Keşke herkes bildiği işi yapsa…

Memleket ahkâm kesenlerle dolmuş taşıyor. Bırakın herkes bildiği işi yapsın. Kimse kimseyi yaptığı işle yargılayamaz. Hele de fikri olmayanların -Allah aşkına- zikri de olmasın…                                              Ben siyasetçi değilim, siyaset yapamam. Edebiyatçı değilim, edebi cümleler de kuramam. Din bilgim kendime yetecek kadar vardır. Öğrenirim ama başkasına nutuk atamam. Bilmediğim konularda konuşamam, susup dinlemeyi tercih ederim. Benim doğrum başkasının yanlışıysa eğer, saygı duyarım. Amma velâkin bilmediği konularda ahkâm kesenlere de tahammül edemem.                                           Son zamanlarda malum gündem referandum. Evet/ Hayır… Siyaset hakkında siyasetçi olmayanların, bilmediği konuda  fikirler yürütenlerin arkasından gülmemek mümkün değil. ‘Evet’çi misin ? ‘Hayır’cı mı? diye sorgulayıp, insanları yargılamak da nedir? Neden evet? Ya da neden hayır? diye sorulduğunda açıklama yapamayan bir vatandaşın, sadece inandıkları ve savunduğu insanların sözleriyle ahkam kesmelerine benim tahammülüm yok… Fikri ne olursa olsun, insanları yargılamaya hiç kimsenin hakkı yok. Bırakın herkes hür iradesiyle versin kararını. Bu iş hatır, gönül işi değil. “Evet demezsen sen böylesin. Hayır demezsen sen şöylesin” demek vatandaşın görevi değildir…  ‘Evet’çiler ve ‘Hayır’cılar birbirine düşman olmuş, kalpler kırılmış, keskin cümleler kurulmuş. Sosyal medya nutuk atanlarla dolmuş taşmış. İnsanlar yakmış, yıkmış, esmiş, gürlemiş… Unutmayın, ben şundan eminim ki, bu işin sonunda sandıktan çıkan evet de olsa, hayır da olsa o yüzler birbirine yine bakacak. Birbirine ahkâm kesenler aynı masada oturup yine sohbet edip, çay içecek. Bırakın vatandaş olarak ahkâm kesmeyi, nutuk atmayı. İşi bilen yapsın. Siyaseti bilen konuşsun. Sonuç ülkemiz için, vatanımız için, halkımız için hayırlara vesile olsun inşallah. Birliğimiz, dirliğimiz bozulmasın. Her zaman söylediğim gibi, kırmadan, kırılmadan, yormadan, yorulmadan mutlu ve huzurlu bir gelecek temennisiyle…