HIDRELLEZ BAYRAMI

Hıdrellez, Türk dünyasında ve Anadolu’da ortak heyecanlarla yüzyıllardır kutlanılmaktadır. Eski dönemlerde takvim;  ekin ekme, bağ bozumu, hasat, koç katımı, baharın gelmesi, tabiatın canlanması vb. gibi olaylara göre belirlenirdi. Hıdrellez bahar bayramıdır. Bu tarih kışın bitişi ve yazın başlangıcı, yılbaşı olarak kabul edilir.

                Rûz-ı Hızır (Hızır’ın günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında Hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez, Hızır ve İlyas peygamberin yılda bir kere bir araya geldikleri gündür.

                Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre “Hızır Günleri” adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise “Kasım Günleri” adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır.

Hıdrellez günü evler baştan başa silinmekte, ev eşyaları, mutfak eşyaları, üst-baş baştanbaşa temizlenmektedir. Bu çabalar Hızır Aleyhisselam’ın eve uğramasını sağlamak için yapılmaktadır. O gün için yeni elbiseler, ayakkabılar alınır. Hıdrellez günü kuzu veya oğlak kesilmesi, bu arada birçok yiyeceğin hazırlanması tamamlanır. Eskiden köylere yakın tekke, türbe ve yatır yanlarında Hıdrellez eğlenceleri yapılmaktaydı.

                Bir gün önce komşularla yardımlaşılarak hıdrellez çöreği yapılır. Hıdrellez günü ip atlanır, salıncakta sallanılır. Salıncakta sallanırken saçını tarayanların saçlarının uzun olacağına inanılır. Toplu yemek yenir. Geleneğe uygun olarak Anadolu’nun birçok bölgesinde “Hıdırlık” denilen mesire yerleri mevcuttur. İlimizdeki Hıdırlık  Köprüsü de bu eğlencelerin yapıldığı yerdir.

                Hıdrellez gecesi gün doğmadan önce teneke çalınır. Bundan amaç köstebekleri bahçeden çıkarmaktır. Hıdrellez gecesi bir gül fidanının dibine dilekler adanır, dilekler şekillerle belirlenir. Ev istenirse topraktan, kiremitten ev, bebek istenirse bebek, para istenirse gül dibine gümüş para konur. Sabah herkesten önce kalkıp hiç kimseye görünmeden o suya bakan ve güzelleşmek için dua eden kişinin bir yıla kadar duası kabul olurmuş.

                Hıdrellez sabahı gün doğmadan kalkılır dut ağacına kurulan bir salıncakta sallanılır. "Derdim aşağı, kendim yukarı" denir. Böylelikle dertlerden kurtulunacağına ve bir yıl boyu mutlu olunacağına inanılır. Sabah güneş doğmadan kalkılır. Güneş doğmadan önce kırlara çıkılır, çiçek ve otların üstündeki çiğler toplanır, ele yüze sağlık ve siğilleri yok etmek için sürülür. Bu çiğle mayalanan sütün yoğurt olacağına inanılır. Sallanırken "Dağlara, taşlara, ulu ulu ağaçlara hastalık, bana sağlık" diyerek dal atılır. Bu yolla hastalıkların vücuttan atılacağına inanılır.

                Çocuğu olmayan kadınlar gül dalına veya ağaç dalına salıncak kurup, içine oyuncak bebek bırakır. 5 Mayıs gecesi dileği olanlar için taze soğanın iki yaprağını uçlarından eşit olarak kesilir. Uçlardan birisine iplik bağlanıp dilek tutulur. Ertesi gün iplik bağlanan yaprak uzamışsa tutulan dileğin gerçekleşeceğine inanılır.

                Çimenlerin üzerinde yuvarlanılır veya takla atılır. Hastalığı olanlar elbisenin bir parçasını gül dalına asarlar.

                Kapı, pencere, ambar ve yiyecek kaplarının ağzı açık bırakılır. - İçinde para bulunan kaseler gül dalına asılır veya dibine bırakılır.

                Dileklerin kum, taş, tuğla, tahtadan vb örnekleri yapılır ve 5 Mayıs gecesi gül ağacının dibine bırakılır.  Ev sahibi olmak isteyenler gül dalının altına ev maketi yaparlar.  Para sahibi olmak isteyenler gül dalına para bağlarlar.

                Hayvanların sütünün çok olması için Hıdrellez günü süt kaynatılmaz, gece kaynatılır. Hıdrellez günü boya badana yapılmaz. Unların kurtlanmaması için maya yapılmaz. Hıdrellez günü evin bereketinin azalmaması, gelecek yıla kadar devam etmesi için ekmek, hamur, un gibi bereketin sembolü yiyecekler kimseye verilmez. Dikiş dikilmez, eğer dikiş dikilirse, dikiş dikenin o yıl çok yılan göreceğine inanılır.  Un elenmez, elenirse o yıl çok sinek olacağına inanılır. Makas tutulmaz, tutulursa hayvanı olanların hayvanlarını kurtların kapacağına inanılır.  Eve kuru çalı-çırpı götürülmez.  Geç kalkılmaz, yoksa kişinin kısmetinin kaçacağına inanılır. Ekim yapılmaz; ekim yapılırsa o sene iyi ürün alınamayacağına inanılır.

 

                Hıdrellez bir bayramdır. Yeni bir mevsimdir. Bizi millet yapan böylesi bayramlarımız var olsun.