HASBİHAL

Çocukluğumu anlattığım bir kitabımı okuyan sevgili dostum Osman Kablan, o dönemde köyümüzde kullandığımız sözcüklerin listesini çıkarmış. Yeni neslin bunları anlamayacağı için. Kitaba bir açıklama eklenmesi gerektiğini önermiş sanıyorum.

Sevgili dostum diyorum. Dil de diğer canlılar gibi yaşayan bir varlıktır. Doğar, büyür yaşlanır ve ölür. Şöyle ki: bir arkadaşım, “Elli sene önce kullandığımız tarım aletlerinin önemli bir bölümü unutulmaya yüz tutmuştur. Şu anda onlar hastalandılar. Tamamen unutulduğu zaman öldü sayılacaklar” demişti. Bu görüşte gerçek payı yok mu?

Adam face’ye bir kuzine resmi koyuyor, bunun adını bilenlerin yazmasını istiyor. Gelen yanıtlara bakıldığında sözcüğün hastalandığı kanaatine varıyoruz.

Bunun yanında da yeni doğan, çocukluk, gençlik, olgunluk çağını yaşayan sözcüklerimiz var. Örneğin çocukluğum zamanında kullanılan tarım aletlerinin tamamının adını biliyordum. O zaman köyümüzde traktör yoktu. Şimdi nerdeyse her kapıda ya bir traktör ya bir otomobil bekliyor. Doğal olarak köydeki delikanlı, boyunduruk yerine direksiyonu telaffuz edecek. Yani “boyunduruk” can çekişirken, direksiyon” en görkemli günlerini yaşıyor.

Sami Yaman anlatmıştı. İçinde yaba ve aba sözcükleri geçen bir sözü açıklamalarını istemiş, öğrencilerinden. Hiç birinin yanıtlamadığını görünce hatasının farkına varmış. “Ben diyor öğrencilerimin yaba ve aba sözcüklerini bilemeyeceklerini düşünememiştim. Ya sözcükleri açıklamalı, ya da onlara tanıdık sözcüklerden oluşan bir söz sormalıydım.” 

Aynı olayı ben de yaşadım. Kompozisyon dersinde verdiğim konuyu herkes harıl harıl yazarken birisinin öyle oturduğunu gördüm. Sebebini sorduğumda Almanya’dan yeni geldiğini, soruyu anlamadığını öğrendim.

Kimi sözcükler de terim anlamında kullanılırlar. Geometri, fizik, tarih, coğrafya dilbilgisi ile ilgili özel sözcüklere terim denir.

Sözün özü Sayın Kablan, ne ölenlere engel olabilir, ne de doğanlara yetişebiliriz. Zaman içinde yakalayabildiklerimizi hakkıyla kullanabilirsek kendimizi başarılı sayabiliriz diyorum.

Hepsi bu…