HACI MURAT (Araba Sevdası)

            Köyümüzün erkek çocuklarının ideali, ya öğretmen ya da şoför olmaktı. Çünkü uygarlığa ancak bu mesleklerle gidileceğini sanıyorduk. Önümüzde kendisinin kılık kıyafeti, çocuklarının yaşantısıyla hepimizin gıptayla baktığımız örneklerden birisi sevgili öğretmenimiz, diğeri de kocaman kamyonu oyuncak gibi kullanan Nebi Gül’dü.

 

            Baba ve ağabeylerimizinkine göre Öğretmenimizin temiz kıyafetinin yanında oğullarının kısa pantolon ve kısa kollu gömlekleriyle harman yerinde bisiklet koşturup top oynamaları, ağzımızın suyunu akıtırdı. Nebi Dedenin rengârenk ışıklı kamyonuyla tozu dumana katmaları, ayrıca köyde bir görünüp bir kaybolması, biz çocukları erişilmez hayallere sevk ederdi.

 

            Ben de bu köyün çocuğu, hem de erkek çocuğuydum.

                             ****              ****

 

            Birinci hevesime ulaştım. Öğretmen oldum. Bir ilin ünlü bir lisesinde göreve başladım. Evlendim. İki oğlum oldu. On beş yıllık öğretmenim. Hala kirada oturuyorum ve de hala arabam yok. Ekonomik durumumuz biraz düzelince çocukluk hevesim depreşti:

 

            -Araba da araba!..

 

            Eşim bankacı. Bankaya sıkça uğrayan kentin tanınmış motor ustalarından birisine çala tutulmuş, seyrek kullanılmış bir otomobil aradığımızı söyleyip yardım istemiş. Beklenen müjdeyi yağmurlu bir kasım akşamında son dersten çıkışta aldım. Tofaş servisinde temiz, iki aded murat 124 bizi bekliyormuş. Büyük bir sevinçle biri araba sahibi, diğeri ehliyetli iki arkadaşımla servise damladık.

 

            Beyaz olanını beğendik. Ustanın favorisi de o imiş. Usta aracın her şeyine sonuna kadar kefil. Bize kelek atacak değil ya zaten tanıdıkmış. Ustanın kefaleti ve arkadaşlarımın yardımıyla vur aşağı, çal yukarı, çetin pazarlığı kısa sürede bitirip hayırlaştık. İlk işim, otomobilimin deposunu doldurup direksiyona geçmek oldu. Karanlıkta araç büyüye büyüye tır oldu. Yola baktım, yol hızla küçülüyor, keçi yoluna, patikaya döndü. Farlar nereden yanıyor, dönüş sinyalleri nasıl çalıştırılıyor? Apıştım kaldım, tüm gözeneklerimden terler boşaldı. Bu koca meretin bu yola sığacağını aklım almıyor. Ben akıllı uslu gitsem bile karşımdan ya da peşimden gelenlerin kurallara uyacağı garanti mi?

 

              Üstelik üç yıllık ehliyet sahibiyim. Elin arabasını sürmek kolaydı. Ama bunun parasını ben verdim.

 

            Arkadaşlarımdan birisi geçti de direksiyona, muradımızı kapımızın önüne park edebildik sağ salim. Yolcu koltuğuna oturunca arabanın küçülmeye, yolların büyümeye başladığına hayretle tanık oldum.

 

                 (Devamı olacak inşallah)