DEVLETE GÜVENEMEZSEK KİME GÜVENECEĞİZ?

Gayrimenkulüm yani taşınmaz malım var diye güveniyorsanız boşuna güvenmeyin. Diyelim uzak bir kentten hisseli bir arsa aldınız.  O kente uzunca bir zaman uğramadınız.

                Eskiden Sülün Osman diye birini duyardık. Biraz saf bulduklarına İstanbul’daki tarihi eserleri, minareleri ve camileri satarmış. Onun gibi ortağınız da el senediyle satmış, arsayı. Tabii sizin hissenizi de beraber... Aradan öyle uzun zaman geçmiş ki hisseli arsanız olduğunu bile unutmuşsunuz. Alan adam arsaya bir ev yapmış. Yirmi seneyi aşkın içinde oturuyor. Devlet; elektriğini, suyunu, doğal gazını bağlamış.

                Adam, evini tapuya tescil ettirmek için mahkemeye başvurmuş. Devlet, o zaman uyanmış. Tapuda arsanın bir hissesinin adınıza kayıtlı olduğunu görüp sizi mahkemeye çağırmış. Komedi bundan sonra başlar. Mahkeme, arsa üzerinde sizden başka hak sahibi bulunup bulunmadığını araştırıyormuş. Siz de sanıyorsunuz ki devlet haksızlığı gördü. Tapulu arazinize size sormadan ev yapanı cezalandırıp hakkınızı arayacak.

                Mahkeme bir süre sonra tekrar davet ettiğinde avukat gibi, hâkim gibi hukukçu dostlarınız, mahkemeye gitmenize gerek yok. Merak etmeyin kapı gibi tapu kayıtlarınız orada dururken mahkeme hakkınızı teslim eder, dava düşer demişler. Demişler ama kazın ayağı öyle değilmiş.

                Tapu kaydına güvenip hukukçu tanışlarınıza inanıp mahkemenin çağrısına icabet etmediniz. Günün birinde elinize bir yazısını daha tutuşturmuşlar mahkemenin.

                Yazıda mahkeme kararı bildirilmektedir. Arsanın tapusunun davacı adına tesciline, mahkeme masrafı ve de avukat ücretini ise sanık sıfatıyla tarafınızca ödenmesine karar verilmiştir.

                Tanık sıfatıyla çağrıldığınızı sanıyordunuz meğer sanıkmışsınız. Dava, mahkeme masrafı haksız kesesinden diye açıldığı için Mahkeme, sizi sanık saymış. Savunmanızı almadan yani yargılamadan haksız bulup masrafları size yüklemiş. Yazıyı okuyunca ne ile suçlandığınızı, niçin cezalandırıldığınızı bilmediğiniz için şaşakalmışsınız…  Böyle hallerde ve de bizim oralarda “Kötü dana gittiğiyle (Kaybolduğuyla) kalmadı, bir kulaç da ip götürdü” derler.

                Hani iki arkadaşın yenildiği okey masasının adisyonuna 33 çay, bir süt parası yazılınca, yenilenlerden birisi “Bu kadar çayı kim içti” derken, öbürü “Çayları bırak oğlum sütü kim içti sütü!” dediği gibi arsayı kaybettiğinizden çok, haksız çıkarılmanız acıtır içinizi de nereye başvuracağınızı, hakkınızı nasıl arayacağınızı bilmeden kalıverirsiniz ortada… 

                Artık tapulu arsanızı başkasına hibe eden ve de mahkeme masrafını size yükleyen adaleti anlayamaz, durumu açıklayacak bir merci ararsınız…

 

                Allah yardımcınız olsun bundan sonra…