SAMİ YAMAN

Sami bey’i öğretmen evinde görsem de küçük kardeşi Prof. Dr. Ertuğrul Yaman’ı Fen Lisesi’nde verdiği Eğitim Değerleri konferansında tanıdım. Kardeşinin verdiği muhteşem konferansta Sami Bey’in mütevazi hali, hiçbir övünme emaresi göstermemesi dikkatimi çekti.

                Öğretmen evinde lobideki topluluklara katılıp sohbet ediyordu. Gazete okumam bitince bu topluluklara ben de katılıyordum. Topluluk Sami Bey’e anılarını anlattırıyor, herkes gülerken o hiç istifini bozmadan çok tatlı bir dille anlatıyordu. Herkes can kulağı ile dinliyordu. Her anısı bir ders niteliğindeydi. Ben içimden Türkçe öğretmeni olarak bu anıları neden yazmıyor diye düşünüyordum. Geçenlerde elime kitabını tutuşturunca dünyalar benim oldu. Düşündüğümü yapmıştı demek ki. Birinci anısını okuduğumda gelecek anılarında ne olduğu merakıyla eserini iki günde okudum. Bir roman akıcılığı ile yazılmıştı.

                Anılarda bazen kahkaha ile gülerken bazen de ağlayacak kadar duygulandım. Kendine has duyguları ile eğitim betimlemeleri çok güzeldi. Eğitimde yokuşa karşı var oluş sergiliyor. Konuşmalarındaki tatlılık kitabında da var. Anılarını bitirirken okuyucuyu düşünmeye, yorum yapmaya, derin derslere sevk ediyor. Kendisi de her anısından ders alıp yaşamına uyguluyor. Öğretmenliğine öğretmenlik katıyor. Öğrencilerine mualla duygularla uyguluyor. Dershanede ki  öğrencilerini dikkatle gözlemliyor. Mahzun, problemli olan öğrencileri görüyor. Onlara bir psikolog gibi yaklaşıp derdine ulaşıp derman oluyor. Dayılık satıp efelenen öğ5rencisine de ihtar, şiddet göstermeden onu doğru davranışa yönlendiriyor. Öğrencilerin karanlığını aydınlığa çeviriyor. Mevlana’nın “öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner ama bir çok dal kırılmıştır” sözünü unutmuyor. Hayat yolundaki engellerin takılmak için değil aşılmak için olduğunu düşünüyor. 

                Öğretmenim, anlamanın sevmekten geçtiğini çok iyi biliyor. Anlayışsızlıktan uzak. Kendi olumsuzluklarını hemen görüp düzeltiyor. Böylece öğrencilerini ve insanları açık sözlülüğe yönlendiriyor. Bazen alabora olsa da olumlu sağduyusu ile problemlerin üzerine giderek olumlu sonuçlara ulaşıyor. Yaşamına Hz. Ali’nin “en bilge insan kendi kusurunu bilendir” sözünü uyguluyor. Tam bir öğretim sevdalısı olarak görevini sürdürüp öğrencileri ve milletine faydalı oluyor.

                Öğretmenlikteki başarısının öğrenciyi ve mesleğini sevmekle mümkün olacağı sırrına ermiş. Öğretmenlikte sabır ve sürekli çalışmanın önemini anlayıp başarısını perçinlemiş. Öğrencilerine ve çevresine örnek olmayı hiç unutmamış ve hala devam ettiriyor izlediğim kadarıyla.

                Çalıştığım okullarda sevilen ve aranan bir öğretmen olmama rağmen yirmi iki yılı aşan emekliliğim boyunca “neden böyle yaptım” diye öğretmenlikteki hatalarıma üzülüyorum. Sami Bey’in öğretmenliğini görünce hayıflanacak hatalarının cüzi olduğunu sanıyorum. Hala çalışır olup çocuklarımıza faydalı olmasını arzuluyorum. Öğrencilerinin onu unutmayıp hep yolunda giderek millete faydalı insanlar olacağını düşünüyorum.

                Kitabının sonunda milli eğitimin başarılı olması için önerileri eğitimin performansını yükseltecektir. Tokat için önerileri çok yerinde duyarlılıklardır.

                Adam gibi adam olmanın yanında, fiziği gibi koskocaman öğretmen olan arkadaşı burada anlatmak zor. Genç öğretmenlerin, velilerin ve gençlerin bu eseri okuyarak ülkeye yararlı olacakları muhakkak.   

Saygılarımla.

28. 03. 2017

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen