Bir Âdem Göçtü Bir Âlem Göçtü

-Ali Tepe’nin Ardından-

Bir Âdem Göçtü Bir Âlem Göçtü

            10 Mart Cuma günü içimizden biri ebedi âleme göç etti. Çoğumuzun Hayırsever Bir İş Adamı olarak tanıyıp bildiği bir beni adam…

            Aslına bakarsanız hiç de öyle değil… Zira hayırsever o kadar çok iş adamı var ki; hangisinden söz etseniz mutlaka hizmet ettiği alan çok dardır… Fakat Ali Tepe Ağabeyimizin başka meziyetleri vardı.  Bir defa o, asla hayatını kendisi için yaşamamıştır. Bütün hedefi, bütün gayesi: “Ne kadar çok kazanırsam, o kadar hayır yapabilirim.” düşüncesiydi. Bu yüzden kurduğu ve hem mütevelli heyet hem de başkanı olduğu “Ali Tepe Çağdaş Eğitim ve Sağlık Vakfı”nın bütün imkânları insanlığa vakfedildi.

            Bu yüzden Ali Tepe’yi bir hayırsever olarak değil; “KENDİNİ İNSANLIĞA ADAYAN ADAM” olarak ifade etmek daha doğrudur.

            Hiç şüphesiz, onun hizmetlerini, hayatının inceliklerini buraya yazmanın bir manası yoktur. Bir yangınla başlayan hayat yolculuğun ona ne büyük cilveler oynadığını, hayatının her anında kaderin vurduğu her türlü acımasız darbelere rağmen ayakta kalması büyük bir başarıdır. Asla yılmamış, asla pes etmemiştir. O, büyük bir mücadele adamdır. Çocukluğundan itibaren girdiği iş hayatının her anında bir sonraki aşamayı planlayıp düşünen; önüne gelen fırsatları değerlendirerek, kendi çektiklerini başkalarının çekmesini istemeyen bu eşsiz insanı tanımış olmanın büyük bahtiyarlığı içindeyim.

            Nerede bir yoksul, nerede bir öksüz, nerede bir fakir görse, nerede bir ihtiyaç sahibi olduğunu bilse, ona el uzatmaktan, onların gözyaşlarını dindirmekten büyük zevk alan bu güzel insan,  elbette huzur içinde yatacaktır.

            Onun kadife kadar yufka olan yüreğinin yansıması yüzüne vurduğu zaman kahkahası ve tebessümsüyle dünya tatlısı bir insan olurdu.  Kaç defa Vakıf’ta birlikte olduğumuzda ona anlattığım, fıkralara ve darbımesellere gülüşünü, tebessüm edişini hiç unutmam.

            “İlahi Emin Hoca, Sen Bin Yaşa Emi!!” diyişindeki letafet, aslında yüreği huzur dolu bir insanın, dile gelmesinden başka bir şey değildi.

            Okul yaptırmış, hastane yaptırmış, inanın bunların hiç biri önemli değildi. Onun için önemli olan gül yüzlü çocukların geleceği ve onların yüzlerindeki tebessümü idi…

            Bir defasında Tokat Ali Tepe ilköğretim okulundan bir öğrenci, bir kaç satırlık mektup göndermişti. Mektubu bana verdi: Yüksek sesle okudum.  Sesimse biraz da duygu yüklemiştim…

            Mektup bitince Ali Ağabeyin yüzüne baktım ağlıyordu…

            “Emin Hoca işte bu çocuklar benim yaşama umudum, sevincim ve övüncüm demişti”… Ben de gözyaşlarımı tutamadım. Birlikte sarıldık ağlaştık.

            Ali Tepe’nin pek çok üstün vasıfları vardır. Onun bu güzel vasıflarını ve hayat macerasını bir gazete yazısına sığdırmak abesle iştigal olur. Bence Ali Tepe’nin, hayatını bir kitap haline getirip yayımlamak icap eder.

            Bu kitaba biz başladık… Fakat sonunu getirmedik. İnşallah ailesi destek verir de bu kitap yazılır...

            Onun huzur içinde yattığından adım gibi eminim. Yakınlarına kuru bir başsağlığı dilemek istemiyorum.

            Ey ülkemin güzel çocukları, yoksulları, yetimleri!... Babanız sonsuzluğa yürüdü… Başınız sağ olsun, başımız sağ olsun!..

            Dilerim Allah’tan ona merhametiyle muamele etsin, ruhu şad, mekânı cennete olsun…      

 

MEHMET EMİN ULU