MEMLEKET Mİ DERTLİ, İNSANLAR MI?

 

‘’Senin derdin de dert mi benim derdimin yanında’’ diyen insanlarla karşılaştığımız olmuştur. Bazen seviyorum insanları dinlemeyi. Belki derdine ortak olamıyorum ama en azından dinlemeyi seviyorum. Gördüğüm, duyduğum sohbet ettiğim kadarıyla, genelde bir şikayet, isteksizlik mevcut. Ev hanımları ev işlerinden dertli, çalışanlar çalışmaktan. Esnaf, oturmuş kapıda müşteri gelir mi diye beklemekten, durgun olan piyasadan, yapamadığı tahsilattan dertli. Evlenenler eşlerinden dertli, bekarlar evlenme derdinde. Öğretmenler öğrencilerden dertli, öğrenciler öğretmenden. Üniversite hayali kurup okumak isteyip okuyamayanlar dertli, mezun olup iş sahibi olamayanlar hepten dertli. Anne, baba evlattan, evlat anne babadan dertli.  Evini geçindirmek için iş bulamayan baba dertli, işinden memnun olmayan baba da dertli. Velhasıl kelam herkes dertli… (İstisnalar kaideyi bozmaz-).

            Bunca dert dinleyip de neşeden, huzurdan, mutluluktan bahsetmenin zorluğunu yaşayan bilir. Dertlere derman olmak, bir ilaç misali acıları dindirmek isteriz. Ve inanırız ki, bir ölüme çare bulunmaz… Yaşamanın gayesini iyi bilmeliyiz. Yaşama azmini yitirmek, gayemizden geri durmak bizi olmadık dertlere götürebilir.

            Her ne yaşıyorsak yaşadığımız günden geri düşmemeyi isteriz. Var olana şükretmeyi bilirken, daha iyisine varma adına gayretli olmayı da ihmal etmemeliyiz. “İyiyim, iyisin, iyiyiz” diyebilecek moral gücünü kendimizde bulabilmeliyiz.

Allah dert verip derman aratmasın. Hayatı yaşamayı bilenlerden olup, şükrü dilimizden bırakmamak dileğiyle…

Kalın sağlıcakla…