BİZDE BİLİNÇ KAYBI MI VAR?

Bir milleti millet yapan değerler nelerdir önce ona bakmak lazım. Neler bunlar: efsaneleri, kahramanları, zaferleri, milli bayramları, manevi değerleri ve bunları kapsayan tarihleridir.

            Düşmanlar tarihi bilinci yok etmek için önce bu değerlerden başlarlar. Özcan Yeniçeri: “ Türk Milleti, barbar, hunhar ve soykırımcı ilân edilerek milletlerin tarihleri ve kültürleri infaz edilir. Tek vatan diyorlar da ‘Türk Vatanı’ diyemiyorlar. Tek bayrak diyorlar da ‘Türk Bayrağı’ derken sıkıntı çekiyorlar. Tek millet diyorlar da ‘Türk Milleti’ diyemiyorlar ve nihayet Tek devlet diyorlar da ‘Türk Devleti’ diyemiyorlar.”diyor.

             “Tek millet diyoruz. Dikkat edin. Türk demiyoruz, Kürt demiyoruz.’diye bir de övünüyorlar.”

            Vatanın, bayrağın, milletin ve devletin Türk olduğunu söyleyememek vatanı, milleti ve devleti sahipsiz bırakmaktır.

            M. Akif milli mücadele sırasında bu tehlikeyi görerek şöyle demiştir:

             “Sahipsiz vatanın batması haktır,

            Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”

            Bir milletvekili çıkıyor. “Kurtuluş Savaşı olmamıştır, Yunan tarihinde böyle bir şey yazmıyor.”diyebilirken başka bir milletvekili de “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk.”, bir diğeri çıkıyor Cumhuriyete “90 yıllık reklâm arası ”diye dalga geçiyor.

            Tarihi bir olay:

            Mustafa Kemal Yafa’da askeri görevi sırasında bir olayla karşılaşır. Orduda ki subaylarda dahi Arapları Türklerden daha üstün görme hastalığı vardır. Onları daha soylu(necip) gösterdiklerini gördüm. Yafa’da ki birlikte bir Türk çavuş, verdiği emirleri anlamayan Arap erleri azarlayınca aralarında başlayan tartışma birlik subayına yansıtılmıştı. Makedonya kökenli Yüzbaşı, Türk çavuşu haksız bulmuş ve onunla da ayetinmeyerek, Arapların kavm-i necip’ten yani soylu bir ırk olduklarını ileri sürerek bir Türk çavuşunun onları azarlamak şöyle dursun, onların ayaklarını yıkayacak kadar bir değerinin bile bulunmadığını söylemişti.

            Durumu izleyen Mustafa Kemal, birden bire “Kes sesini Yüzbaşı!”diye ortaya atılmıştı. Arkasından, Arapların bazı bakımlardan soylu olabileceklerini kabul ettiğini söyleyerek ve “Ancak senin, benim, Müfit’in ve bu çavuşun mensup olduğu ırkın da soylu olduğu inkâr edilemez!”diye ekleyerek Yüzbaşıyı uyarmıştır.(Şerafettin Turan-Mustafa Kemal Atatürk, Bilgi Yayınları)

            Orhan Karaveli “Bir Ankara Ailesinin Öyküsü” kitabında annesi ona bakın ne diyor: “Oğlum biz eskiden Türk olduğumuzu bilmezdik. Biz Ankaralıların çoğunluğu Müslüman’dı, bir de gayri Müslimler vardı. Onlardan yeri geldikçe Yahudi, Ermeni, Rum diye söz edilirdi de bizlerden kimse Türk diye bahsetmezdi. Sadece ‘Müslüman’ ve biraz ‘Osmanlı’ydık. Türk sözü hemen hemen hiç geçmezdi. Okullarda bile geçmezdi.”

            Bu sözler Türk çocuklarının kulağına küpe olsun!

            Birinci dünya savaşında yeni çıkmış bir millet, özgürlük ve bağımsızlık için daha büyük bir mücadeleye, Kurtuluş Savaşı’na başladı.

            Asaletiyle, bilgisiyle, ileri görüşlülüğüyle, kahramanlığıyla dünyanın hayranlığını ve takdirini kazanan Mustafa Kemal Atatürk; aşağılık kompleksine kapılan ve adının Türk olduğunu dahi bilmeyen Türk Milletine: “Türk’ün onuru, çok büyüktür. Asla aşağılanamaz. Bağımsızlık davamızda ölünceye kadar sebat ve ısrar edeceğiz ”diyor.

            Atatürk ve arkadaşları Kurtuluş Savaşı devam ederken milleti temsil edecek heyetleri Ankara’da topluyor ve:

            “23 Nisan 1920 günü bir milletin kaderini değişecek.”diyor

            Bağımsızlık ve milletin egemenliği için atılması gereken ilk adım’ı atıyorlar.23 Nisan 1920’de meclis açılıyor. Türk Milletinin egemenliği ilan ediliyor.

            Atatürk bu anlamlı günü çocuklara armağan ediyor. Bu tarihi gün,1922’den itibaren “Ulusal Egemenlik Bayramı” olarak kutlanmaya başlanıyor.

            İlk Çocuk Bayramı kutlaması da 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde Ankara’da gerçekleşiyor..

            1981’de “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ”oluyor..

            Bazı milli değerlerimiz yozlaştırılmaya çalışılıyor. Çocukların tarihi bilinci yok ediliyor. Okullarda And’ımız yasaklanıyor. “Ne mutlu Türküm Diyene” siliniyor.. Resmi daire tabelalarından T.C kaldırılıyor.

            23 Nisan,29 Ekim ve 19 Mayıs yürüyüşleri ve bando takımları kaldırılıyor. Milli bayramları kutlamalarına getirilen kısıtlamalar ve yasaklar ise milletin bayramlara olan bağlılığını bugün daha da güçlendirdi.

            Tokat’lı Leali’nin şu ifadeleri bu tür bir ızdırabı yansıtmaktadır:

            “Olmak istersen itibara mahal

            Ya Arap’tan yahut Acem’den gel;

            Acem’in her biri ki Rum’a gelir

            Ya vilayet ya sancak kuma gelir.”

            Bugün de Türk, Türk Milleti, Türk Bayrağı, Türk Devleti ve Atatürk kavramlarına şaşı bakanlar inkârcı ve bölücü tarihi mirasın ürünüdürler.

 

            Bütün çocuklarımızın geçmiş 23 Nisan Bayramını kutlarım. Geleceğimiz sizlerin ellerinde. Vatanımıza ve Cumhuriyetimize sahip çıkacağınızı biliyoruz.