EVET veya HAYIR

Ülkemizin gündemini meşgul eden ve dünyanın da pek çok ülkesinin takip ettiği bir değişikliğin “evet” ya da “hayır"la oylanacağı ve ülkemizin geleceğini çok yakından ilgilendiren bir konuyla meşgul milletimiz. Hazır millet bu konuya odaklanmışken fırsatı kaza etmek olmazdı! Siyasi mülahazaların dışında kalarak bu iki kelimeyle ilgili birkaç kelam etmek istedim.

                Benim açımdan “evet” ve “hayır”ın muhasebesi:

                Her iki kelimeyle de kurulan cümlelerin olumlu veya olumsuz, hayır veya şer olma durumu olan iki kelime. Dünyada herkesin kullandığı, her dilde karşılığı olan iki kelime.  Arapça'da “naam- lâ”, İngilizçe’de “yes-no” gibi.

                İnsanlık tarihiyle aynı yaşta olan iki kelime.

                Hz Âdem’e, “Cennet elmasından yemeyeceksin değil mi?” sorulunca, “Evet.” demiştir. Meleklere, “Hz Adem’e biat et.” denilince melekler evet, “Şeytan’a Hz Adem’e biat et.” denilince şeytan hayır demiştir.

                İnsanı Cennet veya Cehenneme götürecek iki karar kelimesi. Allah’ın emir ve yasaklarına uymaya “evet” kararını verip uygulayanlara Allah Cennet’i, “hayır” kararını verip kafasına göre takılanlara ise cehennemi vaat ediyor. Buyurun “evet” veya “hayır”’a. Tırnak içerisinde “bekâra hanım boşama’ya” benziyor mu? (Hiç sevmem bu cümleyi ama maksadı anlatıyor.)

                Çocuklarımızın isteklerine, eşimizin isteklerine, anne babamızın isteklerine, öğrencilerimizin isteklerine evet veya hayırla karşılık veririz. Verilecek evet veya hayır cevaplarını düşünerek, tartarak vermeliyiz. Çünkü her bir evet veya hayırların muhatabımızın kişilik gelişimini etkilememesi mümkün değildir.

                Her tercih (seçim) bir evet kararı içerir, hayır kararları ise kimseye evet dememe anlamına gelir.

                Muhtarlık seçimlerinden tutun cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar her bir mührün karşılığı evet veya hayır şeklindedir. Seçilmesini istediğimiz parti veya kişiye karşılık bastığımız parmak veya vurduğumuz mühürde “evet”, pusuladaki diğer kişi ve kurumlara ise “hayır” diyoruz. Kullandığımız bu oylar sonucu seçilenler ülkemizi, mahallemizi veya şehrimizi bizim adımıza yönetiyor, yatırım yapıyor, geleceğimizi planlıyor. O halde yapılan iş, o sandığa basit bir kâğıt parçası atmak mı yoksa o fiil sonucu çıkacak neticenin millet olarak geleceğimizi belirleyeceği mi? O yüzden “evet” veya “hayır” demenin bir vebali, bir sorumluluğu olmayacak mı? Bunun için ise bilmek, öğrenmek, aklımızı ve kalbimizi kullanmak zorundayız.

                Evlenirken de “evet” veya “hayır” seçenekleri karşımıza çıkıyor.

                Günümüzde her ne kadar dejenere olmuşsa da, genellikle ön hazırlığı olan, üzerinde düşünülen, artı ve eksileri hesap edilen bir sosyal olgudur evlilik.

                “Siz sayın …………. hiç kimsenin etkisi ve baskısı olmaksızın özgür iradenizle …………….’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”

(Burada hayır diyecek babayiğidi göremiyorum!) Her ne kadar iki kişinin birlikte olmasının ilk adımı olsa da bu evlilikten meydana gelecek çocuklar kendilerinden sonra dünyayı devralacak ve onu kullanacak çocuklar olacak. Sorumluluğu büyük olan bir “evet” kelimesi olsa gerek.

                Bazen evet veya hayır yalanın ya da gerçeğin en kısa ifadesidir. Oysa yalan veya gerçeğin nelere mal olacağı, ahlaki sonuçlarının neler doğuracağı hakkında ciltlerle kitap yazılabilir. Ama sorumluluk sahibi olmayanlar, bu iki masum kelimeye yükler koskoca günahı ve bir çırpıda o iki kelimeden birini çıkarıverirler ağızlarından.

                Neye evet neye hayır dediğimizin önemsiz olduğu bir zaman var mı?

                Günümüzün en büyük handikabı; bu kararların hızlıca verilmesi ve sonuçlarının değerlendirilmesinin hemen o an yapılması, gelecekle ilgili öngörülerde bulunulmamasıdır. Daha doğrusu karar vermenin sorumluluğunu hissetmiyor olmamızdır. “Belki” ye dayalı sosyal belirsizlik ortamlarında “evet” ve “hayır”larımız giderek rastgele hale geldi. Alışkanlıklarımız kadar o andaki güvenlik algımız, karşıdakinin inandırıcılığı gibi kaygan göstergeler evet ya da hayır seçeneklerinde git-gellerimizi oluşturuyor.

                Güzel Türkçemizin en vazgeçilmez iki kelimesidir evet veya hayır. Aile içindeki ilişkilerimizi, toplumdaki yerimizi, işyerindeki konumumuzu, arkadaş ilişkilerimizi, memleketin geleceğini belirleyen iki kelime... Dolayısıyla bu iki kelimeyi kullanmadan önce bir güzel düşünmek, akıllı insanın işi olsa gerek. Bir salisede ağzımızdan çıkan bu iki kelimeden biri sonucunda acaba esir mi olacağız yoksa güzel şeylerin habercisi mi olacak?

                Dolayısıyla:

                “Evet” veya “hayır” akıl işidir.

                “Evet” veya “hayır” vicdan işidir.

                “Evet” veya “hayır” sorumluluk işidir.

                İsmet Yalçınkaya

 

                4 Mart 2017