EDEP…

Edep, insanın davranışlarının ve ruhunun güzel olması demektir. Hayatı boyunca kendisiyle birlikte olan, karakterini ayakta tutan değerdir, edep.. İslamın en güzel ahlak olduğunun özetidir. Haddini aşmayan, kendini bilen, kalp kırmayan, insanlara en güzel yakışan sıfattır edep. Dedikodudan, haksızlıktan ve kötü ithamlardan uzak durmaktır edep. İnsan ayrımı yapmayan, hileden, yalandan ve insanları aşağılamaktan uzak durmak, başkalarının kusurlarını örtebilmektir edep.

Son zamanlarda gördüğüm bazı insanların bu kavramdan pek de haberdar olmadığını düşünüyorum. Gördüğüm çirkin hareketler, seviyesiz konuşmalar, o insanlar için edebin elden gittiğinin kanıtıdır bence. Kendinizi överek, karşınızdaki insanları aşağılayarak edepli olduğunuzu savunamazsınız. Karakter, kişilik ve ahlak para ile satın alınmayacak değerlerdir. Malınız, paranız, servetiniz, kariyeriniz olabilir ama edebiniz elden gitmişse vay halinize. Bununla ilgili okuduğum kısa bir örneği yazmak istiyorum.

Adamın oğlu kaymakam olmuş ve babasını ayağına çağırtmış. Gelen babaya, oğlu “Bak hani sen bana senden bir şey olmaz, sen adam olmazsın demiştin. Bak koca ilçenin kaymakamı oldum.” diyerek kibirlenmiş. Bunun üzerine babası, “kaymakam olmuşsun ama yine adam olamamışsın.” demiş. Babasını ayağına çağırabilen bir evlat da işte bu şekilde edep yoksunudur.

Ne güzel söylemiş Yunus Emre ‘’Edebim el vermez edepsizlik edene, susmak en güzel cevap edebi elden gidene.

Edepsizlikten uzak kalıp, edebi elden bırakmadan yaşamak dileğiyle…