STRES ve İNŞİRAH

Küçüklüğümden beri en sevdiğim, en çok okuduğum surelerdendi İnşirah. Önceleri anlamı üzerine düşünmeden yalnızca manevi ahengiyle yetinirken bu Cuma mânâsı şerh edildi. Son derece verimli bir hutbeydi. İnşirah suresinin son ayetleri şu anlamlara geliyordu:

-Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık var.

-Evet o zorlukla beraber bir kolaylık var!

-O halde boş kaldığında yine kalk yeni bir işe koyul

-Ve ancak Rabbinden ümit et, hep O'na doğrul!

                Diyordu ki ayetler, için daraldığında (psikolojin bozulduğunda, strese girdiğinde) çalışmaya ve üretmeye devam et. İşin biterse hemen yeni bir işe başla.

                Hani bir söz vardır: İnsan zihni bir değirmen gibidir. Eğer buğday verirsen o değirmen un yapar, üretir, işe yarar. Ama boş kalırsa tıpkı değirmen taşı gibi kendi kendini öğütmeye başlar.

                Bu ne müthiş bir psikolojik tespittir. Surenin anlamı bilimsel bir geçekliği ve psikolojik bir gerekliliği bariz bir şekilde ortaya koyuyor. İnşirah suresi manevi havası dışında da hayatla ilgili çağları aşan bir mesaj içeriyor. Ve bir daha anlıyoruz ki, ayetler hayatta uygulansın, manası çözülsün, mesajı alınsın diye gönderilmiş.

                Son ayette ise “Ve ancak Rabbinden ümit et, hep ona yönel.”  Bu da insan gücünün çok çok üzerinde bir güce sığınarak tarifsiz bir huzuru vaat ediyor. Bu ümitle yaşayan bir insanın bunalımda kalması imkânsızdır. Bütün yaşam öyküleri de gösteriyor ki insan içinden çıkılmaz zannettiği sıkıntılardan zaman içinde kurtuluyor ve hayata, üretmeye devam ediyor.

                Bu ayetler medeniyet inşası için de olmazsa olmaz kaideleri bünyesinde barındırıyor. Ümitsiz ve yoğun stres altındaki insan üretemez. Stresten kurtulmak için inadına üretime devam etmek gereklidir. Bu bilinçle yetişen üretken nesiller kısa zamanda hayal ettikleri hedeflerin çok çok ötesine geçebilecektir.

 

                Yalnızca bir şeye ihtiyacımız var: çalışmak, çalışmak, çalışmak…