Çetin Oranlı ile röportaj

Yaptığı röportajlar ile zamanında ses getiren Çetin Oranlı bunların bazılarını ‘Sözün Ardı’ kitabında yayınladı. Umutcan Umut da Çetin Oranlı ile gazetecilik ve yayınladığı yayınlayacağı kitaplar üzerine bir röportaj yaptı. Gazeteci ve gazeteci olmak isteyenlere ışık olması dileği ile...

 

‘Sözün Ardı’ Kitabını Yayınlayan Gazeteci Çetin Oranlı  “Gazetecilik mesleğine sevdalı bir insandım. Bence bu sevdanın temelinde insan sevgisi vardır. İnsan sevgisine sahip olmayan kişi, topluma faydalı ve sürdürülebilir bir şekilde gazetecilik gibi sosyal boyutu güçlü bir mesleği uzun süre yapamaz. “

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz? Nerelerde çalıştınız?

ÇETİN ORANLI- Ordu'nun Kumru ilçesinde doğdum. Rahmetli babam Kumru'nun tanınmış esnaflarındandı. İlk, orta ve lise öğrenimimi Kumru'da tamamladım. Lise yıllarından itibaren yazım hayatıma başladım. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdim. Daha sonra yine Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı'nda yüksek lisansımı yaptım. Selçuk İletişim'de öğrenci iken Milli Gazete'nin Konya bürosunda muhabir olarak çalışmaya başladım. Daha sonra Konya merkezli Merhaba Gazetesi'nde önce muhabir, sonra da yazı işleri müdürü olarak görev yaptım. Merhaba' da son 10 yılı yazı işleri müdürlüğü olmak üzere, 16 yıl çalıştıktan sonra 2012 yılından bu yana Basın İlan Kurumu'nda görev yapıyorum. Halen Basın İlan Kurumu'nun Tokat Şube Müdürüyüm.

 

SORU-Gazeteciliği bu kadar sevmenizin sebebi nedir? Gazetecilik sevginizin başlama hikayenizi anlatır mısınız ?

ÇETİN ORANLI- Ortaöğrenim yıllarımdan bu yana yazmaya ve fotoğraf çekmeye ilgim vardır. Yazı ve fotoğrafın buluştuğu alan da; malum olduğu üzere gazetecilik. Lise yıllarımda ilçem Kumru'nun haftalık gazetesinde fahri muhabir olarak görev yapıyordum, ilk haberlerim bu gazetede yayımlanmıştır. Aynı yıllarda bir yandan fotoğraf çekiyor, diğer yandan da şiir ve nesir türünde eserler yazıyordum. Yazım dünyasına ilgim beni İletişim Fakültesi'ne yönlendirdi. Yani çocukluk yıllarımdan bu yana iletişim ve edebiyat üzerineydi. İletişim Fakültesi'nde öğrenci iken bir yandan geleceği düşünerek çalışmaya başladım. Gazetecilik mesleğine sevdalı bir insandım. Bence bu sevdanın temelinde insan sevgisi vardır. İnsan sevgisine sahip olmayan kişi, topluma faydalı ve sürdürülebilir bir şekilde gazetecilik gibi sosyal boyutu güçlü bir mesleği uzun süre yapamaz. Bu nedenle öğrenciliğim çok yoğun geçti. Bir yandan okul, bir yandan da işi birlikte yürütmeye çalışıyordum. Özel haberler, röportajlar alanına yoğunlaşmıştım. Ancak bir yandan da yorum alanına ilgi duyuyordum. Bu nedenle gazetemde müstear isimle köşe yazmaya da başladım. 1990'lı yılların sonlarıydı. 28 Şubat atmosferinin yaşandığı öğrencilik dönemimde yazdığım köşe yazılarından bazıları üniversite yönetimi ile aramı açmıştı. Yani gazeteciliğin gerektirdiği bedeli öğrencilik yıllarımdan itibaren ödemeye başlamıştım.

 

SORU- Bugüne kadar çıkardığınız eserler ve konusu hep gazetecilik. Hep gazetecilik üzerine mi eser vereceksiniz?

ÇETİN ORANLI-İlk kitabım; 'Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik' 2016 yılında yayımlandı. İkinci kitabım; 'Sözün Ardı-İz Bırakan Söyleşiler' kısa bir süre önce çıktı. İlk eser iletişim öğrencileri başta olmak üzere meslek mensuplarına faydalı oldu. Çok güzel değerlendirmeler aldık. İkinci eserin fikri hayatımız açısından katkısı olacağını ve not düşme vazifesini göreceğine inanıyorum. Sözün Ardı'nda yer alan röportajlarda Türkiye'nin temel sorunlarını ve 28 Şubat Darbesi'nin yol açtığı travmaları müşahede etmek mümkün. Bundan sonra yazacaklarım hususuna gelince... Gazetecilik alanı ile ilgili 28 Şubat döneminin izlerinin de yer alacağı bir hatırat nitelikli bir çalışma daha düşünüyorum.

 

SORU- Bundan sonra çıkarmayı düşündüğünüz eserler neler?

ÇETİN ORANLI- Şehir izlenimlerimin yer aldığı deneme mahiyetinde birkaç çalışma planlıyorum. Bu çalışmaların içerisinde memleketim Ordu ve ömrümün en değerli yıllarının geçtiği ikinci memleketim konumundaki Konya ile birlikte inşallah tarih ve kültür şehri kimliği ile Tokat da olacak. Cenab-ı Allah bize bu şehirde yaşamayı nasip ettiyse, bu güzelliklerle ilgili bir şeyler yapmak da görevimiz diye düşünüyorum. 'Tokat'a gitmek gerek' sözünden hareketle, ben de güzellikleri paylaşmak ve artırmak için 'Tokat'ı yazmak gerek' düsturunu benimsedim. Bunun yanı sıra, Allah nasip ederse, konularını belirlediğim, bir hikâyeler dizisini kaleme almayı hedefliyorum. Gençlik yıllarımda yazdığım, sonrasında uzun ara verdiğim şiirlerimle ilgili de bir çalışma düşünüyorum. Elbette bunlar kısa sürede olacak şeyler değil. İnşallah nefes aldıkça yazmaya ve insanlarımıza faydalı olmaya çalışacağım.

 

SORU- Memleketini seven herkes ile röportaj yapmışsınız. Bu insanları sevmenizin sebebi neydi? Röportajları kitap yapmanızdaki amaç neydi?

ÇETİN ORANLI- Röportaj gazetecilikte derinlemesine irdelemeyi sağlayan bir yazı türüdür. Bu nedenle gazetecilik hayatımda röportajların önemli bir yeri vardır, yüzlerce röportaj yaptım. Kitapta söyleşileri yer alan değerleri insanlar, fikirleriyle topluma yön gösteren kişilerdir. Şu da var; biri ile röportaj yapmak için onu sevmek şart değildir. Röportaj yaptığınız kişinin söyledikleri, gündem oluşturan tespitleri önem taşır. 'Yazıya dökülen söz, geleceğin dünyasına atılmış bir tohumdur' felsefesi ile bunu kitaplaştırdık. Bu röportajları elden geçirip seçmeler yapmak kolay bir iş değildi. Zira yaptığım röportajlardan önemli bir kısmı dijital ortamda bulunmuyordu.

 

SORU- İletişim okumasına rağmen insanlarla iletişim kuramayan çok insan var. Siz ise herkesle hemen iletişim kuran insansınız bunu nasıl başarıyorsunuz. Bunun size faydaları neler?

ÇETİN ORANLI - 'Yaradılanı severim Yaradan'dan ötürü' felsefesini bağrından çıkaran bir milletin ferdiyiz. Ben her insanın değerli olduğunu, her insanda mutlaka öğrenilecek bir şeyin bulunduğunu düşünürüm. Gazetecilik açısından bakarsak; her insanın bir hikâyesi vardır. Bu nedenle yeni insanlarla tanışmak hepimiz için bir kazançtır. Bunu yaparken, 'Cenab-ı Allah bizi iyilerle karşılaştırsın' duasını sıkça tekrarlarım. Bu yaklaşım sayesinde çok şükür arkadaş çevremiz epey geniştir.

 

SORU- İletişim okuyan gençler iletişim kurmayı seven insanlarla daha sık görüşseler bunun onların hayatına katkısı ne olur?

ÇETİN  ORANLI- İletişim öğrencileri, her şeyden önce sosyal olmaya mecburdur. Yani kolay iletişim kurma ve bunu sürdürülebilir kılma refleksini edinmelidir. Bu iletişim fakültesi bünyesindeki bölümler olan; gazetecilik, radyo-televizyon, halkla ilişkiler ve reklam alanlarının doğal gerekliğidir. İnsan sevgisine sahip olmayan, iletişim becerilerinden uzak olanların başka mecralara yönelmeleri isabetli olacaktır.

 

SORU-.Yerel basının güçlenmesini ve gelişmesini isteyen insansınız. Bu konuda yerel basına neler önereceksiniz Tokat basını örneği olarak

ÇETİN ORANLI- Ben yerel basının içinden gelmiş bir insanım. Tokat'ta fedakârca görev yapan yerel basınımız var. Sektördeki gelişmelere yakından ayak uydurmak, içerisinde yaşadığımız dijital dönüşüm çağına uyum sağlamak ve güç birliği yapmanın yollarını aramak her zaman faydalı olacaktır.

 

SORU- İletişim sizce ne demek önemseyen ile önemsemeyen insanlar arasında ne farklar var

ÇETİN ORANLI- Bence iletişim insanların birbirini anlamayı, anlaşabilmeyi başarabilmesidir. Günümüzde bireyselliğin, bencilliğin dozajının gittikçe arttığını görüyoruz. Hedonist, yani hazcı bir anlayış yeni kuşaklarda gittikçe güçleniyor. Birbirimizi anlamak için çaba göstermeli, empati yapmalı, aynı duygu iklimini yakalamalı, başkalarını da düşünmeliyiz. Mevlana der ki; "Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir." Ne yazık ki; ortak iletişim alanı gittikçe daralıyor.

 

SORU- İyi bir iletişimci olmak ve iletişim okumak isteyen gençlere ne önereceksiniz?

ÇETİN  ORANLI-İyi bir iletişimci her şeyden önce insan sevgisine, merak duygusuna, sorgulama beceresine ve yazım kabiliyetine sahip olmalı. Okuyan, araştıran, kendini geliştiren iletişimcilere her zaman ihtiyaç var. Hem günceli iyi takip etmek, hem de iyi bir genel kültüre sahip olmak için sürekli okumak çok önemli. Bunun yanı sıra öğrenciler alanları ile ilgili verimli bir şekilde kullanabilecekleri ölçüde mutlaka yabancı dil öğrenmeli. Ancak her şeyin başı sevgi. Bir işi sevmeden onu yapmak işkencedir. Bu nedenle gençler, her şeyden önce sevdikleri ve kabiliyetlerine uygun alanları tercih etmelidir.

Çok güzel bir röportaj oldu tebrik ve teşekkür ederim Çetin Bey.