur.

                Perşembe sabahı iri yarı biri ukala tavırları ve elleri arkada Varlık Fonu adına Ziraat Bankasını denetlemeye geldiğini söylüyor. Memurlara emirler yağdırarak cahilane tavırları ve görgüsüz konuşma ve hareketleri ile cahil ve kaba olduğu ilk halinden belli oluyor. “Burası bundan sonra halkın değil, benimdir. Benden sorulur.”diyor. Belli ki özellikle gönderilmişElinde kağıt kalem memurlara talimatlar yağdırıyor. Memurlar bununla dalga geçiyor. Varlık Fonu’nun nasıl kullanılacağı belli oluyor.

                Murat Muratoğlu “Bu varlıkların geliri bütçeye aktarılıyordu. Bu gelirler olmayınca bütçe açık verecek. Peki,açık nasıl kapanacak? Daha fazla vergi ile mi?

                Türkiye’nin borcu boyunu aştı. Hazine garantisi verdiğimiz halde. Türkiye’nin inşaata dayalı projeleri uzun zamandır yurt dışından kredi bulamıyor. Yerli bankaların da nefesi kesildi.

                Bu Varlık Fonu kontrolünü aldığı şirketleri paketleyip teminat olarak gösterip kredi alacak. Kredi bulur bulmasına ama bu aldığı kredilerin çoğunu yine toprağa, betona gömecek. Geri dönüşü olmayacak.

                Varlık Fonu kendisine aldığı malları teminat göstererek aldığı borçları ya ödeyemezse? Sadece gelirleri değil, varlıkları da fona devredildi. Demek ki ellerindeki değerleri bir bir satacaklar.

                Savunma Sanayi Destekleme Fonu’ndan 3 milyar Lira, üç ay sonra geri ödenmek kaydıyla Varlık Fonu’na devredildi. Tabir yerindeyse bu para ile piyasalarda oynanacak!”

                Bu açıkça gösteriyor ki; iktidarın amacı, kamu mallarını denetim dışında tutmak ve kamu mallarını özel sektör gibi kullanmaktır

                “İran’da kamu mallarını %45’i dini vakıflarda,%40’i devlette ve %15’de özel sektördedir. Türkiye’de TVF’nin benzer bir düzene kaymasında ortam yaratma riski var. Bu fon tahvil çıkaracak. Dışarıdan borçlanacak. Fonu teminat olarak gösterip borçlanacak.

                Kâr eden işletmelerin karı bu varlık fonuna devredileceği gibi, zarar eden işletmelerin zararı da fondan karşılanacaktır. Çünkü işletmelerin hisse senetlerinin sahibi fondur.

 

                Sonuç olarak: Siyasi iktidar Dünyayı yeni keşfediyor. Oysaki Türkiye de geçmişte de bütçe dışı fonlar vardı ve onlardan zor kurtuldu.