HASRET ÜLKESİ

Şiir yazmayı unuttum, yıllardır… Öyle duygular kalmadı artık… Şimdi duygularım kelimelere değil gözyaşlarına dönüşüyor…  İki gözüm iki çeşmeyle görüşüyor…

Bu şiiri de, yüreği Resul Sevdalı birinden geldi.  Belli ki sessiz ve derinden gelmiş duygular…

Götürmüş onu ta Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya kadar…

Bu duygulu kız, benim torunum, adı:

            Emine Berre Ulu

Allah yüreğindeki sevgi selini artırsın…

İşte sevdası, yüreğinize ilham bıraksın…

 

“Başlarda anlamazdım kuşlara olan sevdamı,

Meğer bana gereken iki kanatmış

Beni hasret ülkesine götürecek iki kanat…

Kokusunu bilmediğim ama özlem çektiğim Hasret Ülkesine…

Resul’ün kokusuyla karışmış Hasret Ülkesine…

Şehitlerin ölmeyip göklere yükseldiği Hasret Ülkesine…

Beni hasret ülkesine götürmeleriymiş, meğer kuşlara olan sevdam.

Bir bilinmezdeydi benim vuslatım.

Bir bilinmezdeydi benim yolculuğum…

Çağır beni Hasret Ülkem!... Çağır Kudüs’üm!...

Kanatlarımı açıp sana geleyim.

Çağır beni! Süzülerek ineyim nur saçan kubbene…

Bitsin artık bu bilinmezlik,

Ruhum doysun ilk önce sana.

Bilmediğim kokunu öğreneyim, özlemimi dindireyim,

Efendiler efendisini bulayım sende,

Şehitlere selam vereyim,

Sonra seni bulunduğun esaretten kurtarayım.

Bedenim her zerrem bir toz tanene feda olsun, Hasret Ülkem...

Kudüs’üm, Aksa’m, bütün benliğimle size sarılsam…

Ve artık ben koruyayım seni kanatlarımın altında,

Çocuklar güvenle koştursun sokaklarında.

Aksa’m dolup taşsın ezanlarla,

Ve izin ver seninle kalayım orada,

Bir daha ayrılık olmasın aramızda...

Ta ki ruhum Rabbi’ne yükselene dek Aksa’nda!....”

 

Mehmet Emin ULU