GAZİ OSMAN PAŞA VE PLEVNE

Türk Tarihinde Şanlı Plevne Müdafaasıyla büyük şöhret kazanmış olan Gazi Osman Paşa; yalnız milli tarihimizin değil, cihan tarihinde de kendine yer açmış olan eşsiz bir kahramandır.

                Gazi Osman Paşa 1832 yılında Tokat’ta doğdu. Tokat’ın tarih, kültür ve manevi ikliminin en deruni dokularını teneffüs ede ede büyüdü.  Bir sonbahar mevsiminde, hüzün yaprakları toprağı öperken o yedi yaşında İstanbul’un gizemli kokusunu ilk kez Cihangir’de aldı. Sübyan Mektebi, Askeri Rüştiye derken, 1844 yılında Kuleli Askeri Lisesine geçti.  Liseyi birincilikle bitirdi. 1852 yılında Harp Okulunu üstün dereceyle teğmen olarak tamamladı.

                Azmi, idealleri, askerlik mesleğine karşı sevdası her şeyin üstündeydi. Son derece dindar, mütevazı ve dirayetli biriydi. Düşmanlarına karşı sert olan Gazi Osman Paşa, savaşta askerlerinin arasında bir onbaşı gibi dolaşır, yemeği askerleriyle birlikte yerdi. Onun hayatındaki en büyük zevki: Kendine emanet edilen askerleriydi. Askerlerinin her türlü dertleriyle ilgilenir; ağlayanla ağlar, gülenle gülerdi. En şiddetli savaş anlarında bile ruhunu dinlendirmek için Kur’an okumaktan asla geri durmazdı.

                Gazi Osman Paşa, ilk savaş tecrübesini Kırım Savaşında kazandı. Bu savaştaki kıvrak zekâsı, düşmanın hareketlerini önceden sezmesi, ona şöhret üstüne şöhret getirdi. Fakat o asla “Ben” demedi. Kendini; vatanın, milletin ve Allah’ın hizmetkârı olarak görürdü ve öyle yaşadı. 1865 Suriye İsyanı,  1866 Girit İsyanı, 1868 Yemen İsyanlarını bastırmadaki başarısı, onu merkez komutanlığına kadar getirdi. 1875 yılında Sırp İsyanı ile başlayıp devam eden savaşların sonunda Mareşal oldu.

                1877 yılında başlayan ve “93” harbi olarak bilinen, tarihin en büyük savaşlarından biri olan Osmanlı-Rus savaşlarının kaderini o değiştirdi. Hatta bu savaşların tarihini o yazdı.

                Gazi Osman Paşa, Plevne Savaşlarında: Dünya Savaş Tarihine yön verecek, tarihin hafızasını yenileyecek tam üç büyük savaş kazandı. Yarım milyonluk Rus ordusunu, kırk bin kişilik bir orduyla perişan etti.

                Sonunda “Mağlup Olan Galip Bir Kahraman” olarak yaralandı ve gazi oldu.

                Plevne Savaşları ve Gazi Osman Paşa için söylenecek çok söz var.  Biz sözlerimizi  “TUNAYA DOĞRU”  (Nisan Ortalarına Doğru Mostar Yayınları Tarafından Okuyuculara Sunulacak Olan Ve Ödül Verilen)  romanımızda teferruatıyla yazdık.

                Burada şunları ifade edebilirim:

                Bugün millet olarak var oluşumuzun, kurduğumuz devletin hür ufuklarından ay yıldızlı bayrağımızın nazlı nazlı dalga dalgalanmasında hiç şüphesiz; Tuna Boylarında canlarını, vatan, millet ve Allah için seve seve feda eden on binlerce şehidimize borçlu olduğumuz asla unutmamalıyız. Çünkü o ruhla Çanakkale Zaferini kazandık, o ruhla İstiklâl Savaşını kazandık ve Türkiye Cumhuriyetini kurduk.

                5 Nisan 1900, Gazi Osman Paşa’nın hakka yürüyüşünün sembol tarihidir. 117 yıl önce Fatih Camii haziresine defnedilmiştir. Allah, mekânını cennet, ruhunu şad etsin.

                İnşallah bundan sonraki yıllarda Gazi Osman Paşayı anarken; “Tuna’ya Doğru” romanını okuyan gençlerle birlikte anmak nasip olur.      

                 İstanbul’dan güzel memleketim Tokat’ta, saygı selam ve hürmetler…

 

MEHMET EMİN ULU